Mehmet Nuri Özdemir
ABD ve İran savaşı maalesef başladı. Bu savaş çürüyen iki sistemin savaşıdır. Her savaş, gencecik insan ölümleri demek; acı, keder, göç, yoksulluk demek. Özellikle çürüyen sistemler arasındaki savaşların nasıl, ne için yapıldığını herkes çok iyi biliyor. Hesaplar büyük. İlla ki kan akıtılacak, güç gösterisi yapılacak. Savaş karşıtlarının uyku hali ise savaştan daha büyük bir tedirginlik yaratıyor. İnsanlığın “bekle gör” durumu dünyanın sonunu getirebilir.
Türkiye bu kirli savaşın başladığı eşikte Kürtlerle yeni bir yüzyılın hazırlığını yapıyor; dibinde yürüyen savaş karşısında Kürt sürecinin verdiği rahatlıkla hareket ediyor. Suriye’de olduğu gibi savaşa bodoslama dalmıyor, dengeleri gözeterek konumlanıyor. Ancak bu rahatlık şimdilik sadece iyi niyete dayalı sürdürülüyor. Devletin ve Kürtler’in bu işi kalıcı olarak çözme kapasitesi ve iradesi bu kadar iyi durumdayken daha fazla oyalanmadan somut adımlara geçmek en doğrusu ama doğrular biraz geç karşılık buluyor.
Çürüyen iki sistemin savaşından sadece bir gün önce sayın Öcalan tarafından kaleme alınan ikinci Demokratik Toplum metni kamuoyu ile paylaşıldı. Son bir yıllık süreçte liderliğin müzakere yeteneği ile örgüt disiplininin buluşması, teorik gücün ve iradenin kongre ve konferanslarla pratikleşmesini sağlayarak yeni bir dönemin kapısını açtı. Bu süreçte “ilkeler bütünlüğü” temelinde irade ve pratik belirleyici oldu. Kürt meselesinde şiddetten arınma atılımı demokratik siyaset stratejisinin önünü açtı. Süreç doğru anlaşılır, somut pratiklerle tahkim edilirse Kürtler’in cumhuriyetle barışması mümkün olabilir.



