Nadir toprak elementleri rezervleri, Arktik geçişler, Çin’in ticaret yollarını denetleme ve Rusya’nın Arktik askeri gücünü sınırlama… Büyük bölümü buzullarla kaplı olan dünyanın en büyük yüz ölçümüne sahip adası Grönland, Trump’ın ‘satın alma’ ısrarı nedeniyle bir kez daha dünya gündeminin ilk sıralarına yerleşti. Peki Grönland’ı ABD için bu kadar önemli kılan sebepler neler? İşte 5 soruda Grönland…
– Grönland nerede?
Grönland, Kuzey Amerika kıtasının kuzeyinde, Arktik Okyanusu ile Atlas Okyanusu arasında yer alır. Coğrafi olarak Kuzey Amerika’ya, siyasi olarak ise Danimarka Krallığı’na bağlıdır. Dünyanın en büyük adasıdır.
Yaklaşık 2,1 milyon kilometrekarelik geniş bir yüz ölçümüne sahip olan Grönland, ABD ile Avrupa arasındaki stratejik konumu ve Arktik ile Atlantik Okyanusu’nu birbirine bağlayan deniz geçiş yolu üzerindeki kritik yerleşimiyle büyük bir jeopolitik öneme sahiptir.
Dünyanın nüfus yoğunluğu en düşük bölgesi olan adanın nüfusu 57 bin kişi. Bunların çoğu yerli İnuit halkı. Grönland’ın yaklaşık yüzde 80’i buzla kaplı olduğundan, vatandaşlarının çoğu başkent Nuuk çevresindeki güneybatı kıyısında yaşıyor.
Adada ekonomi büyük ölçüde balıkçılığa dayanıyor ve ihracatın yaklaşık yüzde 90’ını balıkçılık oluşturuyor. Danimarka’dan gelen sübvansiyonlar ise Grönland’ın GSYİH’sının yaklaşık beşte birini karşılıyor.
– Grönland kime ait?
Danimarka Krallığı içinde özerk bir bölge olan Grönland, yaklaşık 300 yıldır 3 bin kilometre uzaklıktaki Danimarka’nın kontrolü altında.
Grönland’ın Avrupa kayıtlarındaki tarihi, İzlanda’dan giden İskandinav yerleşimcilerin adaya yerleştiği M.S. 985 yılına kadar gidiyor. 13. yüzyılda adanın İskandinav halkı Norveç Kralı’na bağlılık yemini ederek Grönland’ı Norveç toprağına dönüştürdü. Hanedan evlilikleri aracılığıyla Grönland, 1380 yılında Danimarka’nın yasal kontrolüne geçti ama Danimarka yüzyıllarca kalıcı bir varlık göstermedi. 1450’lere gelindiğinde daha önceki İskandinav yerleşimleri ortadan kaybolmuştu. Danimarka, 1721’de otoritesini yeniden tesis etti ve bu adada kesintisiz Danimarka yönetiminin başlangıcı oldu.
Grönland, 1953 yılına kadar koloni olarak yönetildi. Bu tarihte resmen Danimarka Krallığı’na dahil edildi ve Grönlandlılar Danimarka vatandaşı oldu. 1979’da yapılan bir referandumla Grönland’a özerklik tanındı. Böylece iç politikanın büyük kısmı adanın kontrolüne geçerken, Danimarka savunma ve dış ilişkilerden sorumlu olmaya devam etti.
2009’da kabul edilen Özerklik Yasası, Grönland’a bağımsızlık referandumu düzenleme hakkı da dahil olmak üzere geniş kapsamlı özerklik tanımıştı.
– ABD’nin Grönland hevesi ne zaman başladı?
ABD’nin Grönland’a olan ilgisi 19. yüzyıla kadar uzanıyor. 1867 yılında Alaska’nın Rusya’dan satın alınmasına öncülük eden dönemin Dışişleri Bakanı William H. Seward, Grönland ve İzlanda’nın Danimarka’dan satın alınması fikrini ortaya attı. Seward’ın talimatıyla hazırlanan bir raporda, Grönland’ın mineral zenginliği ve geniş balıkçılık alanları vurgulanarak, bu adanın elde edilmesinin ABD’nin dünya ticaretine hakim olmasına yardımcı olacağı savunuldu. Ancak o dönemde Danimarka’ya resmi bir teklif sunulmadı.
