ABD Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Ankara’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile bir araya geldi. Fidan ayrıca ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile de görüştü. Fidan, Şara’nın 18 Ocak’ta açıkladığı anlaşma metnini desteklediklerini belirtti. Barrack ise, ABD’nin önceliklerinin değiştiğini, bununla birlikte “Kürt hakları ve IŞİD karşıtı işbirliği konusunda güvenceler için baskı yaptığını” duyurdu.
HABER MERKEZİ – ABD Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Şam güçlerinin Kuzey ve Doğu Suriye’ye dönük saldırıları devam ederken Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile görüştü.
Sosyal medya hesabından bir açıklamada bulunan Barrack, Fidan’la fotoğrafını paylaştı ve “Dışişleri Bakanı Fidan ile görüşmeler bugün devam ediyor” ifadelerini kullandı.
Akşam saatlerinde Fidan’ın ayrıca ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile bir telefon görüşmesi yaptığı duyuruldu. Görüşmede Suriye’deki gelişmelerin ele alındığı kaydedildi.
×Barrack ve Fidan’ın son görüşmesi 13 Ocak’ta Şam güçlerinin Halep’teki Kürt mahallelerine saldırılarının ardından Ankara’da gerçekleşmişti.
Dün Şam’da DSG Genel Komutanı Mazlum Abdi ve Ahmed el Şara arasındaki görüşmeye katılan YPJ Genel Komutanı Rohilat Efrîn, görüşmenin ayrıntılarına ilişkin yaptığı açıklamada, Barrack’ın da görüşmede olduğunu belirtmiş ve Barrack‘ın görüşmede “zayıf kalan” tavrını eleştirmişti.
“18 OCAK’TA DUYURULAN MUTABAKATI DESTEKLİYORUZ”
Hakan Fidan, Ankara’da düzenlenen Türkiye – Özbekistan 4+4 Mekanizması Toplantısı sırasında Barrack’la yaptığı toplantıya değindi. Fidan, görüşmede Şam’da DSG, Şam yönetimi ve ABD arasında yapılan üçlü temasların ele alındığını belirtti. Türkiye’nin bu süreçte yapıcı bir rol oynamaya devam edeceğinin ileri süren Fidan, Şam geçici hükümeti Cumhurbaşkanı Ahmed Al Şara tarafından 18 Ocak’ta duyurulan Ateşkes ve Tam Entegrasyon Anlaşması’nı desteklediklerini, Türkiye’nin temel yaklaşımının tarafların kendi iradesiyle sağladığı mutabakatları desteklemek olduğunu belirtti. Fidan, “Suriye’deki taraflar kendi iradeleriyle bir mutabakata vardıktan sonra, Türkiye olarak bazı konularda rezervlerimiz olsa bile, bunları bir kenara bırakarak oluşan ortak mutabakatı desteklemeyi daha öncelikli bir politika olarak görüyoruz” dedi.
BARRACK, ABD’NİN ÖNCELİĞİNİN DEĞİŞTİĞİNİ DUYURDU
Barrack ise sosyal medya hesabında açıklama yaptı. Şara liderliğindeki Suriye’nin geçiş döneminin “Kürtler için şu anki en büyük fırsat“ olduğunu savunan Barrack, “Bu an, vatandaşlık hakları, kültürel koruma ve siyasi katılım gibi olanaklarla birlikte birleşik bir Suriye devletine tam entegrasyonun yolunu açıyor“ dedi.
ABD’nin Suriye’de bulunma önceliğinin IŞİD karşıtı bir ortaklık olduğunu beilrten Barrack, Demokratik Suriye Güçleri’nin (DSG) IŞİD’in bölgesel halifeliğini yenmede en etkili kara ortağı olduğunu, bu dönemde ortaklık kurulabilecek işlevsel bir merkezi Suriye devletinin olmadığını, ancak bugün durumun temelden değiştiğini savundu. Suriye geçici hükümetinin IŞİD Karşıtı Uluslararası Koalisyon’a katıldığını ve bununla birlikte DSG’nin “sahada birincil sahada birincil IŞİD karşıtı güç olma amacının büyük ölçüde ortadan kalktığını“ iddia etti.
