İran’daki protestolarda rejim güçlerinin saldırılarında yaşanan ölümlere ilişkin henüz net bir veri yok. HRANA en az 6 bin ölümü doğrularken, 17 binden fazla ölüm vakasının araştırıldığını bildiriyor. Guardian’a konuşan doktorlar ile morg ve mezarlık çalışanları ise gerçek can kaybının 30 bini aşabileceğini, yüzlerce cenazenin kayıt dışı bırakıldığını ve toplu gömmelerle ölümlerin gizlendiğini söylüyor.
HABER MERKEZİ – İran’da 28 Aralık’ta başlayan rejim karşıtı protestolara yönelik rejim güçlerinin saldırılarının bilançosu her geçen gün ağırlaşıyor. İnsan hakları kuruluşları artan can kayıplarına ilişkin verileri paylaşırken, sağlık görevlileri ile morg ve mezarlık çalışanlarının aktardıkları, gerçek ölü sayısının açıklanan rakamların çok üzerinde olduğunu ve rejimin ölümleri gizlediğini ortaya koyuyor.
Gıyabında yargılandı, savunma hakkı ihlal edildi | Sanatçı Yalda Abbasi, Meşhed’de tutuklandı
İngiltere merkezli The Guardian gazetesinde Tess McClure ve Deepa Parent imzasıyla yayımlanan haberde, hem insan hakları kuruluşlarının ölümlere ilişkin verilerine hem de İran genelinde görev yapan doktorlar, morg ve mezarlık çalışanlarının tanıklıklarına yer verildi. Haberde, protestocuların “sistematik olarak öldürülmesini gizlemek için devletin kapsamlı ve örgütlü bir çaba yürüttüğü” vurgulandı.
YARALILAR HASTANELERE BAŞVURAMADI
Habere göre 8 Ocak Perşembe günü, İran’ın orta büyüklükte bir kentinde görev yapan ve güvenlik gerekçesiyle ismi gizlenen Dr. Ahmadi’nin telefonu sabah saatlerinden itibaren susmadı. Yerel acil servislerde çalışan meslektaşları endişeliydi. Günlerdir süren protestolara polis cop, saçma mermisi ve plastik mermiyle müdahale etmişti. Yaralanmaların büyük bölümünün tedavi edilebilir olduğu düşünülüyordu. Ancak sağlık çalışanları, çok sayıda yaralının hastanelere başvurmaktan kaçındığını, travma kaydı oluşturmanın gözaltı ve tutuklamaya yol açacağından korktuklarını aktardı. Bu nedenle Dr. Ahmadi ve eşi, devlet hastaneleri dışında gizli bir noktada yaralıları tedavi etmeye başladı. Kulaktan kulağa yayılan bir ağ aracılığıyla yaralı gençler buraya yönlendirildi. İlk saatlerde gelenlerin çoğunda dikiş ve antibiyotikle tedavi edilebilecek yüzeysel yaralar vardı. Ancak gün ilerledikçe başvuranların sayısı hızla arttı. Ertesi gün tablo tamamen değişti. Yaralılar gelmeye devam etti ancak bu kez yakın mesafeden ateşli silah yaralanmaları ve ağır bıçak darbeleriyle geliyorlardı. Yaraların büyük bölümü göğüs, göz ve genital bölgelerdeydi. Çok sayıda kişi yaşamını yitirdi.
DOKTORLAR VE SAĞLIK ÇALIŞANLARI ARASINDA AĞ KURULDU
Ahmadi, yalnızca görev yaptığı küçük kentte 40’tan fazla kişinin öldürüldüğünü belirtirken, internetin kesilmesi nedeniyle ülke genelindeki tabloya dair bilgiye ulaşılamadığını aktardı. Bunun üzerine Ahmadi, İran’ın 31 eyaletinin 12’sinde görev yapan 80’den fazla sağlık çalışanıyla bir iletişim ağı kurarak gözlemlerini ve verilerini toplamaya başladı.
