BIG_TP
Bluesky Social Icon
Gerçeğe yeni ses
Nûmedya24

Bayrak sorulmadı, “kuleden düştü” denildi |

D.K., tedavisi bitmeden tutuklandı

Bayrak sorulmadı, “kuleden düştü” denildi |

Nusaybin’de “bayrak indirme” olayıyla ilişkilendirilerek ağır şekilde işkence edilen D.K. tedavisi bitmeden tutuklandı. Avukatı Berivan Orhan, D.K.’ye bayrakla ilgili herhangi bir sorunun sorulmadığını, D.K.’nin “örgüt propagandası, örgüt üyeliği, sınır güvenliği ihlali” suçlamalarıyla tutuklandığını, işkencenin yol açtığı yaralamanın ise gözaltı tutanağına “kuleden düştü” şeklinde kayda geçildiğini söyledi.

HABER MERKEZİ – Önceki gün geçici Suriye hükümetine bağlı grupların Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırılarını protesto etmek ve Rojava ile dayanışmak için binlerce kişi Mardin’in Nusaybin ilçesine gitti. Çok sayıda kişinin gözaltına alındığı polisin sert müdahalesi sonrasında sosyal medyada bayrak indirme görüntüleri servis edildi. Ancak olayın nerede yaşandığı belirsizliğini koruyor.

Adalet Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada konuya ilişkin 14 kişinin gözaltına alındığı belirtildi. Ardından gözaltına alınan D.K.’nin, ‘bayrak indirme’ olayıyla da ilişkilendirilerek işkenceye maruz kaldığı görüntüler sosyal medya hesaplarından paylaşıldı.

Polislerce darp edilen ve saatlerce işkenceye maruz kalan D.K., önce Nusaybin Devlet Hastanesine, ardından durumunun ağır olması nedeniyle Mardin Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edildi.

KÖTÜ MUAMELE HASTANEDE DEVAM ETTİ

Bianet’ten Ayşegül Başar’ın haberine göre, avukat Berivan Orhan, D.K. hastaneye geldiğinde doktorların onunla ilgilendiğini, ancak iki polisin bilgi vermek üzere gelen doktorun sözünü keserek başka bir odaya götürdüğü, doktorun bu görüşmenin ardından hastaya karşı tavrının değiştiğini söyledi.

D.K. bugün durumunun oldukça ağır olmasına rağmen taburcu edilerek hakim karşısına çıkarıldı. Avukatlarının konuya ilişkin tuttuğu tutanakta şunlar kaydedildi:

×Tutanak

“D.K.’nin hastanede devam eden tedavisi sürmekte iken taburcu edilmesine karar verildiğini öğrenmemiz üzerine 23/01/2026 tarihinde saat 12:00 civarında Mardin Eğitim ve Araştırma Hastanesine gelmiş bulunmaktayız. Mevcut tıbbi bulgular, hasta beyanları ve dosyada yer alan sağlık raporları birlikte değerlendirildiğinde; hastanın omurgasında birden fazla kırık, kafa bölgesinde kırıklar, yüz ve kafa bölgesinde çok sayıda dikiş ile iç kanama bulgularının bulunduğu, dolayısıyla hayati risk taşıyan ciddi yaralanmalarının mevcut olduğu açıktır. Bu durumda hastanın taburcu edilmesi, tıbbi gereklilik, hasta güvenliği, yaşam hakkının korunması ve sürekli tıbbi gözetim zorunluluğu ile açıkça çelişmektedir.

“Tarafımızca, taburcu kararına karşı sözlü olarak derhal itiraz edilmiş, hastanın mevcut sağlık durumunun ağırlığı, hayati risk ihtimali ve sürekli  gözetim altında tutulması gerekliliği açıkça ifade edilmiştir. 

Ayrıca bu işlemin;

  • Hasta Hakları Yönetmeliği’nin 4. maddesinde düzenlenen “insan onuruna yakışır şekilde sağlık hizmeti alma hakkı”na,
  • Hasta Hakları Yönetmeliği’nin 11. maddesinde güvence altına alınan “sağlık hizmetlerinden adalet ve hakkaniyete uygun biçimde faydalanma hakkı”na,
  • Hasta Hakları Yönetmeliği’nin 13. maddesinde yer alan “tıbbi gereklere uygun teşhis, tedavi ve bakım görme hakkı”na,
  • Hasta Hakları Yönetmeliği’nin 23. maddesinde düzenlenen “güvenliğin sağlanması hakkı”na,
  • Anayasa’nın 17. maddesi ile güvence altına alınan yaşam hakkı ve işkence ile kötü muamele yasağına,
  • Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 2. ve 3. maddelerine açıkça aykırı olduğu sabittir.

Ancak tüm bu itirazlarımıza rağmen, herhangi bir gerekçe sunulmaksızın taburcu işlemi gerçekleştirilmiş, hastanın mevcut hayati risk taşıyan durumu dikkate alınmamıştır. 

