Onur Hamzaoğlu
Dönemin Başbakanı Şemsettin Günaltay başkanlığındaki Bakanlar Kurulu’nun 9119 sayılı kararı, Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün 6 Nisan 1949 tarihli onayıyla Resmî Gazete’nin 27 Mayıs 1949 tarih ve 7217 numaralı sayısında yayımlandı. Böylece, Türkiye Cumhuriyeti de Evrensel İnsan Hakları Bildirgesi’nin taraflarından birisi olarak o tarihten itibaren hükümlerine uyacağını ilan etmiş oldu. Ancak, Hükümet yalnızca bununla yetinmemiş, Bildirge’nin önsözü dâhil olmak üzere, eğitim kurumlarında okutulması ve yorumlanması, radyo ve gazetelerde olumlayan yayınlar yapılmasına da aynı kararda yer vermiş.
Bu kararın hükmünü kaldıran herhangi bir karar bulunmamasına rağmen, günümüzde olduğu gibi o tarihten sonra da “idarenin sürekliliği” ilkesi unutulduğu için olsa gerek eğitim, öğretim yıllarımda Evrensel İnsan Hakları Bildirgesi konusunun herhangi bir derste konu olarak dahi geçmesine tanık olmadım. Ta ki sağlık hakkı mücadelesiyle tanışıp, ilgilenmeye başladığım 80’li yılların sonuna kadar bildirgenin varlığından haberdar değildim. O günlerde Bildirge’nin tam metnini ilk defa okuma, anlamaya çalışma gereksinimi duydum. Zaman içinde de “barış içinde yaşama hakkı”, “sağlık hizmetlerinden yararlanma hakkı” gibi önemli başlıklarda eksiklikleri olduğunu fark etmiştim.



