Zafer Yörük
ABD ve İsrail ile İran arasında giderek sertleşen savaş, çoğunlukla askeri strateji, güç dengeleri ve nükleer caydırıcılık gibi başlıklar üzerinden tartışılıyor. Ancak dikkatli bir gözlemci için bu çatışmanın yalnızca jeopolitik bir mücadele olmadığı açıktır. Bu sathın altında, farklı dini geleneklere ait kıyametçi anlatıların birbirine temas ettiği bir teopolitik zemin de bulunmaktadır.
Türkiye’de kamuoyuna hâkim olan yorumların önemli bir bölümü bu savaşı Büyük Ortadoğu Projesi çerçevesinde okuyor. Buna göre bölgede devlet sınırları yeniden çizilmekte, İsrail “Vaadedilmiş Topraklar” ideali doğrultusunda genişlemekte ve ABD yeni bir “Haçlı seferi” yürütmektedir. Bu tür yorumlar çoğu zaman komplo teorileriyle iç içe geçer ve özellikle “Kürdistan tehlikesi” karşısında milli teyakkuz söylemini canlı tutmaya hizmet eder.
Bununla birlikte Ortadoğu’daki çatışmaların Yahudi, Hristiyan ve Şii geleneklerinde yer alan eskatolojik beklentilerle ilişkisi zaman zaman dile getiriliyor. Bu yorumlara çoğu zaman temkinle yaklaşılır; zira kıyamet kehanetlerinin modern siyasete birebir uygulanması oldukça sorunludur. Yine de İran ile ABD/İsrail arasındaki savaş, farklı dini geleneklere ait kıyamet anlatılarının aynı coğrafyada kesişmesi bakımından dikkat çekici bir tablo ortaya koymaktadır.



