5’i tutuklu 7 CHP’li belediye başkanının da aralarında bulunduğu 200 sanıklı Aziz İhsan Aktaş davasının ilk duruşması, ikinci haftasında devam ediyor. Duruşmada sanıkların savunmaları dinleniyor. Beşiktaş Belediye Başkan Yardımcısı Ali Rıza Yılmaz, yargılama sürecine tepki göstererek aleyhinde ifadeler olduğu halde ifadeye dahi çağrılmadığını söyledi ve “CHP’li olduğum için mi peşin hüküm veriliyor” dedi. Her yıl yapılan Sayıştay denetimlerinde herhangi bir suç unsuru bulunmadığına da dikkat çekti.
HABER MERKEZİ – “Aziz İhsan Aktaş Suç Örgütü Davası” olarak kamuoyuna yansıyan ve aralarında 5’i tutuklu 7 CHP’li belediye başkanının da yer aldığı 200 sanıklı davanın ilk duruşmasında ikinci haftaya girildi.
Toplamda 33 kişinin tutuklu yargılandığı ve İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri’deki Marmara Cezaevi yerleşkesinde görülen davada, bu hafta tutuklu sanık savunmalarının tamamlanması ve haftanın sonunda tutukluluklara ilişkin ara kararın açıklanması bekleniyor.
ARA KARAR BEKLENİYOR
Bugün birinci duruşmanın beşinci gününe girilen dosyada, şimdiye kadar 20 tutuklu sanığın savunması alındı. Kalan tutuklu sanıkların da dinlenmesinin ardından tutuksuz sanıkların beyanlarına geçilecek.
Bugün yapılan savunmalardan öne çıkan başlıklar şöyle:
‘EL YAZISI BANA AİT DEĞİL’
İsfalt Satın Alma Müdürü Rana Uysal:
“İş hayatıma şehir plancısı olarak başladım ardından ihale biriminde ihale personeli olarak başladım. 2015 yılında İsfalt’a başladım. Satın Alma Müdürü olarak devam etmekteyim. İhaleye fesat karıştırmakla suçlanıyorum. Aziz İhsan Aktaş’ı tanımıyorum. İddianamede yer alan dökümandaki el yazısı da bana ait değildir.
İhale aşamasında herhangi bir ihtiyacı belirleme, bütçe belirleme ve ödenek yapma gibi görevim bulunmamaktadır. Mustafa Mutlu 2019’da İsfalt A.Ş’de çalışmaya başladı. İhale süreçleri, dosyaların incelenmesi, şirketin sözleşme uygulamaları, hazırlanan hak edişler konusunda danışmanlık hizmeti vermiştir. Ama şirketimizde iddianamede yazdığı gibi idari ya da teknik şartname hiçbir zaman hazırlamamıştır. Kendisiyle bir gizlilik sözleşmemiz de mevcuttur. Ama bu noktada kendisi ihalelerin yaklaşık maliyetlerini de bilmektedir. Suçlamaları kabul etmiyorum beraatımı talep ediyorum.”
‘İHALELERDE KAMU ZARARI OLUŞMADI’
İsfalt Genel Müdür Yardımcısı Sencer Hacıoğlu:
“Asfalt üretimini kendi tesislerimizde yapıyoruz, serim konusunda yüklenici firma buluyoruz. Eğer bir görevlendirmeniz var ise yaklaşık maliyet bilgileri sizinle paylaşılır, yoksa paylaşılmaz. Benim de bir görevlendirmem yoktu. Benim bu bahse konu ihaleye katkım anlattıklarımla sınırlıdır. 3 eylemden ihaleye fesat karıştırmakla suçlanıyorum. İhalelerde bir kamu zararı oluşmadı. İddianamede, sadece bir dosya eksikliğinden söz ediliyor ihalelerde. Firmanın yaklaşık maliyet bilgisini öğrendiği ve ihaleyi kazanmasının sağlandığı belirtiliyor. İddia makamı bir eylemde varsa diğerlerinde de vardır gibi bir yaklaşım uygulamış gibi düşünüyorum. Hangi eylemi gerçekleştirip hangi suçu işlediğime dair iddianamede bir şey yok. Ben bu 3 ihalede de komisyonda üzerime düşen görevi yaptığımı düşünüyorum. Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum. 6 aydır tutukluyum bu süreç beni ve ailemi sosyal ekonomik olarak yıprattı. Aile birliğim bozuldu, çocuklarımı 6 aydır göremiyorum. Bu haksız tutuklama kararının kaldırılmasını ve beraatımı talep ediyorum.
