Murat Sabuncu
Davos’ta en etkili konuşmalardan birini yapan Kanada Başbakanı Mark Carney ile ilgili ilk yazıyı aralık ayında The Economist’te kaleme aldığı analiz üzerine yazmıştım. Carney derginin geleceğe yönelik beklentilere-perspektiflere yer verdiği sayısında içinde bulunulan dönemi ‘değişken geometri çağı’ olarak nitelendiriyordu. Yazısında bu durumu şöyle tarif etmişti:
“Dayanıklılığı yeniden tesis etmek için yeni bir geçici işbirliği ağı ortaya çıkmaya başladı. Ortak kurumlardan çok ortak çıkarlar ve bazen de ortak değerler etrafında oluşturulan dinamik, örtüşen, pragmatik koalisyonların karakterize ettiği değişken geometri dönemine giriyoruz.”
Geçen yıl sonunda yayınlanan bu yazıdan sonra, Davos Zirvesi’nden hemen önce Carney Çin’e gitti ve Şi Cinping’e hitaben, “Sayın Başkan, birlikte bu ilişkinin geçmişteki en iyi yönlerini bir araya getirerek yeni bir ilişki kurabiliriz. Her iki ülkenin halkları insanlar için istikrar, güvenlik ve refah sağlayacağız” diye bir konuşma yaptı. Elbette 2017’den sonra ilk olan bu ziyaretin bir yandan ‘ortak çıkarlar için geçiçi iş birliği ağları tesis etmek’ gibi misyonu vardı ama bir yandan da Trump’ın Kanada’yı 51. eyalet olarak görme isteği-söylemi de etkili olmuştu.
“Kurallara dayalı uluslararası düzen anlatısının kısmen sahte olduğunu biliyorduk. Bir geçiş döneminde değiliz, bir kopuşun tam ortasındayız” diye konuşan Carney’in dikkate değer atıflarından biri de Vaclav Havel’in ‘Güçsüzlerin Gücü’ denemesineydi. Havel denemesinde; sıradan insanın (yazıda bu bir manav) değişik gerekçelerle ‘iktidarın-gücün sözünü görünür meşru kılma yolunda “kendini nasıl ikna ettiğinden, meşrulaştırdığından” bahseder. Carney de buna vurgu yaparak, “sistemlerin sadece zorla değil insanların yanlış olduklarını bildiklerine katılmalarıyla ayakta kaldığını da” anlattı.



