DEM Parti Dış İlişkiler Komisyonu Eş Sözcüsü Berdan Öztürk, AKPM Genel Kurulu’nda Şam hükümeti güçlerinin Rojava’ya dönük kuşatma ve saldırılarına değinerek Avrupa’nın insan hakları ve demokratik değerlere bağlılığının sınandığını söyledi ve “Rojava’yı savunmak özgür, eşitlikçi ve demokratik bir yaşam biçimini savunmak demektir” dedi.
HABER MERKEZİ – DEM Parti Dış İlişkiler Komisyonu Eş Sözcüsü Berdan Öztürk, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM) Genel Kurulunda, “Ortadoğu’da siyasi kriz: İnsan haklarını ve tüm azınlık gruplarının haklarını koruma ihtiyacı” konulu acil gündem maddesinin görüşmelerinde Şam hükümeti güçlerinin Rojava’ya dönük kuşatma ve saldırılarına ilişkin konuştu.
Öztürk, Suriye’deki son gelişmelerin Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisinin acil olarak dikkatini gerektirdiğini söyledi ve yaşananların yalnızca bir “insani kriz” ya da bölgesel güvenlik meselesi olmadığını aynı zamanda “Avrupa’nın insan haklarına, demokratik değerlere ve hukukun üstünlüğüne olan bağlılığına doğrudan bir meydan okuma” anlamına geldiğini söyledi.
KÜRTLER DERİN BİR SİYASAL VE DUYGUSAL KIRILMA YAŞIYOR
Saldırı altındaki Rojava’daki durumun bölgesel istikrar, küresel güvenlik ve uluslararası normların inandırıcılığı açısından kritik bir dönüm noktası olduğunu vurgulayan Öztürk, şunları belirtti:
“İnsani krizin ötesinde derin bir kopuş yatmaktadır: ciddi bir güven kaybı. Demokrasi, toplumsal cinsiyet eşitliği ve çoğulculuk gibi hepimizin savunduğunu iddia ettiği değerleri paylaşan bir halk olan Kürtlerde, maruz kaldıkları bu terk edilme derin bir duygusal ve siyasal kırılmaya yol açmıştır.”
“Suriye Demokratik Güçleri, Türk makamlarının yönlendirmeleri doğrultusunda terörist bir örgüt olarak muamele görürken; dünya, cihatçı kökenlerine ve El-Kaide ve IŞİD’le belgelenmiş bağlarına rağmen Hayat Tahrir el-Şam ile meşru bir aktör olarak ilişki kurmaktadır” diyen Öztürk, yaşananların sadece Suriye ya da Kürtlerle ilgili olmadığını söyledi.
Öztürk, devamla şunları ifade etti:
דBu, Avrupa’nın kendi değerlerini savunmanın kendi geleceğini savunmaktan ayrılamaz olduğunu anlayıp anlamadığıyla ilgilidir. Kurumlar kendi ilkelerini siyasal çıkar uğruna uyarladıklarında, kendilerini etkisiz hale getirir ya da daha kötüsü olur.
Rojava’yı savunmak özgür, eşitlikçi ve demokratik bir yaşam biçimini savunmak demektir. Bu olasılığın Suriye’den çıkarılması, Suriye’nin ve bölgenin ve aynı zamanda Avrupa’nın geleceğine de zarar verecektir.”
TASARI KABUL EDİLDİ: ATEŞKESE UYULMALI, DİYALOG DEVAM ETMELİ
Öte yandan, bugün Fransa’nın Strasbourg kentinde gerçekleştirilen oturumda Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’nin 2642 (2026) sayılı “Ortadoğu genelinde siyasi kriz: insan haklarını ve tüm azınlık gruplarının haklarını koruma ihtiyacı” kararı, yapılan oylama sonucu kabul edildi.
