DEM Parti Milletvekili ve Meclis Komisyonu üyesi Cengiz Çiçek, “iktidar partilerinin kendi penceresinden Öcalan’ı kamuoyuna servis etmelerinin, sağlıklı bir durum olmadığını” belirterek, “Bize gerekli olan gerçek Kürdistani, yurtsever ve demokratik tutum, Öcalan’ın özgürlüğünü haykırmak ve bunun mücadelesini yükseltmek olmalıdır” dedi.
HABER MERKEZİ – DEM Parti Milletvekili ve Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu üyesi Cengiz Çiçek, Abdullah Öcalan’ın 24 Kasım 2025’te komisyonla yaptığı görüşmenin özet tutanaklarının kamuoyu ile paylaşılması ve ardından Öcalan’a yönelik tartışmaların başlatılması hakkında konuştu.
Mezopotamya Ajansı’ndan Selman Güzelyüz’e konuşan DEM Parti Milletvekili Cengiz Çiçek, Feti Yıldız, Hüseyin Yayman ve Gülistan Kılıç Koçyiğit’in 51 kişilik Meclis Komisyonu’nu temsilen İmralı Adası’na gittiklerini hatırlatarak, şunları söyledi:
דİlk gündeme geldiğinde, iktidar ortakları dışında tüm partiler görüşme tutanağının kamuoyuyla paylaşılması yönünde görüş bildirdiler. Aylar öncesinden bunu kabul etmeyenler, şimdi de herkesten habersiz, Komisyonda üyesi bulunan partilere bilgi verme gereği bile duymadan tutanakları paylaşmış oldular. Peki neden şimdi?
Cevabı çok basit; Rojava tehdit altındayken, Kürtler yediden yetmişe öfkeyle ayağa kalkmışken tutanakları kurgulayarak paylaşan akıl, Öcalan ve elli yıllık devrimci mücadelesini, Apocu hareketi halkı ve dostları nezdinde gözden düşürmeye, şaibeli kılmaya çalışmaktadır. En hafif deyimiyle bu tutanağı kamuoyuyla manidar bir zamanlamayla paylaşanların, Öcalan ve hareketine dair iyi niyetli olmadıkları ve ‘kurucu önderliğe’ komplo kurdukları sabittir.
O nedenle iktidar bloğunun bu yaklaşımlarını Öcalan, Kürt Hareketi ve Kürt halkının özgürlük davasına karşı yapılan 15 Şubat 1999 Komplosu’nun bir devamı olarak düşünmek yanlış olmaz sanırım. 1999’da “Öcalan’ı bize neden verdiler, hala anlamış değilim” diyen Ecevit’ten, 2026’da Öcalan’ı halk ve örgüt nezdinde şaibeli kılmaya, itibarsızlaştırmaya çalışan Cumhur İttifakı’na; uluslararası komplo, Türk ulusal ayağıyla devam ettiriliyor, derinleştiriliyor diyebiliriz.”
TECRİDİN VE İKİLİK YARATMANIN AMACI NEDİR?
“Sürecin adı ve karakteri, iklimi ne olursa olsun hiçbir devlet kendi ulus devletçi inşasını engelleyen, parçalayan, zorlayan bir lideri unutmaz“ diyen Çiçek, ‘Peki neden görüşüyor, muhatap alıyor?’ sorusuna, “Cevabı çok yalın ve sadedir; ‘siyasal, örgütsel ve toplumsal bir gücü olduğu için Öcalan bugün masadadır.’ Onunla masada olmaları, Öcalan’ın bu güçlerini zayıflatmak, tasfiye etmek gibi bir iç hedefi de gözetmedikleri anlamına gelmiyor. Kürdistan tarihi bunun dersleriyle doludur“ yanıtını verdi. Çiçek’in konuşmasından bazı bölümler şöyle:
דHerkes bir an için düşünsün, 27 yıl boyunca katıksız tecridin amacı nedir? Ya da bir yılı aşkındır Bahçeli ‘kurucu önder’ demesine rağmen Önder Öcalan neden halen tecrit altındadır? Sınırlı heyet görüşmeleriyle ve ada koşullarında bu kadar çetrefilli ve çok boyutlu bir süreci, kendisi adına yönetemeyeceğini en fazla iktidarın kendisi bilmektedir.
