BIG_TP
Bluesky Social Icon
Gerçeğe yeni ses
Nûmedya24

Ercan Jan Aktaş yazdı |

İnsanlık vicdanında tek ses: Rojava

Ercan Jan Aktaş yazdı |

Bugün Rojava’da savunulan yalnızca bir toprak parçası değil, Kürtlerin halk olarak kendilerini yeniden kurdukları, birlikte yaşamı, eşitliği ve özgürlüğü esas alan yeni bir toplumsal sözleşmedir. Bu nedenle Rojava, artık yalnızca bir direniş alanı değil, Kürtlerin halklaşarak ulusal bir varoluşa dönüştüğü, Orta Doğu’ya yeni bir yaşam ihtimali sunan tarihsel bir kurucu mekân haline gelmiştir.

Ercan Jan AKTAŞ

6 Ocak’tan itibaren yeni bir iklime geçtik Rojava’da. Türkiye’nin koordinasyonunda, uluslararası güçlerin de desteği ile geçici Şam hükümetinin paramiliter İslami silahlı grupların Rojava’ya yönelik başlattıkları saldırıları devam ediyor.

İlk önce Halep’te iki Kürt mahallesi, Şeyh Maksut ve Eşrefiye’nin kuşatılması ile birlikte Türkiye’de özel savaş bütün alanlarda yeniden ‘Kürt Nefreti’ ile harekete geçti. Askeri saldırılar ile eşzamanlı başlayan çok katmanlı bir özel savaş pratiği de yürütülüyor.

Bu savaşın en etkili silahlarından biri, dil, algı ve psikolojik yıpratmadır. Özel savaşın dili, hakikati çarpıtarak, direnişi görünmez kılarak ve toplumsal belleği aşındırarak hedef aldığı halkı moralsizliğe ve çaresizliğe sürüklemeyi amaçlıyor. Türkiye’de karşıt ne kadar basın medya kuruluşu varsa, yandaş medyadan, ‘seküler’ medyaya; Cumhuriyet gazetesinden Yeni Akit’e, CNN Türk’ten Sözcü, ATV’ye kadar aynı manşet “Suriye’nin sabrı taştı” üzerinden cihadist saldırıları meşrulaştırarak Kürtlerin katliama uğramasına alkış tuttu.

Rojava’da Kürtlerin kendi öz savunması ve mücadelesi ile, özgürlükçü siyasi perspektifi ve modeli ile bir alan tutmasından bu yana “İsrail işbilikçisi”, “ABD müttefiği” argümanları üzerinde saldıran bu kurum ve kuruluşlar gerçek anlamda kimin İsrail’in işbirlikçisi, kimin ABD müttefiki olduğu gerçeğinin üzerini hep kapatmaya çalıştı.

İslami paramiliter silahlı grupların saldırılarına karşı dört parça Kürdistan başta olmak üzere dünyanın dört bir tarafından; Almanya’dan Fransa’ya, İskoçya’dan İngiltere’ye, Norveç’ten İsviçre’ye, İspanya’dan Hindistan’a, Amerika, Avustralya’ya birçok ülkede alanlara çıkan Kürt halkı ve dostları, Rojava’ya yönelik soykırım saldırılarını gece gündüz protesto etmeye devam ediyor.

Saldırıların derhal durdurulmasını isteyen Kürtler ve dostları eylemlerde, “Yediden yetmişe Rojava özgürleşene kadar her gün alanlardayız” mesajını vermeye devam ediyor. Uluslararası güçlerin sessizliği ve cihatçılara desteği protesto edilirken, demokratik kamuoyuna Rojava direnişine sahip çıkma ve sivillerin korunması için harekete geçme çağrıları da devam ediyor.

HTŞ ve benzeri yapıların “devletleştirilmesi” yönündeki hamleler, tam da bu nedenle bölgede filizlenen çoğulcu ve özgürlükçü toplumsal sözleşmenin tasfiyesine dönük girişimler olarak değerlendirilmelidir. Bugün Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelen baskı ve kuşatma, bir coğrafyadan ibaret değildir; halkların eşit, kadınların özne olduğu ve silahın gölgesinde dahi barışı mümkün kılan bir siyasal ihtimalin hedef alınmasıdır. Bu saldırılar, Kürtlerde topyekun bir direnişin de kodlarını yeniden harekete geçirdi. Dört parça Kürdistan başta olmak üzere Kürtlerin yaşadıkları her ülke ve şehirde bizler, Kürtlerin bir halk olarak ortak tepki ve duruşlarını görüyoruz.

Bugünün sözü: Rojava Kürdistan’dır!

Rojava Paris Komünü’nden günümüze insanlığın bütün farklılıkları ile bir arada eşit ve özgür yaşama pratiği oldu. İnsanlık bunun için Rojava’ya sahip çıktı, yaşadığı her alanda bunun heyecanını yaşadı ve bu heyecan ile Rojava’yı sahiplendi. Saldırıların derhal durdurulmasını isteyen Kürtler ve dostları, eylemlerde, “Rojava özgürleşene kadar her gün alanlardayız” mesajını vermeye devam ediyor.

