Onur Hamzaoğlu
“Bütün duvarlar gibi iki anlamlı, iki yüzlüydü. Neyin içeride, neyin dışarıda olduğu, duvarın hangi yanından baktığınıza bağlıydı.” Ursula K. Leguin’in “Mülksüzler” adlı eserindeki bu ifade bizi bir şekilde farkındalığa, bunun için de yüzleşmeye davet ediyor. Tabii ki yüzleşmenin gerçekleşebilmesi için aynadaki suretimize bakabilmemiz ve “bizi bize karşı koruyan dokunulmazlık zırhımızı çıkarmaya razı olmamız” da gerekiyor. Çünkü, bu mücadelenin aslı bizim kendimizle ilgili olanı. Ne aynayla ne de başkalarıyla olan. Kapitalist toplumsal yaşantı geldiği aşamadaki haliyle “insan” olma/kalma iddiasında olan herkese böylesi yüzleşmeleri gerekli hale getirdi. Elimizi çabuk tutmalıyız. Dünya genelinde yaşanmakta olanlar daha da gecikmeye kapıları kapatmak üzere…
Ne olacak?
Günümüz dünya kapitalist emperyalist sisteminin ekonomik ve siyasi krizi birlikte yaşıyor olduğuna yönelik bilimsel verilere dayalı analizlerin sayısı her geçen gün artıyor. Temmuz 2007’de ABD’de yaşanan Mortgage kriziyle birlikte görünür olan ve merkez kapitalist, emperyalist ülkelerde başlayan küresel finansal krizin çözümü için kaygı ve müdahale kapitalizmin/kapitalist ülkelerin bütününe yönelikti. Bununla birlikte, Trump’ın ilk ABD Başkanlığı’na başladığı dönemde ticaret ve hegemonya alanında Çin’le olan kıyasıya mücadelenin “gümrük vergileriyle” görünür olması, kaygı ve hedefin “batı kapitalizmi ne olacak” sorusuyla özetlenebilecek ölçüde boyut değiştirdiğini de gösterdi.