Bu uygulama, yalnızca tıbbi etik ilkelerine ve hekimlik meslek kurallarına değil, aynı zamanda ulusal ve uluslararası insan hakları hukukuna da açıkça aykırıdır. Özellikle, işkence ve kötü muameleye maruz kalmış kişilerin sağlık hizmetlerine kesintisiz, özenli ve etkin biçimde erişiminin sağlanması, devletin pozitif yükümlülüğü kapsamında olup, bu yükümlülüğün ihlali ağır sonuçlar doğurabilecek niteliktedir.

Bu nedenle, hastanın taburcu edilmesine ilişkin işlemin; tıbbi gereklilikten ziyade başka saiklerle tesis edildiği yönünde ciddi kuşku doğurduğu, hastanın bedensel bütünlüğü ve yaşamı bakımından ağır risk oluşturduğu hususu tarafımızca açıkça tespit edilmiş ve işbu tutanak ile kayıt altına alınmıştır.”

“KULEDEN DÜŞTÜ” DİYE TUTANAK TUTULDU

Bianet’in haberi, olayla ilgili bir başka skandalı da ortaya koydu. Davada kısıtlama kararı olması nedeniyle yargılama sürecine dair bilgi alamayan avukat Berivan Orhan, kolluk tarafından D.K.’ye uygulanan işkencenin tutanaklara “kuleden düştü” şeklinde geçtiğini belirtti.

Tutanakta işkence görüntülerine rağmen D.K.’nin aşağıdan sivillerin taş atması sonucu yaralandığı iddia edildi. Kolluk tutanağında gözaltına ilişkin şunlar kaydedildi:

דTutanak 20 Ocak 2026 tarihinde saat 18.15’te kayda alınmıştır. Faruk Gezen Hudut Karakolu askeri yasak bölgeye izinsiz giren gençler, sloganlar atmış bu esnada aşağıdaki gençler kuleye taş atmış ve kendisine isabet etmiş ve kuleden  düşmüştür.”

BAYRAK SORULMADI, AMA TUTUKLANDI

Söz konusu tutanağın gerçeği yansıtmadığını belirten D.K.’nin avukatı Berivan Orhan, duruşmada D.K.’ye bayrak indirme konusunda herhangi bir soru yöneltilmediğini aktardı. D.K. ‘örgüt propogandası’ suçlamasıyla bugün mahkemeye çıktı.

D.K. çıkarıldığı mahkemede, “örgüt propagandası, örgüt üyeliği, sınır güvenliği ihlali” suçlamalarıyla tutuklanarak Mardin Cezaevine gönderildi.

“OLAY NUSAYBİN’DE YAŞANMADI”

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu üyesi ve DEM Parti Mardin Milletvekili Beritan Güneş Altın, yaşanılan işkence olayına ilişkin şu bilgileri verdi:

דD.K.’nin beyin kanaması var, böbreklerinde çok ciddi bir hasar var. İç organlarında hasar var. Omurilik zedelenmesi var. Başında ve belinde kırıklar var. Zaten soğukta bekletilmiş. Nusaybin’de yaşandı diye paylaşılan görüntüler gerçeği yansıtmıyor. Kendisinin beyanlarına göre de hiçbir bayrak indirme gibi bir durum söz konusu değil. Orada bayrak da yok, bu tamamen halkları birbirine kırdırmak, protestoların toplumsal gücünü azaltmak, halkları kışkırtmak için yapılmış bir provokasyon. Yayılan görüntüler Nusaybin’de yaşanmadı. İşkence başvurusu üzerine avukatlarının bize ulaşmasıyla bizler gittik, durumunu sorduk, öğrendik, ifadesini okuduk. Yetkililerle konuştuk. Mardin Valiliği de Nusaybin Kaymakamlığı da Emniyet de çok net biliyor ki bayrak indirme gibi bir olay burada yaşanmadı.”

Benzer Haberler

Almanya’da tedavi görüyordu |

Kürt siyasetçi Selim Sadak yaşamını yitirdi

‘Gerçeklerin halka aktarılması engellenmek isteniyor’ l

Nusaybin'de gözaltına alınan 5 gazeteci serbest bırakıldı

Komisyonda özeti okunmuştu |

Öcalan ile görüşmenin tutanakları paylaşıldı: Hangi başlıklar var?

Hatimoğulları ve Bahçeli’den karara tepki l

Ahmet Özer'e 6 yıl 3 ay hapis cezası

“Kobanî’de acil gıda yardımına ihtiyaç var” |

Ayşegül Doğan: Ambalaj HTŞ, zihniyet IŞİD olamaz; öfkemizin nedeni bu

Özel’den mahkeme heyetine tepki |

Diploma iptali: İmamoğlu’nun açtığı dava reddedildi