‘2 YILDA BİR YAPILMASI GEREKEN HER YIL YAPILIDI, BİR SUÇLAMAYLA KARŞILAŞMADIK’
Beşiktaş Belediye Başkan Yardımcısı Ali Rıza Yılmaz:
“Ben yoksul bir aileden geliyorum, ömrüm mücadeleyle geçti. Haksız, hukuksuz, tek taraflı hazırlanan iddianameyle ilgili görüşlerim olacak çünkü 10 aydır bugünü bekliyorum. Ben seçilmiş Meclis üyesiyim ve başkan yardımcısıyım. Halka sorumluluklarım var. Sayıştay ve mülkiye müfettişleri 2 senede bir gelmesi gerekirken her sene gelirdi. Bu denetimlerde ne ben ne arkadaşlarım bir suçlamayla karşılaştık. Suç işlemedik. 1 yıl önce belediye başkanımız, 10 ay önce de ben ve arkadaşlarım tutuklandık. Ben ihaleye fesat karıştırmaktan tutuklandım, ama benim sadece ihalelere olur verdiğim görülecektir. Savcılık olur vermenin anlamının ne demek olduğunu bilmiyor mu? Bilirkişi raporlarını hazırlayanlar yüzlerce ihale denetliyorlar, benim attığım imzanın karşılığının ne olduğunu da biliyorlar. Savcılığa da bildiriyorlar ama savcılık bunu göz önünde bulundurmuyor. Neden CHP’li olduğum için mi peşinen hüküm veriliyor?
‘İHALEYE FESAT KARIŞTIRMAKTA TUTUKLANDIM, İDDİANAMEDE EVRAKTA SAHTECİLİK ÇIKTI’
Hakimlikte daha 2-3 dakika olmadan dosyaları inceleyip karar verdiler. Bütün bu işlerin formalite olduğunu gördüm. Çünkü kendine talimat verilmese mahkeme başkanının o dosyayı incelemesi en az 2 saat sürerdi. Nerede adalet? Ben hukukun peşindeyim. Haksız yargılanmamanın peşindeyim. 10 ay tutuklu kaldım ama ifadeye çağrılmadım, aleyhimde ifadeler olduğu halde. Bu ifadeler soyut mesnetsiz ifadelerdir. Bu iddianamede benim ifademin olması gerekmez miydi? Delilden suça gidilmemiştir. Bir koordine söz konusu değil, destek hizmetleri müdürlüğü bana bağlı doğrudur. Benim görev tanımın gereği ihalelerdeki rolüm; hizmetlerin aksamaması için talepleri bana getirirler olur veririm. Bu usulen yapılan bir şeydir. Olur vermek belediyeyi komple idare etmek değildir. Bilirkişi raporlarında benim ismim dahi geçmemektedir, burada bir yetki karmaşası ve yönlendirme söz konusudur.
İddianamede benim ihalelere onay verdiğim yazıyor, benim ihaleleri onaylama yetkim yoktur. Talimat verdiğim, zorladığım da doğru değildir; bunu kesinlikle kabul etmiyorum. Ben ihaleye fesattan tutuklandım, daha sonra iddianamede özel evrakta sahtecilik diye bir suçlama çıktı. Kamu kurumunu dolandırma, örgüt üyesi olma… Bu suçlamaların nereden çıktığını anlamıyorum. Ne oldu da neden bu suçlamalar 10 ay içinde bana yöneltildi bilmiyorum. Ben suçlu değilim, kendimi kurtarmak için başkalarına suç atmayacağım. Çocuklarıma böyle bir miras bırakmayacağım. Benim ihale evraklarını görme ya da denetleme yetkim yoktur. 6 yılda bir gün evraklarla ilgili bir şey sormadım, neden sorayım.”
