Gerçeğe yeni ses
Nûmedya24

Necdet İpekyüz’den RTÜK’e öneriler:

Birlikte yaşamın ve barışın dili olmalı

Necdet İpekyüz’den RTÜK’e öneriler:

RTÜK’ün isterse “barışın, çoğulculuğun ve ortak yaşamın koruyucusu” olarak önemli bir rol üstlenebileceğini belirten RTÜK Üyesi Necdet İpekyüz, “Bunun yolu, kurumsal yapısını güçlendirerek barışı, çoğulculuğu ve demokratik yaşamı destekleyen bir katalizör haline gelmesinden geçer” diye yazdı.

HABER MERKEZİ – Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’nun (RTÜK) DEM Parti’li (Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi) Üyesi Dr. Necdet İpekyüz, kaleme aldığı yazıda devam eden süreçte medyanın diline ve bu konuda kurulun üstleneceği role ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.

×Türkiye’nin medya iklimi uzun süredir ağır bir yük taşıyor: Kutuplaştırıcı dil, nefret söylemi ve temsilde dengesizlik. Televizyon ekranlarından dijital platformlara uzanan bu atmosfer, yalnızca toplumsal gerilimi derinleştirmekle kalmıyor, aynı zamanda farklı kimlik ve inanç gruplarının görünürlüğünü de daraltıyor.

BARIŞI HIZLANDIRAN BİR KATALİZÖR GÖREVİ ÜSTLENEBİLİR

İpekyüz’ün T24’te yayınlanan yazısı kısaca şöyle:

Medya, yalnızca haber aktaran bir mecra değildir; toplumsal hafızayı şekillendiren, ortak umudu ya da korkuyu besleyen güçlü bir alandır. Bu nedenle RTÜK bugüne kadar çoğunlukla “denetleyen” ve “ceza veren” bir kurum olarak bilindi. Oysa doğru vizyon ve kurumsal dönüşümle, barışı, çoğulculuğu ve demokratik toplumu hızlandıran bir katalizör görevi de üstlenebilir.

Kimyada katalizör, bir reaksiyonu hızlandıran ama kendisi bu süreçte tükenmeyen maddedir. Siyasette ise katalizör, değişimin önünü açar, süreci hızlandırır ama merkezinde yer almaz.

HAK TEMELLİ ANLAYIŞLA KAMU GÜVENİNİN İNŞASI

RTÜK de aynı şekilde, medya aracılığıyla toplumda barışa giden süreci hızlandırabilir; farklı kesimler arasındaki empatiyi ve ortak yaşamı güçlendirebilir. Bu kapsamda roller üstlenebilir, hatta üstelenmelidir. Bu roller üç başlık altında toparlanabilir.

×RTÜK, görevini yalnızca teknik denetimle sınırlandırmamalı. İfade özgürlüğü, çoğulculuk, ayrımcılıkla mücadele ve toplumsal barış gibi hak temelli ilkeler denetimin ana pusulası olmalı. Uluslararası sözleşmeler, Avrupa Konseyi ve Anayasa’da güvence altına alınan temel haklar, RTÜK’ün karar mekanizmalarının merkezine yerleşmeli. Hak temelli bir yaklaşım, düzenleyici otoritenin hem meşruiyetini güçlendirecek hem de kamu güvenini artıracaktır.

BARIŞ GAZETECİLİĞİ VE MEDYA ÖDÜLLERİ

6112 sayılı Kanun’un yayın ilkelerine dört açık ilke eklenmeli: Yayınlar toplumsal barışı desteklesin; çatışmayı, kutuplaşmayı körüklemesin. Kültürel çoğulculuğa saygı temel ilke olsun; farklı kimlik ve yaşam biçimleri aşağılanmasın. Nefret söylemi ve ayrımcılık her biçimiyle yasaklansın. Ve tüm yayınlar, Türkiye’nin taraf olduğu insan hakları sözleşmeleriyle uyumlu yürüsün.

Medya politikaları, homojenleştirici değil; farklılıkları güvence altına alan bir anlayışla kurgulanmalı. Barışçı ve çoğulcu yayıncılığı kalıcı hale getirmek için RTÜK bünyesinde barış ve demokratik toplum yayıncılığı hedefleyen “Barış Odaklı Yayıncılık ve Toplumsal Uyum Dairesi” kurulmalı.

Bu daire; nefret söylemi, çatışma–medya ilişkisini izler, anadilde yayın ve kültürel temsiliyeti takip eder, barış gazeteciliği için rehberlik sağlar, medya okuryazarlığı ve farkındalık kampanyaları yürütür. RTÜK’ün yaptırım anlayışı da dönüşmeli.

×Barışçı yayıncılığın yaygınlaşması sadece cezalarla değil, iyi örneklerle de olanaklıdır. Çok dilli belgeseller ve kamu spotları desteklenmeli; farklı inanç ve kültür gruplarını konu alan içeriklere pozitif ayrımcılık uygulanmalı. “Barış için Medya Ödülleri” ile dengeli temsil, çoğulcu dil ve toplumsal etkiyi öne çıkaran yayınlar ödüllendirilmeli. Reyting uğruna travmaları istismar eden, tek sesli ve dışlayıcı formatlara ise izin verilmemeli, barışçı dil, dengeli temsil, çoğulculuk ve toplumsal etkiyi önceleyen yapımları görünür kılınmalı.

MEDYA BİRLİKTE YAŞAMIN VE BARIŞIN DİLİ OLMALI

RTÜK’ün toplumsal barışa katkısı, yalnızca yasaları uygulamasında değil; toplumsal çeşitliliği koruyan, birleştirici bir medya düzeni oluşturmasında gizlidir. Hak temelli, pozitif entegrasyonist bir çerçeve benimsendiğinde RTÜK, hem kamu güvenini hem de demokratik topluma katkısını güçlendirecektir.

Medya açısından siyasal-toplumsal kutuplaşmayı büyütecek dilin artık geride bırakılması toplumsal, kamusal bir ihtiyaçtır. Medya bu eksende kutuplaşmanın değil, birlikte yaşamanın dili olmalıdır. RTÜK de bu dilin en önemli koruyucularından biri olma sorumluluğunda kendisini dönüştürmesi ve medyanın önünü açması gerekir.

RTÜK, isterse Türkiye’nin demokratik geleceğinde yalnızca bir “denetçi” olarak değil, aynı zamanda barışın, çoğulculuğun ve ortak yaşamın koruyucusu olarak da önemli bir rol üstlenebilir. Bunun yolu, kurumsal yapısını güçlendirerek barışı, çoğulculuğu ve demokratik yaşamı destekleyen bir katalizör haline gelmesinden geçer.

Mevzuatın güncellendiği, kurum yapısının güçlendiği, şeffaflık ve ödüllendirme sistemlerinin birleştiği bir model, toplumsal kutuplaşmayı azaltarak birlikte yaşam kültürünü güçlendirecektir.

Kısacası: Medya kutuplaşmanın değil, birlikte yaşamın dili olmalı. RTÜK de bu dilin en güçlü teminatı olmalıdır.

Yazının tamamını okumak için buraya tıklayınız.

Benzer Haberler