Yüksel Genç
Suriye’de son dönemde şekillenen siyasal ve askerî süreç, yüzeyde yerel aktörlerin çatışması gibi görünse de, derinlikte bölgesel ve küresel güçlerin kesişen çıkarları doğrultusunda inşa edilen daha geniş bir stratejik çerçeveye işaret etmektedir. Bu çerçeve; Türkiye’nin güvenlik kaygıları, Heyet Tahrir el-Şam’ın (HTŞ) meşrulaşma ve egemenlik ihtiyacı ile İran’ın bölgesel nüfuzunu temsil eden Şii kuşağına karşı bir Sünni kuşak oluşturma hedefinin birleştiği bir formül üzerinden ilerlemektedir.
Bu formül, HTŞ ve benzeri silahlı yapıların Suriye’de fiilen “devlet verilmiş” aktörler olarak konumlandırılmasını mümkün kılarken, bu yapıların hukuki ve kurumsal bir devlet aygıtına dönüşmesini değil; aksine sürekli kullanılabilir, esnek ve denetlenebilir gayrinizami paramiliter güçler olarak tutulmasını öngörmektedir. Böyle bir yapılanma, Suriye’de kalıcı bir istikrar üretmekten ziyade; Suriye, Irak ve İran hattında uzun süreli bir belirsizlik, düşük yoğunluklu şiddet ve yapısal gerilim halini besleme potansiyeli taşımaktadır.
Bu bağlamda söz konusu stratejinin temel hedeflerinden biri, İran’ın bölgesel nüfuzunu kesintiye uğratmak ve Şii kuşağını parçalamaktır. Irak’ın yeniden düzenlenmesi fikri de bu stratejinin tamamlayıcı unsuru olarak gündemdedir. Irak’ın merkezi otoritesinin zayıflatılması, silahlı aktörlerin kalıcılaştırılması ve mezhepsel fay hatlarının derinleştirilmesi; yalnızca İran’ı sınırlamayı değil, aynı zamanda bölgesel statükonun yeniden tanımlanmasını amaçlamaktadır.