Uluslararası güçlerin sessizliği ve cihatçılara desteği protesto edilirken, demokratik kamuoyuna Rojava direnişine sahip çıkma ve sivillerin korunması için harekete geçme çağrıları da devam ediyor. Zor ve çatışmalı bu süreçte Kürtler daha güçlü çıkacaktır. Zira artık farklı inanç, politik aidiyetlerini bir kenara koyarak bütün Kürtlerin en güçlü ve tek sloganı: Rojava, Kürdistan’dır!

Özgün ve anlamlı eylemler ile Rojava’ya dayanışma devam ediyor. HTŞ ve IŞİD’in Rojava’ya yönelik saldırılarının özellikle kadınları hedef alan ağır savaş ve insanlık suçlarıyla devam ediyor Halep’in Şeyh Maksud ve Eşrefiyê mahallelerinde bir kadın savaşçının cenazesine yapılan işkence ile Rakka’da esir alınan bir kadın savaşçının saçlarının kesilip teşhir edilmesi, bu cinsiyetçi şiddetin sembolik örnekleridir.

Buna karşılık, dijital medyada binlerce kadının saçlarını örerek paylaşımlar yapması, Kürt kadınlarının saçlarının onur, hafıza ve direnişin simgesi olduğunu vurgulayan güçlü bir kolektif karşı duruş ve dayanışma pratiği olarak öne çıkıyor.

Diğer anlamlı bir dayanışa örneğini de Rojava Devrimi’yle dayanışma amacıyla devrimci kolektiflerin oluşturduğu RiseUp4Rojava ağının, “People’s Caravan” kampanyası oldu. Dünyanın dört bir yanından kadınları, gençleri, enternasyonalistleri, gazetecileri, sağlık ve insani yardım emekçilerini Rojava sınırlarına doğru bir konvoya katılmaya çağıran kampanyaya yoğun ilgi var.

Açıklamada, cihatçı rejimin Kürtlerden ve Kuzey-Doğu Suriye halklarından kazanımlarını teslim etmelerini istediği vurgulanırken; sınırların dayanışma iradesiyle aşılacağı, IŞİD’e karşı direnişin simgesi olan ve yeniden kuşatma tehdidi altındaki Kobani’ye gidilmesi gerektiği ifade ediliyor.

Bu süreç, yalnızca bir direniş momenti değil, Kürtlerin tarihsel olarak parçalanmışlığını aşarak halklaşma temelinde ulusal bir bütünlüğü yeniden kurma iradesinin somutlaşmasıdır. Rojava etrafında örülen bu ortak duruş, Kürtlüğü etnik bir aidiyet sınırının ötesine taşıyarak, ortak hafıza, ortak kader ve ortak gelecek bilinciyle yeniden inşa etmektedir.

Bugün Rojava’da savunulan yalnızca bir toprak parçası değil, Kürtlerin halk olarak kendilerini yeniden kurdukları, birlikte yaşamı, eşitliği ve özgürlüğü esas alan yeni bir toplumsal sözleşmedir. Bu nedenle Rojava, artık yalnızca bir direniş alanı değil, Kürtlerin halklaşarak ulusal bir varoluşa dönüştüğü, Orta Doğu’ya yeni bir yaşam ihtimali sunan tarihsel bir kurucu mekân haline gelmiştir.

Buradan, insanlığın vicdanına bir kez daha sesleniyoruz. Rojava’da savunulan yalnızca Kürtlerin varlığı değil; kapitalizmin talanına, savaşın süreklileştirilmesine ve militer erkek aklının hükümranlığına karşı özgür, eşit ve birlikte yaşam iddiasıdır. Bu nedenle çağrımız yalnızca Kürtlere değil; dünyanın dört bir yanında özgürlük talebi olan bütün halklaradır. Kadınlara, emekçilere, gençlere, doğa savunucularına; sömürüye, inkâra ve savaşa karşı direnen herkese çağrımızdır.

Rojava’ya sahip çıkmak, insanlığın ortak geleceğine sahip çıkmaktır. Sınırların, devletlerin ve iktidarların ötesinde; barışı, eşitliği ve özgürlüğü savunmak için şimdi yan yana gelme, sesleri birleştirme ve mücadeleyi büyütme zamanıdır. Çünkü Rojava düşerse, yalnızca bir coğrafya değil; insanlığın özgürlük umudu hedef alınmış olacaktır.

Benzer Haberler

‘Gerçeklerin halka aktarılması engellenmek isteniyor’ l

Nusaybin'de gözaltına alınan 5 gazeteci serbest bırakıldı

İran: Ölü sayısı 5 bini aştı |

Trump: ABD savaş gemileri İran için yolda

Papel Elektronik Para’ya operasyon:

41 kişi gözaltı kararı, TMSF kayyum olarak atandı

IŞİD operasyonunun yapıldığı Yalova dahil |

Üç ilin emniyet müdürü değiştirildi

‘Umut ve Özgürlük’ mitingi l

Olumsuz hava koşulları nedeniyle ertelendi

Avukatı açıkladı |

Gazeteci Furkan Karabay gözaltında

Trump’la görüştü |

Zelenskiy: Barış belgeleri neredeyse hazır