18 OCAK’TA DUYURULAN ANLAŞMAYI HATIRLATTI
Şam hükümetinin IŞİD üyelerinin bulunduğu hapishaneleri devralmaya istekli ve hazır olduğunu belirten Barrack, “Son gelişmeler, ABD’nin ayrı bir Öz Savunma Kuvvetleri rolünü uzatmak yerine, bu geçişi aktif olarak kolaylaştırdığını gösteriyor“ diyerek, devamında şunları ifade etti:
×* 18 Ocak’ta imzalanan entegrasyon anlaşmasını güvence altına almak ve zamanında ve barışçıl bir şekilde uygulanması için net bir yol haritası belirlemek amacıyla Suriye Hükümeti ve SDF (DSG) liderliğiyle kapsamlı görüşmeler gerçekleştirdik.
* Anlaşma, SDF savaşçılarını (bireysel olarak, ki bu en tartışmalı konulardan biri olmaya devam ediyor) ulusal orduya entegre ediyor, önemli altyapıyı (petrol sahaları, barajlar, sınır geçişleri) devrediyor ve IŞİD hapishaneleri ve kamplarının kontrolünü Şam’a bırakıyor.
* ABD’nin uzun vadeli askeri varlıkla ilgisi yoktur; önceliği IŞİD kalıntılarını yenmek, uzlaşmayı desteklemek ve ayrılıkçılığı veya federalizmi onaylamadan ulusal birliği ilerletmektir.
Bu durum Kürtler için eşsiz bir fırsat yaratıyor: Yeni Suriye devletine entegrasyon, tam vatandaşlık hakları (daha önce vatansız olanlar da dahil), Suriye’nin ayrılmaz bir parçası olarak tanınma, Kürt dili ve kültürünün anayasal olarak korunması (örneğin Kürtçe eğitim, Nevruz’un ulusal bayram olarak kutlanması) ve iç savaş kaosunda SDF’nin sahip olduğu yarı özerkliğin çok ötesinde yönetimde yer alma imkanı sunuyor.
“ABD KÜRT HAKLARI VE IŞİD KARŞITI İŞBİRLİĞİ KONUSUNDA GÜVENCELER İÇİN BASKI YAPIYOR”
Riskler devam etse de (örneğin, kırılgan ateşkesler, ara sıra yaşanan çatışmalar, radikallerle ilgili endişeler veya bazı aktörlerin geçmişteki şikayetleri yeniden gündeme getirme isteği), Amerika Birleşik Devletleri Kürt hakları ve IŞİD karşıtı işbirliği konusunda güvenceler için baskı yapıyor. Alternatif olan uzun süreli ayrılık, istikrarsızlığa veya IŞİD’in yeniden ortaya çıkmasına yol açabilir. ABD diplomasisiyle desteklenen bu entegrasyon, Kürtlerin tanınmış bir Suriye ulus devleti içinde kalıcı haklar ve güvenlik elde etmeleri için bugüne kadarki en güçlü şansı temsil ediyor.”
ABD’NİN ODAKLANDIĞI İKİ BAŞLIK
Suriye’de Amerika Birleşik Devletleri şu konulara odaklanmıştır:
1) Şu anda SDF tarafından korunan IŞİD mahkumlarının bulunduğu cezaevlerinin güvenliğinin sağlanması; ve
2) SDF’nin barışçıl entegrasyonuna ve Suriye Kürt nüfusunun tarihi tam Suriye vatandaşlığına siyasi olarak dahil edilmesine olanak sağlamak için SDF ile Suriye Hükümeti arasında görüşmelerin kolaylaştırılması.“
Continuing discussions with Foreign Minister @HakanFidan today. https://t.co/H1YXdaWVhP
— Ambassador Tom Barrack (@USAMBTurkiye) January 20, 2026



