BIG_TP
Bluesky Social Icon
Gerçeğe yeni ses
Nûmedya24

Öcalan statüsüz konuta geçmeyi reddetti |

İmralı’da statü düğümü

Öcalan statüsüz konuta geçmeyi reddetti |

İmralı Adası’nda cezaevi dışında ve daha geniş kullanım imkanları olan yeni bir yapı tamamlandı. Ancak Abdullah Öcalan, hukuki statüsü netleşmeden bu konuta geçmeyi kabul etmedi. Tartışma ise yalnızca bir taşınma meselesi değil. Demokratik Toplum Süreci’nin geleceğini belirleyecek yasal çerçeve ve müzakere zemini asıl mesele. Bu statünün netleşmesi, farklı alanlarda örgütsel faaliyet yürüten diğer üst düzey yöneticilerin gelecekteki hukuki durumuna ilişkin olası düzenlemeleri de etkileyebilecek.

Tuncay Doğan

27 Şubat Deklarasyonu ile Türkiye’de başlatılan Demokratik Toplum Süreci, yeni bir sınavla karşı karşıya: Sürecin ilerlemesi genel bir yasal çerçeve gerektiriyor ve bunun yönetilebilmesi de başmüzakereci konumundaki Abdullah Öcalan’ın çalışma ve yaşam koşullarında bir iyileştirmeyi.

Durum böyle olunca da gözler Abdullah Öcalan’la görüşen heyetin açıklamalarına ve kulislerde dile getirilen bilgi ve olasılıklara çevriliyor.

Kulislerde, İmralı Adası’nda yeni bir yapının inşa edildiği ve Öcalan’ın da bu konutta kalmasının istendiği konuşuluyor. Buna göre adada cezaevi dışında inşa edilen ve daha geniş kullanım alan ve imkanlarını içeren yeni yapı tamamlandı.

Ancak bu yapının hukuki statüsünün belirsizliği, sürecin seyrini etkileyebilecek yeni bir tartışmaya da neden oluyor.

Net ifade edilen şu: Abdullah Öcalan hukuki zemin ve statü meselesi netleşmeden bu yapıya geçmeyi kabul etmedi.

Yeni yapı: Cezaevi mi, konut mu?

İmralı Adası’nda tamamlanan yeni yapının nasıl tanımlanacağı, nasıl yönetileceği henüz net değil. Tartışmanın merkezinde de bu belirsizlik bulunuyor.

Eğer sözü edilen bu yapı cezaevi statüsünde olacaksa, ziyaretlerin mevcut sistemde olduğu gibi izinli ve denetimli olması gerekecek. Daha önceki süreçlerde keyfi olarak uygulanan ‘görüş yasağı’, ‘idari cezalar’, ‘koster bozuldu’, ‘hava koşulları uygun değil’ türünde görüş engellemeleri düşünüldüğünde, avukatlar, siyasi heyetler ve diğer ziyaretçilerin nasıl ve hangi şartlarda İmralı Adası’na giderek Öcalan’la görüşeceği, bunun ne kadar devletin belirlediği prosedürler çerçevesinde olacağı meselesi konuyu zorlaştırıyor.

Ancak yapı konut statüsünde değerlendirilirse, teknik donanım ve iletişim imkanları da sunularak ziyaret rejimi çok daha farklı bir çerçeveye oturabilir. Bu durumda gazetecilerin, hukukçuların ve siyasetçilerin adaya erişimi daha geniş bir çerçevede mümkün olabilecek.

Dolayısıyla tartışma yalnızca fiziki bir taşınma meselesi olarak ele alınmıyor. En azından Öcalan ve orada bulunan diğer tutuklular böyle değerlendiriyor. Tam da bu noktada Öcalan’ın dile getirdiği ‘‘Hukuki ve siyasi statüm nasıl tanımlanacak?” sorusu öne çıkıyor.

Çünkü statü tartışması yalnızca Öcalan’ı değil, İmralı’daki diğer tutukluları da yakından etkileyecek.

Hatta daha geniş perspektifte ise bu statünün netleşmesi, farklı alanlarda örgütsel faaliyet yürüten diğer üst düzey yöneticilerin gelecekteki hukuki durumuna ilişkin olası düzenlemeleri de etkileyebilecek.

