Ayşen Şahin
Yarın 8 Mart.
Bir günde 168 kız çocuğunun bombayla öldürülmesinin dünyanın eksenini kaydıramadığı bir dönemde, kanın ve kinin akışkanlığına şahitlik ediyoruz. Krala yaslanan kralların düştüğü vaziyete pek de şaşırmayarak bakıyoruz. Üç beş izanı kaybetmiş adamın elinde milyar insan tetikte beklemekte, çatışma pandemisini durduramıyoruz.
Bu savaş manyaklığının önüne geçmeye çalışan solun salim sesinin tesellisiyle yine yeni kahramanlar arayışına kapıldığımızın farkında olmadan kah ağlıyor kah gülüyor yarınlar yokmuş gibi elimizde çekirdek izleyici pozisyonu aldık, felaketin yaklaşmasını izliyoruz.
Alaya almak ve kara mizah dışı bir şey kalmamış elimizde, sosyal medyada kendimizi avutuyoruz. Kafamızı sımsıkı kavrayıp nefessiz bırakana kadar yüzümüzü Ortadoğu’ya çevirmeye çalışsalar da gönlümüzün Akdenizli kaldığını görmenin çocuksu coşkusunu saklayamıyoruz.
20 senedir mübalağalarla kardeşlik diye sunulanın emperyalistlere satılmışlığının ayyuka çıkışına şahitlik ediyoruz.
Güçlülerin sapkınlık bedelinin halklara ödetildiğini biliyor ve seyrediyoruz.



