BIG_TP
Bluesky Social Icon
Gerçeğe yeni ses
Nûmedya24

İran devlet televizyonu da doğruladı I

 Ali Hamaney öldü

İran devlet televizyonu da doğruladı I

1989 yılında Ayetullah Humeyni’nin yerine geçerek İran’ın dini lideri olan Ali Hamaney, ülkenin iç ve dış politikasını belirleyen en güçlü figür olarak İslam Cumhuriyeti’nin simgesi haline gelmişti. İktidarı boyunca artan uluslararası izolasyon karşısında rejimi sertleştirmeyi tercih eden Hamaney, muhalefete yönelik ağır baskı politikalarıyla tanındı.

HABER MERKEZİ-86 yaşındaki Hamaney’in, 28 Şubat Cumartesi günü Tahran’da düzenlenen İsrail-ABD ortak hava saldırılarında öldüğü açıklandı. ABD Başkanı Donald Trump, Truth Social platformunda yaptığı açıklamada, İsrail ile yürütülen yakın işbirliği sayesinde saldırıda hedef alınan İranlı liderlerin karşılık veremediğini belirterek bunun “İran halkının ülkesini yeniden kazanması için büyük bir fırsat” olduğunu söyledi. Le Monde Gazetesi, İran devlet televizyonunun da haberi doğruladığını yazdı. Bakanlar Kurulu ülke genelinde 40 gün ulusal yas ilan etti.

1989’dan itibaren İran’ı ABD ve İsrail’e karşı bölgesel bir güç haline getirmeyi hedefleyen Hamaney, stratejisini iki ana eksen üzerine kurdu: nükleer kapasite eşiğine ulaşmak ve Orta Doğu’da “direniş ekseni” olarak adlandırılan silahlı ağ üzerinden nüfuz alanını genişletmek. Bu ağ; Lübnan’daki Hizbullah’ı, Irak’taki Şii milisleri, Yemen’deki Husileri ve Hamas’ı kapsıyordu. Ancak 7 Ekim 2023’te İsrail’de gerçekleşen saldırıların ardından İsrail’in bu yapıyı ortadan kaldırma kararlılığını yeterince öngöremediği değerlendirildi.

Son yıllarda bölgedeki dengeler İran aleyhine değişti: Hizbullah zayıfladı, Aralık 2024’te Suriye’de Beşar Esad devrildi ve İran’ın Irak ile Lübnan’daki etkisi geriledi. Hamaney’in iktidarının son döneminde İran iki kez İsrail-ABD saldırılarının hedefi oldu: İlki Haziran 2025’te, ikincisi ise 28 Şubat’taki saldırıydı. Her iki saldırı da Tahran ile Washington arasında Umman aracılığıyla yürütülen kritik nükleer görüşmelerin devam ettiği bir döneme denk geldi. Bu durum, İran-Irak Savaşı’ndan (1980-1988) bu yana nadir görülen bir doğrudan askeri gerilim olarak değerlendirildi.

İslam Cumhuriyeti’nin en üst otoritesi ve teokratik sistemin koruyucusu olan Ali Hamaney, giderek daha güvenlikçi bir yönetim anlayışına yöneldi. Özellikle Devrim Muhafızları’na dayanan bu yapı, yıllar içinde siyasi sistemin merkezine yerleşti ve ülkenin yönetim çizgisini belirleyen temel güç haline geldi.

Şah, Molla, Prens: Küçük bir İran tarihi |

ILIMLI BİR FİGÜRDEN SERT REJİM MİMARINA

Ali Hamaney, 1981-1989 yılları arasında, İslam Cumhuriyeti’nin kurucusu ve ilk dini lideri Ayetullah Ruhullah Humeyni’nin gölgesinde cumhurbaşkanlığı görevini yürütürken daha ılımlı bir siyasetçi olarak görülüyordu.

1989’da Humeyni’nin ölümünün ardından dini liderliğe yükseldiğinde de bu algı büyük ölçüde sürüyordu. O dönemde ülkenin güçlü siyasi figürü olan ve 1989-1997 arasında cumhurbaşkanlığı yapan Ali Ekber Haşimi Rafsancani ile yakın bir ittifak kurmuştu. Rafsancani, 2017’deki ölümüne kadar İran siyasetinde etkisini koruyan kilit isimlerden biri oldu.