TOPLAM CAN KAYBI 30 BİNİN ÜZERİNE ÇIKMIŞ OLABİLİR
Bu ağın Guardian ile paylaştığı bilgiler de morglar ve mezarlıklardan gelen tanıklıklarla birlikte, rejimin uyguladığı şiddetin boyutunu gözler önüne serdi. Ahmadi ve meslektaşları kesin bir sayı vermekten kaçınsa da, kamuoyuna açıklanan tüm ölüm sayılarının “ciddi biçimde eksik” olduğu konusunda hemfikir. Sağlıkçıların değerlendirmesine göre, resmi kayıtlara geçen ölümler gerçek sayının yüzde 10’undan bile az olabilir. Bu hesaplamaya göre toplam can kaybı 30 binin üzerine çıkmış olabilir.
HRANA: 17 BİN ÖLÜM ARAŞTIRILIYOR
İnternet kesintileri nedeniyle kesin rakamlara ulaşmak zor olsa da, İran hükümeti protestolarda 3 binden fazla kişinin öldüğünü kabul ediyor. ABD merkezli İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (HRANA) ise en az 6 bin ölümü doğruladığını, 17 bini aşkın ölüm haberinin halen araştırma aşamasında olduğunu bildiriyor. HRANA’nın verileri, toplam can kaybının 22 bine yaklaşabileceğine işaret ediyor. İran dışında çalışan bazı doktorların tahminleri ise 33 bin ve üzeri rakamlara ulaşıyor.
ÖLÜMLER ADLI TIP KAYITLARINA GİRMEDİ
Guardian’ın aktardığı tanıklıklar, ölümlerin gizlenmesi için yürütülen sistematik çabayı da ortaya koyuyor. Ülke genelinde cesetlerin dondurma ve et taşımada kullanılan soğutma sistemli kamyonlarla taşındığı, yüzlerce cenazenin aceleyle ve toplu biçimde gömüldüğü, çok sayıda bedenin ise adli tıp kayıtlarına hiç girmeden ortadan kaybolduğu belirtiliyor.
Haberde Tahran’da görev yapan başka bir doktorun ise “Psikolojik olarak çökmek üzereyim. İnsanları toplu halde katlettiler. Gördüğüm tek şey kan, kan ve kandı” tanıklığına yer verildi.
Haberde yer verilen tanıklıklara göre morg ve mezarlıklarda cesetler birikti. Hastaneler ve adli tıp merkezleri kapasitesini aşan sayıda cenazeyle karşı karşıya kaldı. Bazı tesisler, dolu kamyonları geri çevirmek zorunda kaldı. Mezarlık çalışanları, ölümlerin gizlenmesi için hızlı ve toplu defin baskısı yapıldığını anlattı.
Haberde tanıklıklarına yer verilen bir morg çalışanı, soğutma kapasitesini aşan kamyonlarla getirilen cenazeler nedeniyle yaşanan kaosu aktarırken, iki kamyonun başka bir yere götürüldüğünü ancak bu cenazelerin hiçbir büyük adli tıp merkezine kaydedilmediğini söyledi. Sağlık çalışanları bunun “toplu gömme” girişimi olduğundan şüpheleniyor.
CENAZELER KİMLİKSİZ OLARAK KAYDEDİLDİ
Ahmadi’nin ağı, dört büyük eyalette görev yapan en az yedi adli tıp çalışanından benzer tanıklıklar aldı. Tahran’daki Kahrizak Adli Tıp Merkezi’nden doğrulanan görüntülerde, yüzlerce cesedin bina dışına taşacak şekilde yığıldığı görülüyor. Guardian ayrıca, Tahran’ın 50 kilometre batısındaki Karaj kentinde bulunan Behesht-e Sakineh mezarlığında yüzlerce cesedin toplu gömülmesine tanıklık eden üç ayrı kişiyle de görüştü. Tanıklar, yüzlerce bedenin üst üste yığıldığını, bazı cesetlerin kimliksiz ve sahipsiz olarak kayda geçirildiğini aktardı. Haberde ulaşılan sağlık çalışanları, tüm bu mekanizmaların yalnızca protestoları bastırmaya değil, yaşananların hatırlanmasını da engellemeye yönelik olduğunu vurguluyor. Ahmadi bu durumu, “Bu sistem yalnızca isyanı bastırmak için değil, hafızayı da yok etmek için kuruldu” sözleriyle özetliyor.