1910 yılında ABD’nin Danimarka Büyükelçisi Maurice Francis Egan, o dönemde bir ABD bölgesi olan Filipinler’deki Mindanao adasının, Grönland ve Danimarka Batı Hint Adaları ile takas edilmesini teklif etti. Bu öneri resmi bir müzakereye dönüşmedi; ancak birkaç yıl sonra ABD, Virgin Adaları’nı (Danimarka Batı Hint Adaları) Alman kontrolüne geçmesini engellemek amacıyla 25 milyon dolar değerinde altın karşılığında Danimarka’dan satın aldı.
İkinci Dünya Savaşı sırasında Nazi Almanyasının Danimarka’yı işgal etmesi üzerine ABD, Grönland’ın savunmasını üstlendi ve adada askeri varlık gösterdi. Savaşın ardından 1946 yılında Başkan Harry Truman, Danimarka’ya Grönland için 100 milyon dolarlık altın teklif ederek ilk resmi satın alma girişiminde bulundu.
Danimarka bu teklifi reddetmesine rağmen, ABD’nin adada askeri üsler kurmasına ve işletmesine izin verdi. Bugün hala faaliyette olan ve ismi Pituffik Uzay Üssü olarak değiştirilen Thule Hava Üssü, bu sürecin bir parçası olarak inşa edildi.
Trump yönetimi döneminde ise ABD’nin Grönland’ı satın alma çabaları yeniden canlandırdı. Trump, İlk başkanlık döneminde bu fikri bir “emlak anlaşması” olarak nitelendirdi. 2024 seçimlerini kazandıktan hemen sonra ise bu teklifi yeniden gündeme getirdi. Geçtiğimiz yıl Mar-a-Lago’da düzenlenen basın toplantısında ve Kongre’ye hitabında Trump, Grönland’ı kontrol altına almak için askeri güç kullanımını dışlamadığını belirtti. Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt de Grönland’ın satın alınmasının ABD için bir ulusal güvenlik önceliği olduğunu ve Arktik bölgesindeki rakipleri caydırmak için hayati önem taşıdığını vurguladı. Trump son olarak Davos Zirvesinde yaptığı konuşmada da net biçimde Grönland’ı satın almak istediklerini ve güç kullanmak istemediğini açıkladı.
– Grönland ABD için neden önemli?
Grönland; uranyum, demir ve nadir toprak mineralleri de dahil olmak üzere doğal kaynaklarıyla giderek artan bir ilgi görüyor. Nadir toprak elementleri, akıllı telefonlar ve televizyon ekranları gibi birçok günlük teknoloji için gerekli 17 metalden oluşan bir grup.
Dünyanın en büyük işlenmemiş nadir toprak elementleri kaynaklarından bazılarının da Grönland’da olduğuna inanılıyor. Adanın nadir toprak elementleri açısından dünyanın en büyük sekizinci rezervlerine sahip olduğu düşünülüyor.
Bölgede yakut ve safir yataklarının yanı sıra altın, platin, çinko ve kurşun yatakları ile potansiyel petrol ve doğalgaz kaynakları da bulunuyor.
Grönland, özerklik düzenlemeleri uyarınca kendi doğal kaynaklarını kontrol ediyor, ancak madencilik faaliyetleri sınırlı. Adada şu anda yalnızca birkaç aktif maden var. Grönland’ın büyüklüğü, sert iklimi ve geniş buz örtüsü nedeniyle bu kaynaklardan yararlanmak teknik olarak zorlu ve maliyetli. Ancak, iklim değişikliğinin adanın bazı bölgelerindeki buzların erimesine neden olmasıyla bazı yataklara erişim kolaylaşabilir.
![]()
ERİYEN BUZLAR VE TİCARETİN YENİ ROTASI
Öte yandan bölge, stratejik konumu nedeniyle de dikkat çekiyor.