×Dindar ve mütevazı bir çocukluk

17 Temmuz 1939’da kutsal Meşhed kentinde doğan Hamaney, dindar ve mütevazı bir ailede büyüdü. Babası Ayetullah Cevad Hüseyin Hamaney’di. Eğitimine Meşhed’de başladı, ardından Şii dünyasının önemli dini merkezlerinden Kum’da öğrenim gördü. Resmî biyografisine göre burada Ayetullah Borucerdi, Humeyni ve önemli din âlimleri Haeri Yezdi ile Muhammed Hüseyin Tabatabai’nin derslerine katıldı.

Babasının sağlık sorunları nedeniyle Meşhed’e dönmek zorunda kaldı ve burada dini eğitimini sürdürürken siyasetle tanıştı. Politik bilincinin oluşmasında, Şah Muhammed Rıza Pehlevi yönetimini sert şekilde eleştiren Fedayin-i İslam örgütünün kurucusu Seyyid Mücteba Nevvab Safevi’nin etkili olduğunu ifade etti.

1962’den itibaren Humeyni’nin devrimci hareketine katılan Hamaney, İslam devrimi öncesinde yedi kez hapse girdi. O dönemde kamuoyunda fazla tanınmayan birçok din adamı gibi, 1979 devriminden sonra ön plana çıkacaktı.

REFOMLARA KARŞI SERTLEŞME

Şubat 1979’da Şah rejiminin devrilmesi ve Humeyni’nin iktidarı ele geçirmesinin ardından Hamaney, Mehdi Bazargan’ın kurduğu geçici hükümette yer aldı. Daha sonra İslam Cumhuriyeti Partisi’nin başkanlığını üstlendi.

1981’de Cumhurbaşkanı Muhammed Ali Recai’nin bombalı suikast sonucu öldürülmesinin ardından cumhurbaşkanı seçildi. Aynı yıl Halkın Mücahitleri örgütü tarafından düzenlenen bir bombalı saldırıdan sağ kurtuldu; sağ kolunda kalıcı hasar oluştu. 1985’te yeniden seçildi.

Humeyni’nin 1989’daki ölümünün ardından Uzmanlar Meclisi tarafından dini lider ilan edildi. Bu süreçte Rafsancani’nin siyasi manevraları belirleyici oldu; Humeyni’nin doğal halefi sayılan Ayetullah Hüseyin Ali Montazeri görevden uzaklaştırıldı.

O sırada Hamaney, Şii hiyerarşisinde yalnızca “hüccetülislam” seviyesindeydi ve teorik olarak dini liderlik için gerekli en yüksek dini otorite statüsüne sahip değildi. Bu nedenle 1989 anayasa reformu, dini liderliğin dini niteliğinden çok siyasi rolünü öne çıkaracak şekilde değiştirildi ve kendisine ayetullah unvanı verildi. Ancak “taklit mercii” statüsü hayatı boyunca birçok Şii âlim tarafından tartışmalı kaldı.

MUHALEFETİ ORTADAN KALDIRDI

Hamaney ve Cumhurbaşkanı Rafsancani, aralarındaki gizli rekabete rağmen, savaş sonrası yıkıma uğrayan ülkeyi yeniden inşa etmek için birlikte hareket etti ve İslamcı sol kanadı siyaset sahnesinin dışına itti.

Ekonomik ve kültürel alandaki görece liberalleşme ise uzun sürmedi. 1992’de muhafazakârların seçim zaferinin ardından Hamaney, Batı’nın “kültürel ve siyasi saldırısı” olarak gördüğü sürece karşı sert önlemler aldı. Bu dönemde reformcu kültür bakanı ve ileride cumhurbaşkanı olacak Muhammed Hatemi istifa etti.

1990’lar boyunca çok sayıda muhalif ve aydın suikastlara kurban gitti veya ortadan kayboldu; soruşturmalar sonuçsuz kaldı. 1997’de Berlin’de görülen bir davada İran devletinin en üst düzey makamları, Kürt muhalif liderlerin öldürülmesinden sorumlu tutuldu.

1997’de reformcu Muhammed Hatemi’nin beklenmedik seçim zaferi üzerine Hamaney, toplumsal baskıyı hissederek belirli özgürlük alanlarının açılmasına izin verdi. Ancak sistemin tehdit altında olduğunu düşündüğü anda geri adım attı: gazeteler kapatıldı, muhalifler tutuklandı.

