KDP Başkanı Mesud Barzani, Şam’a bağlı güçlerin saldırılarının ardından DSG ile Şam güçleri arasında başlayan çatışmalara değinerek tarafları sükûnete çağırdı ve daha önce varılan anlaşmalara dönülmesi gerektiğini vurguladı. Barzani, ‘Suriye hükümet güçleri ile Demokratik Suriye Güçleri arasında halihazırda devam eden savaş, kaos ve gerginliğin bir an önce durdurulmasını ümit ediyoruz’ dedi.
HABER MERKEZİ – KDP Başkanı Mesud Barzani, dün Demokratik Suriye Güçleri (DSG) Genel Komutanı Mazlum Abdi ve Özerk Yönetim Dış İlişkiler Dairesi Eşbaşkanı İlham Ahmed ile birlikte ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’la yaptıkları görüşmeye ilişkin açıklama yaptı.
Barzani, açıklamasında Şam güçlerinin saldırıları sonrası DSG ile Şam yönetimine bağlı güçler arasında devam eden çatışmalara değinerek, tarafları sükunete davet etti. Barzani, mesajında şu ifadelere yer verdi:
“Suriye hükümet güçleri ile Demokratik Suriye Güçleri arasında halihazırda devam eden savaş, kaos ve gerginliğin bir an önce durdurulmasını ümit ediyoruz. Tüm tarafların, sorunların çözümü ve istikrarın sağlanması adına daha önce Suriyeli taraflar arasında varılan anlaşmalara geri dönmesini bekliyoruz.”
Barzani, Suriye geçici Cumhurbaşkanı Ahmed El Şara 16 Ocak’ta “Kürtlerle ilgili bazı kültürel hakların kabul edildiği” yönündeki kararnamesine de değindi ve “Ayrıca, Suriye Devlet Başkanı’nın Kürtlerin haklarına ilişkin kararname yayınlamasını olumlu bir adım ve doğru bir yönelim olarak görüyoruz” dedi.
Barzani’nin açıklamasının tamamı şöyle:
Suriye hükümet güçleri ile Demokratik Suriye Güçleri arasında halihazırda devam eden savaş, kaos ve gerginliğin bir an önce durdurulmasını ümit ediyoruz. Tüm tarafların, sorunların çözümü ve istikrarın sağlanması adına Suriyeli taraflar arasında daha önce varılan anlaşmalara geri dönmesini bekliyoruz.
Ayrıca, Suriye Devlet Başkanı’nın Kürtlerin haklarına ilişkin kararname yayınlamasını olumlu bir adım ve doğru bir yönelim olarak görüyoruz. Bu adımın, ilgili tarafların rızasıyla zenginleştirilerek, Kürt halkının haklarının yasal ve anayasal bir şekilde garanti altına alınacağı bir zemine dönüşmesini temenni ediyoruz.”



