Türkiye’de toplumsal cinsiyet eşitliği algısını inceleyen araştırma, kadınların gündelik hayatta yaşadığı güvensizliği ortaya koydu. Araştırmaya göre toplumun yüzde 78’i Türkiye’de kadın olmanın zor olduğunu düşünüyor, 18–29 yaş arası kadınların yüzde 68’i ise gece yalnız yürürken kendini güvende hissetmiyor.
HABER MERKEZİ – Türkiye’nin yeni nesil sosyal araştırma ve veri analiz merkezi Veri Enstitüsü’nün her ay yayımladığı Veri Pusulası araştırmasının yeni sonuçları açıklandı. Bu ay toplumsal cinsiyet eşitliği algısına odaklanan araştırma, kadınların gündelik yaşamda karşılaştığı eşitsizlikleri ve güvenlik kaygılarını verilerle ortaya koydu.
Türkiye’nin tam hizmet ajanslarından Ogilvy 4129’un sosyal medya veri analizi ile katkı sunduğu araştırma, toplumsal cinsiyet eşitliği tartışmalarını hem kamuoyu algısı hem de dijital gündem üzerinden mercek altına alıyor.
EŞİTLİK TALEBİ “VAR OLMA” MESELESİNE DÖNÜŞÜYOR
Cumhuriyet’e yer alan habere göre, araştırmanın sonuçlarını değerlendiren Veri Enstitüsü Yönetim Kurulu Başkanı Bekir Ağırdır, özellikle genç kadınlar arasında ‘güvenlik’ kaygısının dikkat çekici boyutlara ulaştığını söyledi.
×18–29 yaş grubundaki kadınların yüzde 68’i ve çalışan kadınların yüzde 63’ü yaşadıkları bölgede gece yalnız yürürken kendilerini güvende hissetmiyor. Aynı yaş grubundaki kadınların yüzde 66’sı kıyafeti veya dış görünüşü nedeniyle yargılandığını belirtiyor. Toplumun yüzde 78’i Türkiye’de kadın olmanın zor olduğunu düşünüyor
Bu verilerin eşitlik tartışmasını yalnızca hukuki düzenlemelerin ötesine taşıdığına dikkat çeken Ağırdır, “Güven duygusu zedelendiğinde eşitlik talebi yalnızca bir hak meselesi olmaktan çıkıp bir var olma meselesine dönüşüyor” ifadelerini kullandı.
“İSTANBUL SÖZLEŞMESİ DİJİTAL TARTIŞMALARIN MERKEZİNDE”
Toplumsal cinsiyet eşitliğine ilişkin sosyal medya konuşmalarını değerlendiren Ogilvy 4129 CEO’su Leslie Krespin, dijital platformlarda konunun özellikle 8 Mart Dünya Kadınlar Günü döneminde yoğun şekilde tartışıldığını söyledi.
Krespin, sosyal medya dinleme verilerinin İstanbul Sözleşmesi’nin yalnızca hukuki bir metin değil, kadın hakları ve toplumsal değerler etrafındaki daha geniş bir tartışmanın sembolü haline geldiğini gösterdiğini belirtti.
MARKALARA “EŞİTLİKTE SAMİMİYET” ÇAĞRISI
Araştırmaya göre ‘eşitlik’ ve ‘kapsayıcılık’ konusunda markalardan en güçlü beklenti yüzde 57 ile taciz ve ayrımcılığa karşı güvenilir şikâyet mekanizmalarının kurulması olurken, bu beklenti 18–29 yaş arası kadınlarda yüzde 66’ya yükseliyor.
Araştırmanın devamında çocuk bakımına uygun çalışma düzenlemeleri yüzde 52 oranında destek görüldüğü belirtilirken, eşit ücret için ölçüm ve hedef konması ile şiddetle mücadele kurumlarıyla iş birliği yapılması yüzde 45 destek bulduğu belirtidi.
Sosyal sorumluluk alanında ise açık ara en güçlü beklenti yüzde 76 ile şiddet mağduru kadınlara güvenli istihdam sağlanması. Gençlerde bu oran yüzde 86’ya kadar çıkıyor.
‘EŞİTLİK SÖYLEMDE, YÜK KADINLARDA’
Veri Pusulası’nın 3 binden fazla katılımcıyla gerçekleştirdiği araştırma, eşitlik söyleminin kamusal alanda kabul görmesine rağmen ev içindeki geleneksel rollerin güçlü biçimde varlığını sürdürdüğünü gösteriyor.
Katılımcıların yüzde 58’i aile dengesi nedeniyle kadının çalışma hayatındaki rolünün farklılaşabileceğini düşünüyor. Erkeklerin yarıya yakını, çocuklu erkeklerin ise yarıdan fazlası ev işleri ve çocuk bakımında sorumluluğun daha çok kadında olması gerektiği görüşünde.
Araştırmaya göre, Türkiye’de kadınların iş hayatında hak ettikleri yere gelememesinin en önemli nedeni yüzde 27 ile ev içi bakım yükünün çoğunlukla kadınların üzerinde olması. Bunu yüzde 23 ile “kadın işi–erkek işi” algısı ve toplumsal önyargılar takip ediyor.
Çocuksuz kadınlar toplumsal önyargıları yüzde 36 ile en büyük engel olarak görürken, çocuklu kadınların üçte biri bakım yükünü birincil sorun olarak tanımlıyor.



