Özerk Yönetim, Şam’a bağlı güçlerin artan askeri saldırılarına karşı genel seferberlik ilan ettiğini duyurdu. KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı da seferberlik çağrısına yanıt verilmesi çağrısı yaptı.
HABER MERKEZİ – Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi, Şam yönetimine bağlı güçlerin bölgede artan askeri saldırıları nedeniyle genel seferberlik ilan edildiğini açıkladı.
Yapılan çağrıda, Demokratik Suriye Güçleri (DSG) ve Kadın Savunma Birlikleri’yle (YPJ) birlikte hareket edilmesi istenirken, halk direnişinin süren saldırılar karşısında temel seçenek olduğu vurgulandı.
Özerk Yönetim heyeti ve Barzani, Tom Barrack’la bir araya geldi
Özerk Yönetim tarafından kamuoyuna yapılan yazılı açıklamada, Şam’daki geçici hükümete bağlı grupların imzalanan anlaşmaları ihlal ettiği ve dün sabahtan bu yana birden fazla cephede saldırılar düzenlediği belirtildi. Açıklamada, çözüm için atılan adımlara ve iyi niyet göstergelerine rağmen, bazı bölgelerden çekilme dahil barışçıl girişimlerin karşılık bulmadığı kaydedildi.
SALDIRILAR TOPLUMSAL BİRLİKTELİĞİ HEDEF ALIYOR
Saldırıların sürmesinin, Şam yönetiminin askeri tırmanışta ısrar ettiğini gösterdiği belirtilen açıklamada, bu yaklaşımın Kuzey ve Doğu Suriye’deki toplumsal birlikteliği hedef aldığı, şiddeti körüklemeyi, bölgenin yerleşik halklarını hedef almayı ve mevcut çoğulcu yapıyı ortadan kaldırmayı amaçladığı ifade edildi.
Şara kararname imzalamıştı | Özerk Yönetim: Temeli anayasa değilse güvence olmaz
KRİTİK VE TARİHSEL BİR EŞİK
Açıklamada, gelinen aşamanın kritik ve tarihsel bir eşik olduğuna dikkat çekilerek, yaşananların kazanımları ve toplumsal kimliği tehdit eden varoluşsal bir risk oluşturduğu vurgulandı. Bu nedenle “halkın kenetlenmesi, şehirlerin savunulması ve onurun korunması” çağrısı yapıldı.
Açıklama, sahadaki gelişmelere karşı genel hazırlık halinin ve toplumun tüm kesimleri arasında birlik ve ortak tutumun hayati önemde olduğu vurgusuyla sona erdi.
Özerk Yönetim’in açıklamasında şu ifadelere yer verildi:
דBu saldırıların amacı, bölge çocuklarının kanıyla gelişen kardeşliği ve dostluğu yok etmektir. Aynı zamanda, Kuzey ve Doğu Suriye bileşenleri arasında anlaşmazlık ve şiddet yaymak, Suriye’nin özgün bileşenlerini hedef almak ve diğer bileşenlere tek tip bir yapı dayatmaktır. Kritik bir süreçle karşı karşıyayız; ya direneceğiz ve onurlu bir şekilde yaşayacağız ya da her türlü baskı ve aşağılamaya maruz kalacağız. Bu bağlamda, genel seferberlik ilan ediyor ve halkımızı bu çağrıya yanıt vermeye ve QSD ile YPJ’yi desteklemeye çağırıyoruz.
Biz, özellikle gençler olarak, halkımızın tüm kesimlerini silahlarını kuşanmaya ve Cizir ve Kobanê bölgelerine yönelik olası saldırılara karşı durmaya çağırıyoruz. Varoluşsal bir savaşla karşı karşıya olduğumuzu bilmeliyiz. Devrimimizin kazanımlarını ve kimliğimizi korumak için tek bir seçenek var, o da devrimci halk direnişi.
Halkımızı güçlerinin etrafında kenetlenmeye, birlik olmaya ve acımasız saldırılara karşı hazırlıklı olmaya çağırıyoruz.”
KCK: SEFERBERLİK ÇAĞRISINA KARŞILIK VERİLMELİ
KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı da Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırılara ilişkin bir açıklama yaptı. Açıklamada saldırıların tüm Kürtlere yönelik komplo olduğu belirtildi ve Bu açıdan tüm Kürtler bu saldırıları kendilerine karşı yapılmış olarak görmeli, ulusal birlik ve tutum tam da bugünlerde gösterilmelidir. Seferberlik çağrısına halkımız karşılık vermelidir” denildi.
Açıklamada şu ifadeler yer aldı:
HTŞ’nin saldırıları aslında Suriye’nin de geleceğine yönelik bir komplodur. HTŞ de bu komplonun yürütücüsüdür. HTŞ, Suriye’nin birliğini değil, parçalanmasını sağlayacak bir politika yürütmektedir. Özerk yönetim Kürt-Arap birliğini yaratmışken; HTŞ Kürt-Arap düşmanlığı yaratmak istemektedir. Bu da HTŞ’nin bazı dış güçlerin etkisinde bir savaş yürüttüğünün kanıtı olmaktadır. HTŞ’nin bu politikalarıyla Suriye’nin demokratik birliğini sağlayamayacağı, bu nedenle bu iktidarın geleceğinin olmayacağı görülmektedir.
Kürtlerin ve Arapların kardeş olarak yeni bir Suriye yaratmalarına yönelik her saldırıya karşı Arap halkı ve tüm demokratik güçler de karşı koymalıdır. En değerli kazanım olan Kürt-Arap kardeşliği korunmalıdır. Arap halkımız kışkırtmalara karşı tutum sahibi olmalıdır. HTŞ bu saldırılarla Arap halkına da düşmanlık yapmaktadır. Arap halkı Kuzey-Doğu Suriye’de barış içinde özgür ve demokratik bir yaşam sürdürürken şimdi HTŞ ve destekleyicileri tarafından baskıcı, otoriter bir yönetim altına alınmak istenmektedir. Bu açıdan Arap halkı da bu saldırılara karşı durarak yarattıkları özgür ve demokratik yaşamı korumalıdırlar.”