1999’daki öğrenci protestoları ve özellikle 2009’da Mahmud Ahmedinejad’ın tartışmalı yeniden seçilmesini desteklemesi, milyonlarca kişinin katıldığı protestolara yol açtı. Bu süreçte Hamaney hem sokakta hem de dini ve siyasi elit içinde açık şekilde eleştirildi. Rafsancani ile siyasi kopuş da bu dönemde kesinleşti.

Rafsancani’nin 2017’deki ölümü, Hamaney’in en önemli rakiplerinden birini ortadan kaldırdı. Reformcu Hatemi ve ılımlı Hasan Ruhani gibi cumhurbaşkanları ise büyük ölçüde Rafsancani’nin siyasi çizgisinin devamı olarak görülüyordu.

DIŞ POLİTİKADA SERT ÇİZGİ

Dış politikada pragmatik davranabilen Hamaney, Arap ülkeleri ve Avrupa ile dönemsel diyaloglara izin verdi; ancak İsrail’e karşı tamamen uzlaşmaz kaldı. Buna karşın, ortak düşman söz konusu olduğunda ABD ile dolaylı uyum da sağladı: 1990’daki Körfez Savaşı sırasında tarafsız kaldı ve 2001’de Taliban rejiminin devrilmesine yol açan süreçte benzer bir tutum benimsedi.

2000’li yıllardan itibaren Batı ile gerilimin merkezinde İran’ın nükleer programı yer aldı. Rejimin varlığını tehlikede gören Hamaney, yaptırımların hafifletilmesi amacıyla zaman zaman müzakerelere izin verdi. 2015’te imzalanan nükleer anlaşmaya karşı çıkmadı ancak Batı’ya güven konusunda uyarılarda bulundu.

ABD Başkanı Donald Trump’ın 2018’de anlaşmadan çekilmesi, İran’daki sertlik yanlılarını güçlendirdi. Artan yaptırımların gölgesinde rejim iç baskıyı artırdı.

“JIN JİYAN AZADI”

Kasım 2019’da akaryakıt zamları nedeniyle başlayan protestolarda sloganların hedefinde doğrudan Hamaney vardı. Ülke tarihinde ilk kez internet tamamen kesildi ve protestolar sert biçimde bastırıldı.

2022’de Mahsa (Jina) Amini’nin ahlak polisi gözaltısında ölmesiyle başlayan “Kadın, Yaşam, Özgürlük” hareketi ise İran için tarihi bir dönüm noktası oldu. Kadınların öncülüğündeki bu ayaklanma, rejim ile toplum arasındaki derin uçurumu ortaya koydu. Şiddetli baskılara rağmen hareket, İran’da özgürlük talebinin güçlü bir simgesi haline geldi ve kadınların kamusal alanda başörtüsüz görünmesi yaygınlaştı.

2025’in sonu ile 2026 başı arasında hayat pahalılığı protestoları rejim karşıtı bir harekete dönüşünce güvenlik güçleri modern İran tarihinin en kanlı baskılarından birini gerçekleştirdi. İnsan hakları örgütlerine göre binlerce kişi hayatını kaybetti.

İktidarının sonuna kadar Ali Hamaney, halkın taleplerine kulak vermek yerine sert anti-Batı çizgisini sürdürdü ve siyasi taviz vermemekte kararlı kaldı.

Benzer Haberler

Canlı yayın yapmıştı l

ANKA Haber Ajansı'na İncirlik soruşturması: 3 gözaltı

ABD ve İsrail’in İran saldırısı |

Ankara’dan ilk açıklama: Arabuluculuğa hazırız

2026 Newroz programı açıklandı |

Sloganı: Özgürlük ve Demokrasi Newrozu, 53 merkezde kutlama

Erdoğan’dan İran açıklaması |

ABD ve İsrail'e saldırı İran’a misilleme tepkisi

Bakırhan’dan İran açıklaması |

Ne saldırıyı destekliyoruz ne de İran'ın mevcut çürümüş sistemini

Özgür Özel’den saldırılar sonrası açıklama l

İran'ın kendi geleceğini tayin etmesi en büyük temennimiz