Murat Sabuncu
Türkiye’nin etrafı klasik tanımla ‘ateş çemberi’ ve bu çemberde en aktif aktör ABD yani şu anki başkanı Trump. Dünyanın diğer ucundan; Suriye’ye, Irak’a, İran’a ‘ayar vermeye’, yeni düzen kurmaya çalışıyor. Kurmak istediği düzenin o ülkeler ya da insanlarından çok kendi çıkarları ve İsrail’in savunması merkezli olduğu görülüyor. Suriye’de Şara’yı destekliyor; özellikle Paris’te İsrail ile Suriye’yi bir araya getirip anlaşma sağlattıktan sonra. Öncesi de var elbette. Orada yaşayan Kürtlerle uzun süre IŞİD ile mücadele üzerinden götürülmüş ilişki ise neredeyse bitirilmiş durumda. Kurulan-kurdurulan yeni rejimin Araplar dışındaki ‘diğer gruplarla’ (Alevi-Dürzi-Kürt-Türkmen) ilişkileri çok da önemsenmiyor. Buradakilere daha önce yapılan saldırıların-kıyımların bir kısmı ‘yeni düzen içindeki engellenmeye çalışılan radikal gruplar’ olarak açıklanmaya çalışılsa da sorunun daha derin olduğunu herkes biliyor. Uzun süren Suriye iç savaşında yıkılan-ayrışan ülke, almaya başlayan yeni şekliyle de potansiyel bir risk taşıyor kendi içinde de bölgede de.
2025 Kasım ayında yapılan seçimlerden sonra hala başbakanını bulamayan Irak’ta, Maliki’nin isminin anılmasıyla Trump’ın bu ülkeye yönelik de ‘o başbakan olmasın’ temalı tehdit tonu yüksek sesi duyuldu.
Elbette Maliki’nin daha önceki yönetimi döneminde yaptıkları (Şii Sünni kutuplaşmasından yolsuzluk iddialarına IŞİD’in güçlenmesi sürecine zemin hazırlamasına) ülkesini kaosa sokma konusundaki performansı hafızalarda. Ama onun da Irak işgali sonrası ABD tarafından uzun süre desteklendiği de unutulmadı elbet.
Gelelim İran’a. Trump’ın isteğiyle değişik senaryolar eşliğinde müdahale neredeyse kesin gibi. Yıllardır rejimin başta kadınlar ve gençler ülkede yaşayanlara karşı zulmü, son protesto gösterilerinde acımasızca öldürülenler, şiddet uygulananlar elbette kabul edilemeyecek bir nokta. Peki başta ABD medyasına yansıyanlar…