Bu nedenle statü tartışması yalnızca bir cezaevi düzenlemesi değil. Aynı zamanda Demokratik Toplum Süreci’nin gelecekteki hukuki zemini açısından da mesaj verici olacak.

Bahçeli’nin açıklamaları ve Ankara’ya çağrı

Kulislerde, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin son açıklamalarının da bu bağlamda değerlendirildiği belirtiliyor.

Bahçeli, 24 Şubat günkü Meclis grup toplantısında, Abdullah Öcalan için yaptığı “statü” çıkışıyla, siyasette yeni bir tartışmayı başlattı ve yapılacak düzenlemelere işaret etti: “PKK’nın kurucu önderliğinin statü sorunu nasıl ele alınacaktır? Eğer böylesi bir sorun varsa, ki bize göre vardır, bunun çözümü nasıl olacaktır? Terörsüz Türkiye’ye hizmet eden İmralı’nın statü açığı nasıl kapatılacaktır?”

Dolayısıyla hükümetin statü meselesini netleştirmesi, sürecin ilerleyip ilerlemeyeceğini belirleyecek kritik adımlardan biri olacak.

Gözler bayram sonrasında

Kulislerde, devlet kanadında ele alınan statü meselesinin bayram sonrasında netleştirilebileceği ifade ediliyor. Aynı dönemde Meclis’te hazırlanması beklenen rapor ve İmralı’daki cezaevi koşullarına ilişkin düzenlemelerin de gündeme gelmesi bekleniyor.

Mevcut durumda sürecin tamamen tıkanmış olmadığı, ancak statü meselesinin çözüme kavuşmaması halinde ilerleyen dönemde bir tıkanma ihtimalinin ortaya çıkabileceği yorumları da ön plana çıkıyor.

Yani ‘statü’ meselesi ve bu konuda oluşacak bir yasal çerçeve, ileri adımlar için de bir gösterge olacak.

Mandela örneği: Müzakere sürecinde statü değişimi

Benzer bir süreç, Güney Afrika’da apartheid rejiminin son dönemlerinde Afrika Ulusal Kongresi (ANC) lideri ve yönetimin muhatabı ‘başmüzakereci’ Nelson Mandela için de yaşanmıştı.

Mandela uzun yıllar kaldığı Robben Adası’ndan 1988’de Pollsmoor Cezaevi’ne, ardından da devlet tarafından sağlanan daha farklı koşullara sahip bir konuta taşınmıştı.

Bu sıradan bir yer değişikliği değildi.

Aynı zamanda apartheid yönetiminin Mandela’yı artık yalnızca bir mahkum olarak değil, müzakere yürütülebilecek siyasi bir aktör olarak gördüğünün de en somut işaretiydi.

Mandela’nın statüsündeki bu değişim, birkaç yıl sonra başlayacak resmi müzakerelerin ve nihayetinde Güney Afrika’da ırkçı rejiminin sona ermesinin önemli eşiklerinden biri olarak kabul edildi.

İmralı’da inşa edilen yeni yapı ve statü tartışması da bazı çevreler tarafından bu tür tarihsel örneklerle karşılaştırılıyor.

Türkiye’de nasıl bir hukuki ve siyasi çerçeve oluşacağı, önümüzdeki dönemde hükümetin atacağı somut ve güvenilir adımlara bağlı olacak.

Benzer Haberler

Gazi Katliamı’nın 31. yıldönümü |

Yaşamını yitirenler mezarları başında anıldı

Mersin Büyükşehir Belediyesi’ne operasyon l

Gözaltına alınanlar var, 21 taşınmaza el kondu

ABD’den Eylem Tok kararı l

Türkiye'ye iadesi durduruldu

İBB davasında 3. gün |

Sanıkları savunma yapıyor: 'Ben neden 285 gündür tutukluyum?'

Erdoğan’dan diplomasi çağrısı |

Savaş bölgeyi tamamen ateşe atmadan durdurulmalı

Akın Gürlek’ten ‘İBB davası’ açıklaması l

'Mahkeme salonları siyaset arenası değildir'