Halkbank hakkında İran’a dönük yaptırımları deldiği iddiasıyla 2019’da ABD’de açılan davada Federal yargıç davayı 90 gün ‘askıya’ aldı. Bu karar, Ankara ile Washington arasında yıllardır gerilim yaratan dosyada çözüm arayışının hızlandığı yorumlarına yol açtı.
HABER MERKEZİ – ABD’de devam eden Halkbank davasında yeni bir gelişme yaşandı. Reuters’ın haberine göre federal yargıç, 11 Mart’ta Halkbank’a yönelik ceza davasını 90 gün süreyle askıya aldı. Bu süre, bankanın ABD hükümetiyle yaptığı ve davanın düşmesini öngören anlaşmanın şartlarına uyduğunu göstermesi için tanındı.
2019 yılında açılan davada Halkbank, İran’a yönelik ABD yaptırımlarının delinmesine yardımcı olmakla suçlanıyordu. Süreç, 2016 yılında ABD’de tutuklanan İran asıllı iş insanı Reza Zarrab ve daha sonra yargılanarak mahkûm edilen eski Halkbank yöneticisi Hakan Atilla davasıyla bağlantılı olarak başlamıştı.
TÜRKİYE–ABD İLİŞKİLERİNDE KRİTİK DOSYA
Halkbank davası yaklaşık 10 yıldır Türkiye–ABD ilişkilerinde çözüm bekleyen başlıklardan biri olarak görülüyordu.
DW Türkçe‘ye konuşan ABD merkezli Ortadoğu Enstitüsü Türkiye Programı Direktörü Gönül Tol, davanın Ankara açısından önemli olmakla birlikte ilişkilerdeki tek kritik başlık olmadığını belirtiyor.
Tol’a göre savunma alanındaki CAATSA yaptırımları Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan açısından daha öncelikli bir meseleydi. Ancak Halkbank dosyası da bu başlığın hemen ardından gelen önemli bir sorun olarak değerlendiriliyordu.
Tol, iddianamede Erdoğan’a yakın bazı isimlerin yer almasının Ankara açısından hassasiyet yarattığını belirterek, “Dolayısıyla bunun çözülmesi, gelecekte benzer davaların önünü kesmek adına Erdoğan için önemliydi” değerlendirmesini yaptı.
“TRUMP İLE ERDOĞAN ARASINDAKİ İLİŞKİ ETKİLİ OLABİLİR”
Davadaki son gelişmeler, ABD Başkanı Donald Trump ile Cumhurbaşkanı Erdoğan arasındaki kişisel ilişkilerin rolü olup olmadığı tartışmasını da gündeme getirdi.
Ekonomist Atilla Yeşilada, iki lider arasındaki ilişkiye dikkat çekerek, bazı çevrelerin bu dostluğu küçümsediğini ancak bunun önemli olabileceğini söylüyor.
Yeşilada, “Erdoğan’la neden çok iyi geçiniyorlar bilemem ama bence ruh ikizi olabilirler” ifadelerini kullanırken, Trump’ın liderlerle kurduğu ilişkilerin çoğu zaman pragmatik olduğunu belirtiyor.
Yeşilada’ya göre bu süreçte Türkiye’nin ABD’ye karşı gizli bir taviz verdiğine dair güçlü bir işaret bulunmuyor.
×
ERDOĞAN – TRUMP GÖRÜŞMESİNDE GÜNDEM OLMUŞTU
Halkbank aleyhine 2019’da ABD’de dava açıldı. Savcılar, Halkbank’ın 20 milyar dolar değerindeki kısıtlanmış İran fonlarının serbest bırakılmasına yardımcı olduğunu ve en az 1 milyar doları ABD finans sistemi üzerinden aklamaya yardım ettiğini iddia etmişti.
Halkbank’ın eski yöneticisi Mehmet Hakan Atilla, İran yaptırımlarını delme suçlamasıyla ABD’de yaklaşık üç yıl hapis yatmıştı. Davanın merkezindeki isim olan Reza Zarrab ise itirafçı olarak yargılamada tanıklık yapmıştı.
ABD Yüksek Mahkemesi ise, 6 Ekim 2025’te Halkbank’ın yargılamanın sonlandırılması talebini ikinci kez reddetmişti.