‘RIZA AKPOLAT İLE TANIŞTIKTAN SONRA HAYATIM DEĞİŞMEDİ, GEÇMİŞİM BELLİ’
Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat’ın eşinin eniştesi Burak Kangal:
“Kendi üzerime almış olduğum bir gayrimenkul nedeniyle suçla itham ediliyorum. Bu suçlamayı kabul etmiyorum. Olay, Rıza Akpolat ile ilişkilendirilmiştir. Rıza Akpolat benim bacanağım olur. Şirketimde yönetim kurulu üyesiyim. Şirketimiz yalnızca ihracat yapan bir firmadır; kıyafet üretimi yapmaktayız ve Avusturya’nın onaylı tedarikçisiyiz.
Yaklaşık yedi aydır tutukluyum. Döviz kurunun uzun süre değerlenmemesi nedeniyle, bir ev yatırımı yapma kararı aldık. Rıza Akpolat’ın önerisi üzerine, kendilerinin oturduğu civarda bir ev baktık. Sonuçta akrabayız. Ben gözaltına alındıktan sonra söz konusu ev boş kalmıştır ve halen boş durumdadır. Hakkımda ‘suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama’ suçlaması yöneltilmektedir. Rayiç bedelin düşük gösterildiği iddia edilmektedir. Suçlanma sebebim, mali profilimin yetersiz bulunduğu yönündeki değerlendirmedir. MASAK raporunda gelir durumlarım belirtilmiştir. 2024 yılı için yalnızca 240.000 TL girişim olduğu ve bunun yıllık kazancım olarak kabul edildiği görülmektedir. Oysa benim gayrimenkullerim bulunmaktadır. MASAK daha önce bu konuda herhangi bir sorun tespit etmemişken, 2024 yılında bu evi alamayacağıma kanaat getirmiştir. Resmi gelirlerim 7 milyon 830 bin TL’ye ulaşmaktadır. Bu durum hesap hareketlerimde açıkça görülmektedir. Buna rağmen MASAK bu gelirleri tespit edememiştir.
Hesap hareketlerimizin incelendiği, Rıza Akpolat ile tanıştıktan sonra hesaplarda çıkış olduğu belirtilmektedir. Ayrıca 2019 yılında eşimle birlikte hesaplarımıza 2 milyon 760 bin TL giriş olduğu ifade edilmektedir. Hesaplarımıza 50 milyon TL girmesinin normal karşılandığı bir durumda, ev almamın sorun edilmesini anlayamıyorum.
2005 yılından beri sahip olduğum bir Rolex marka saatim vardır. Bu saat, eşimle evlenmeden önceye aittir. Yurt dışı tatilleri de suçlama konusu yapılmaktadır. Oysa benim gitmediğim yer yoktur. Kimsenin bana ‘senin hayatın buydu, sonra değişti’ deme şansı yoktur. Geçmişim, yaptıklarım ve aldıklarım bellidir.
Tutuklu bulunduğum yerde, çok sınırlı bir alanda 60 kişi birlikte kalmaktayız. Kapasitesi 40 yatak olan bir yerde 60 kişiyiz. Sabah giyinirken insanlara basmamak için parmak uçlarımda yürümek zorunda kalıyorum.
Evde eşim ve 6 yaşında kızım bulunmaktadır. Görüntülü konuşma yaptıktan sonra eşim, kızımın yanında gözaltına alınmıştır. Bunun sebebi ise, zarar etmemek için 698 bin Euro’yu eşime bozdurması amacıyla vermemdir. Keşke kendim bankaya gidip bozdursaydım da zarar etmeyi göze alsaydım.
Evimiz her ay aranmakta, iş yerimiz defalarca aranmıştır. Hiçbirinde suç unsuru yok. Zaten ben, ‘duydum’ lafları yüzünden buradayım. Tahliyemi rica ediyorum sizden.”