Karar metninde şu ifadeler yer aldı:
דEsad rejiminin düşüşünden bu yana, Suriye’nin bazı bölgelerinde görülen şiddet olayları, kontrolün el değiştirdiği, kurumsal güvencelerin zayıf olduğu ve hesap verebilirliğin sınırlı olduğu bölgelerde azınlık topluluklarının devam eden savunmasızlığını vurgulamaktadır. Asamble, Hristiyanlar, Aleviler ve Dürziler gibi dini ve etnik azınlıklara mensup sivilleri hedef alan yasadışı ve yargısız infazların yanı sıra zorla yerinden edilme, sindirme ve kültürel ve dini mirasın tahrip edilmesine ilişkin haberlerden dehşete düşmüştür. Asamble, Suriye toplumunun tüm kesimlerinin etkili bir şekilde korunmasının ve ülkenin siyasi geçiş sürecine tam olarak dahil edilmesinin acil bir ihtiyaç olduğunu vurgulamaktadır.
Suriye’nin kuzeydoğusunda son dönemde yaşanan gelişmeler, özellikle Kürt nüfusun yoğun olduğu bölgelerde, mevcut güvenlik ve yönetişim düzenlemelerinin kırılganlığını bir kez daha ortaya koymuştur. Suriye Hükümeti ile Suriye Demokratik Güçleri arasında şiddetin tırmanması, Kürt toplulukları için ciddi insani ve koruma sorunlarına yol açmış ve bölgedeki diğer etnik ve dini azınlıklar için riskleri artırmıştır.
Asamble, Kürt yetkililerin son askeri gerginlik nedeniyle 150.000’den fazla kişinin yerinden edildiğine dair raporlarından duyduğu endişeyi vurgulamaktadır. Kürt topluluklarına karşı ayrım gözetmeksizin saldırılar düzenleyen DAİŞ tutuklularının serbest bırakıldığına dair haberler, aşırılıkçılığın, zulmün ve büyük çaplı yerinden edilmenin yeniden baş göstereceğine dair artan korkuları daha da şiddetlendirmiştir.
Asamble, 2015 yılında Irak ve Şam İslam Devleti’nin (DAİŞ) ilk kez yenilgiye uğratıldığı Kobanê’nin, 11 yıl sonra bu kez Hayat Tahrir al-Sham/ DAİŞ unsurları tarafından kuşatma altında olması konusunda derin endişesini dile getirir; sivil bölgelere uzun menzilli topçu ateşi açılmasını ve ısıtma için su ve elektriğe ambargo uygulanmasını, bunların savaş suçu teşkil edebileceğini kınar; acil insani yardımı kolaylaştırmak ve bir felaketi önlemek için Türkiye’nin kontrolündeki Mürşitpınar sınır kapısının derhal açılmasını talep eder.
Bu bağlamda, Asamble, ülkedeki insani ihtiyaçlara cevap vermek, askeri gerilimin daha da tırmanmasını önlemek, sivil halkı korumak ve azınlıklara yönelik şiddetin normalleşmesini önlemek için diplomatik çabaları yoğunlaştırmak üzere acil eylemde bulunulması gerektiğini belirtmektedir.
Suriye Arap Cumhuriyeti’ndeki duruma ilişkin olarak, Asamble:
Ülkedeki Kürt topluluklarının ve Hristiyan, Alevi ve Dürzi azınlıkların güvenliğine ilişkin ciddi endişesini vurgular;
Avrupa Konseyi üye devletlerinin, ihlallerden sorumlu kişi ve kuruluşlara yönelik hedefli yaptırımları değerlendirmesi de dahil olmak üzere, acil uluslararası hesap verebilirliğin sağlanmasını talep eder;
Ateşkes anlaşmasına uyulmasını, diyaloğun devam etmesini ve şiddetin sona erdirilmesini talep eder;
Daha fazla askeri tırmanmayı önlemek ve sivil nüfusu korumak için müttefiklerle diplomatik çabaların artırılması ihtiyacını vurgular;
Hem Suriye içinde hem de sınır ötesinde engelsiz insani erişimin güvence altına alınmasını ve yeterli kaynaklarla desteklenmesini talep eder;
Tüm topluluklar için hak ve koruma sağlayan ve tüm Suriyeliler için fayda sağlayan kapsayıcı bir siyasi geçişe yönelik çabaları destekler ve Suriye Hükümeti’nin Suriye için güvenli bir gelecek arayışında kapsayıcı, temsili yönetişime yönelik taahhütlerini memnuniyetle karşılar.”