Halkbank davası, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın 25 Eylül 2025’te ABD Başkanı Donald Trump ile Beyaz Saray’da gerçekleştirdiği görüşmenin önemli başlıklarından biriydi. Daha önce Halkbank hakkındaki suçlamaları “hukuka aykırı” ve “çirkin” olarak nitelendiren Erdoğan, 8 Ekim 2025’te “Sayın Trump gerek Amerika’daki temaslarımızda gerek son telefon görüşmemizde ‘Halk Bankası’nın problemi bizim için bitmiştir‘ dedi” diye konuşmuştu.
Erdoğan’ın teyit ettiği konuyu nûmedya24 daha önce yazmıştı. Erdoğan ile Trump görüşmesinde, bankaya isnat edilen suçu kabul etmemek kaydıyla Türkiye’nin Halkbank davasının kapatılması için 100 milyon dolar para teklif ettiği ileri sürülmüştü. Reuters haber ajansına da, Türkiye’nin “yaklaşık 100 milyon dolarlık bir uzlaşma teklifinde bulunduğunu” gündeme getirmişti.
Erdoğan – Trump görüşmesinde gündemdi | ABD mahkemesinden Halkbank’a ikinci ret
MİLYARLARCA DOLARLIK CEZA RİSKİ
Davanın Ankara açısından en büyük risklerinden biri olası para cezalarıydı.
Uzmanlar, davanın mahkûmiyetle sonuçlanması durumunda milyarlarca dolarlık bir cezanın gündeme gelebileceğini ve bunun Türkiye’nin bankacılık sistemi üzerinde ciddi etkiler yaratabileceğini belirtiyordu.
Ekonomist Atilla Yeşilada da davada konuşulan rakamların oldukça yüksek olduğunu hatırlatarak, bazı tahminlere göre Halkbank’ın suçlu bulunması halinde 20 milyar dolara kadar ceza ödeyebileceğinin konuşulduğunu ifade ediyor.
“100 milyon dolar” gündeme gelmişti | ABD Adalet Bakanlığı ile Halkbank anlaştı
HALKBANK ÇÖZÜLSE BİLE TÜM SORUNLAR BİTMİYOR
Uzmanlara göre Halkbank dosyasındaki gelişmeler, Türkiye–ABD ilişkilerindeki diğer sorunların otomatik olarak çözüleceği anlamına gelmiyor.
Tol, özellikle Türkiye’nin Rusya’dan satın aldığı S-400 hava savunma sistemi nedeniyle uygulanan CAATSA yaptırımlarının çok daha karmaşık bir dosya olduğunu vurguluyor.
Bu konuda ABD Kongresi’nin ve savunma şirketlerinin de etkili olduğunu belirten Tol, Halkbank’taki uzlaşmanın bu başlıkta aynı kolaylığın sağlanacağı anlamına gelmediğini söylüyor.
×
DAVANIN KÖKENİ: İRAN YAPTIRIMLARI
Halkbank davasının kökeni Türkiye’de 2013 yılında ortaya çıkan yolsuzluk soruşturmalarına kadar uzanıyor. Bu soruşturmalarda İran’a yönelik uluslararası yaptırımların Türkiye üzerinden altın ticareti yoluyla delindiği iddiaları gündeme gelmişti. İddiaların merkezinde yer alan İran asıllı iş insanı Reza Zarrab, İran’ın petrol ve doğalgaz satışından elde ettiği gelirlerin Halkbank üzerinden çeşitli ticari işlemlerle dolaşıma sokulduğu bir sistem kurmakla suçlanıyordu.
ABD’DEKİ YARGI SÜRECİ
ABD’deki süreç 2016 yılında Zarrab’ın Miami’de tutuklanmasıyla başladı. Zarrab daha sonra savcılıkla anlaşarak itirafçı oldu ve soruşturmanın yönü değişti.
Davada sanık konumuna gelen Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Hakan Atilla, New York Güney Bölgesi Federal Mahkemesi’nde İran yaptırımlarını delmek ve banka dolandırıcılığı suçlamalarıyla yargılandı. Atilla, 28 ay hapis cezası aldı.
ABD Adalet Bakanlığı 2019 yılında davayı genişleterek Halkbank’ı doğrudan sanık olarak dosyaya dahil etti.
Ankara ise başından itibaren davanın “siyasi motivasyonlu” olduğunu savunurken, Cumhurbaşkanı Erdoğan yargılamaları “hukuksuz ve siyasi” olarak nitelendirmişti.