Beşiktaş Belediyesi Temizlik İşleri Müdürü Çağdaş Ateşci:
“İhaleye katılan hiçbir firmanın Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nca yasaklı olmadığı bu yüzden herhangi bir şekilde aykırılık olmadığı gözlenmektedir. Benimle birlikte imzası bulunan arkadaşlarım tutuksuz yargılanıyorken ben neden tutuklu yargılanıyorum? Onlar da tutuklansın demiyorum ama arkadaşlarımla aynı süreçten yararlanmak istiyorum.”
‘KİMSEYİ TANIMAZKEN NASIL İHALEYE FESAT KARIŞTIRAYIM?’
Beşiktaş Belediyesi Destek Hizmetleri Müdürü Ferit Tutşi:
“15 yıldır devlet memurluğu yapmaktayım. Destek hizmetleri müdürü olarak göreve başladım. Bu mekanizmadaki kimseyi tanımazken ihaleye fesat işlemini nasıl gerçekleştireyim. Ben tutuklandıktan sonra 7 yaşındaki kızım okula başladı, ben onu hiç okula götüremedim, bir harf öğrenmesine yardımcı olamadım, okumayı öğrenmiş göremedim. 2 kızıma da ‘yurt dışındayım’ dedim. Psikolojileri bozulmasın diye, görüşe de gelmediler bu yüzden, onlara sarılmayı kokularını özledim.”
Tutşi ayrıca kendisini göreve getiren kişilerin Mustafa Mutlu ve Aziz İhsan Aktaş olduğu iddialarını reddetti, bu konunun somut bir ispatının olmadığını dile getirdi.
×
DURUŞMADA İLK HAFTADA NELER OLDU?
Yargılamanın ilk gününde, sanık avukatlarının tefrik, görevsizlik ve yetkisizlik taleplerini değerlendiren mahkeme heyeti, tüm itirazları reddetti. Ardından yaklaşık 200 sanığın kimlik tespiti yapıldı.
Duruşmanın ilk günü ayrıca Aziz İhsan Aktaş’ın özel koruma ekibiyle salona girmesi tepkilere neden oldu.
Duruşmalar sırasında salondan görüntü alınması meselesi ise gerginliğe yol açtı. Mahkeme başkanı, yasağa rağmen görüntü paylaşılması üzerine duruşmaların seyircisiz yapılabileceğini açıkladı. CHP’li milletvekillerinin itirazları sonrası bu karar geri çekildi ancak yasağın tekrarı halinde uygulanacağı uyarısı yapıldı. Öte yandan Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, salonda çekilen görüntülerle ilgili soruşturma başlattı.
İkinci ve üçüncü günlerde, tutuklu belediye başkanları savunmalarını yaptı.
Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin, Aktaş ile belediye arasındaki iş ilişkilerinin kendi görev döneminde sona erdiğini ileri ifade etti.
Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar ise yöneltilen suçlamaları reddederek dosyanın siyasi saiklerle şekillendirildiğini savundu.
Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara, 13 aylık görevinin 8.5 ayında tutuklu bulunduğunu hatırlatarak kendisine isnat edilen suçların işlendiği iddia edilen tarihlerde kamu görevlisi olmadığını hatırlattı ve hukuken işleyemeyeceği bir suçun kendisine isnat edildiğini dile getirdi.
Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar, seçildiği 2024 yılından bu yana Aziz İhsan Aktaş ve yakınlarının belediyeden yeni bir ihale almadığını, Aktaş’ın şirketlerine yapılan ödemelerin ise belediyeden alacağı bulunan diğer firmalarla aynı şekilde yapıldığını belirtti.
Aziz İhsan Aktaş davasında ilk gün l Belediye başkanları cezaevinden, Aktaş evinden geldi
Aziz İhsan Aktaş davasında 2’nci gün l Görüntülere soruşturma açıldı
Aziz İhsan Aktaş davasında 4’üncü gün l ‘Sözleşmedeki imza tarihi düzeltilirse iddialar çöker’