Ya da ‘Öcalan ayrı, PKK ayrı’, ‘Mazlum Abdi Öcalan’ı dinlemiyor’ söylemlerini üreten iktidar ve şürekası, PKK’nin ve Mazlum Abdi’nin Öcalan’a ne kadar bağlı olduklarını bilmiyorlar mı? Bağlılıkları, bu süreçte aldıkları tarihsel kararlar ve adımlar bağlamında fazlasıyla kanıtlandı.
Peki buna rağmen neden bu olmayan ikiliği, olmayan uyumsuzluğu sürekli Bahçeli’den duyuyoruz? Cevabı çok basittir ve nettir; burada hedef yine Öcalan’dır. ‘Kurucu önderlik’ kavramını ‘terörle mücadele’ konseptinin içine yerleştiren; Öcalan, Hareketi ve yoldaşları arasında ikilik, ayrım yaratan dil, sonuçları itibariyle Öcalan’ı itibarsızlaştırmaya, gözden düşürmeye hizmet ediyor. Şimdi Bahçeli’nin tercümesini yapsak sonuç şu: ‘Kurucusu, lideri olduğu örgüt, Öcalan’ı dinlemiyor!’ Madem dinlemiyorsa, Öcalan’ın size göre örgütü üzerinde hükmü yoktur ki, o zaman neden hala Öcalan ile görüşüyorsunuz?
“NEDEN İMRALI ADASI’NI AÇMIYORSUNUZ?”
Bugün ‘Öcalan iyi ama örgütü, yoldaşları başkalarının maşası’ kara propagandasıyla Kürt halkının ve dostlarının bilincini bulandırmaya çalışmaktadırlar. Peki soruyoruz o zaman; Ey iktidar, sizin için Öcalan’ın görüşleri ve yaklaşımları, gerçekten makul ve hayata geçirilmesi gerekiyorsa, neden Öcalan’ın elini, pozisyonunu güçlendirecek olan fiziki özgürlüğünü sağlamıyorsunuz?
Ya da neden Öcalan’ın çalışma koşullarını düzeltmiyorsunuz? Madem Öcalan’ın tutumu kanaatinizce örgüte, yoldaşlarına ve hatta DEM Parti’ye göre daha makul ise neden İmralı Adası’nı gazetecilere, sivil topluma açmıyorsunuz? Neden kendinizle sınırlı bir iletişim ortamı sağlıyorsunuz halen İmralı’da? Neden en nesnel şekilde kamuoyunun Öcalan’ı direk kendisinden duyacağı, dinleyeceği ortamları yaratmıyorsunuz?
Demek ki Öcalan’ın bazı fikirleri, yaklaşımları sizin işinize gelmiyor olacak ki dış dünyadan yalıtık tutuyorsunuz kendisini.
“GERÇEK KÜRDİSTANİ, YURTESEVER VE DEMOKRATİK TUTUM…”
Bize gerekli olan gerçek Kürdistani, yurtsever ve demokratik tutum, Öcalan’ın özgürlüğünü haykırmak ve bunun mücadelesini yükseltmek olmalıdır. İktidar partilerinin kendi penceresinden Öcalan’ı kamuoyuna servis etmeleri, sağlıklı bir durum değildir ve ortalama Kürt aklı buna şüpheyle yaklaşmalıdır. Bu, biz Kürtler için aynı zamanda bir devlet dersidir.
Onca tecrübemize rağmen, hele hele Rojava’da Kürtlere yönelik politikanın sahibi olanların ağzından çıkanlar ve kimi yaptıkları üzerinden Sayın Öcalan’a yüklenmek, tam da istenilen, bizi çekmek istedikleri yere, oyuna gelmek demektir.
27 yıllık insanlık dışı tecride alışıp, onu normalleştirip, tecrit politikasının sahiplerinin sözleri üzerinden kendi hikâyemize, ortak tarihimize ve bizi biz yapan değerlerimize şüpheyle yaklaşmak ve ona dil uzatmak, olsa olsa Kürt halkının düşmanlarının işine yarayacaktır.
İçinde bulunduğumuz bu tarihsel mücadele aralığında sorun, artık tek başına bir Kürt örgütü sorunu ya da Kürdistan’ın herhangi bir parçasının tekil sorunu değildir. Son gelişmeler ve üzerinde yapılan tartışmalar da gösterdi ki mevzubahis olan, hedefte olan tüm Kürdistan ve Kürdistan partileri, mücadele güçleri ve Kürt halkının geleceğidir.”