İklim krizinin gezegeni tehdit etmesi, sermaye grupları için bir “fırsat” olarak görülüyor. Kutuplardaki buzulların erimesi, ABD için büyük lojistik “fırsat” yaratıyor ki bunun en önemli aktörü Kuzey Denizi rotası. ABD, Grönland’ı kontrol ederek Çin’in Atlantik’e çıkış kapısını tutmak ve Rusya’nın ‘kuzey filosu’nu bloke etmeyi hedefliyor. Grönland, sadece bir kara parçası değil, kuzey yarım kürenin “boğazı” niteliğinde.
Çin’den kalkan bir yük gemisinin Süveyş Kanalı üzerinden Avrupa’ya ulaşması yaklaşık 48 gün sürerken, Arktik rotası üzerinden bu sürenin 20-25 güne düşürülmesi bekleniyor. Bu, sermayedarlar için devasa bir yakıt tasarrufu ve sermaye dolaşım hızının artması anlamına gelir.
Dünya ticaretinin önemli bir bölümünün denizler aracılığıyla gerçekleştirildiği düşünüldüğünde, söz konusu rotaların kullanımının artacağı, bu rotalardan faydalanmak isteyen Çin, ABD, Rusya, Japonya, Almanya, İngiltere gibi ekonomik devlerin buraya yoğunlaşacağını gösteriyor.
– Hangi milyarderler Grönland’a yatırım yaptı?
Trump’ın Grönland’a olan ilgisini ilk kez açıklamasının ardından, Jeff Bezos, Bill Gates, Michael Bloomberg gibi dünyanın en zengin isimlerinden bazıları mineral açısından zengin adaya stratejik yatırımlar yaptı.
Eski Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton, Estée Lauder servetinin varisi Ronald Lauder’in 2018 yılında Trump’a Grönland fikrini sunan kişi olduğunu söylemişti. Danimarka gazetesi Politiken’in aktardığına göre, Lauder Trump’a Grönland’ı önerdikeTen sonra Nuuk’taki iktidardaki Siumut partisinin yerel başkanı ve Grönland Dışişleri Bakanı Vivian Motzfeldt’in eşi olan Jørgen Wæver Johansen’ın ortağı olduğu, kâr etmeyen bir Grönland tatlı su şişeleme şirketine yatırım yaptı.
Amazon’un sahibi Jeff Bezos, Microsoft’un kurucusu Bill Gates ve Michael Bloomberg’in de 2019’dan bu yana yapay zekâ kullanarak elektrikli araçlarda kullanılan nadir elementleri aramak için kurulan Kobold Metals’a yatırım yaptığı biliniyor. OpenAI CEO’su Sam Altman da 2022 yılında KoBold’a yatırım yapmaya başladı.
Paypal ve Palantir’in kurucusu Peter Thiel ise 2021’in başında adada bir “teknolojik olarak ilerlemiş bir özgürlük şehri” kurmayı amaçlayan Praxis isimli bir şirket kurdu.
Trump yönetiminin Ticaret Bakanı Howard Lutnick, 30 yıldan uzun süre boyunca Grönland merkezli madencilik şirketi Critical Metal Corp’a yatırım yapan Cantor Fitzgerald’ın CEO’luk görevini üstlenmişti.
×
‘DÜNYAYI KORUMAK İÇİN İSTEDİĞİMİZ BİR BUZ PARÇASI’
Donald Trump, Davos Zirvesi’nde yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullanmıştı:
“Dünyayı korumak için bir buz parçasını istiyoruz ve bize bunu vermiyorlar. Verirseniz çok müteşekkir oluruz, vermezseniz de biz bunu unutmayız. Muhtemelen ben aşırı güç ve kuvvet kullanmaya karar vermedikçe, hiçbir şey elde edemeyiz; o durumda açıkçası durdurulamaz olurduk. Ama bunu yapmayacağım. Bu muhtemelen yaptığım en büyük açıklamaydı, çünkü insanlar güç kullanacağımı düşünüyordu. Güç kullanmak zorunda değilim. Güç kullanmak istemiyorum. Güç kullanmayacağım. ABD’nin istediği tek şey Grönland denilen bir yer.
Trump Grönland için önce tehdit etti, sonra anlaşmayı duyurdu



