BIG_TP
Bluesky Social Icon
Gerçeğe yeni ses
Nûmedya24

Büyük yeniden dengeleme:

Küresel düzen neden çatırdıyor ve bu neden tesadüf değil?

Büyük yeniden dengeleme:

Doğu ERGİL

Çöküş Yanılsaması mı, Düzeltme Süreci mi?

Son yıllarda küresel ölçekte yaşanan ekonomik, siyasal ve toplumsal sarsıntılar çoğu zaman “çöküş” kavramıyla ifade ediliyor. Oysa yaşananlar ani bir yıkımdan ziyade, Soğuk Savaş sonrası kurulan küresel düzenin kendi iç çelişkileriyle yüzleşmesidir. Ucuz emek, sınırsız kredi, düşük savunma harcamaları, enerji bağımlılığı ve aşırı verimlilik fetişizmi üzerine kurulu bu model, dayanıklılığı değil hız ve kârı öncelemiştir. Bugün tanık olduğumuz krizler, bu tercihin gecikmiş sonuçlarıdır.

Küreselleşmenin Yan Etkileri ve Orta Sınıfın Erozyonu

1990’lardan itibaren küreselleşme, ekonomik büyümenin neredeyse tek reçetesi olarak sunuldu. Üretim, küresel tedarik zincirlerine dağıtıldı; sanayi merkezleri zayıfladı; emek piyasaları parçalandı. Kısa vadede tüketici fiyatları düştü; uzun vadede ise Batı toplumlarında orta sınıfın gelir ve güvenlik temelleri aşındı. Reel ücretlerin durgunlaşması, sanayisizleşme ve artan borçluluk, Batı’da istikrarın teminatı olan toplumsal sözleşmenin sessizce çözülmesine yol açtı.

Bu süreçte eşitsizlik, yalnızca ahlâki bir sorun değil, yapısal bir istikrarsızlık kaynağına dönüştü. Orta sınıfın zayıfladığı bir ekonomide iç talep düşer, siyasal temsil krizi derinleşir ve demokrasi kırılganlaşır. Dolayısıyla ekonomik eşitsizlik, sistemin talî bir sonucu değil; bizzat işleyiş biçiminin ürünüdür.

Stratejik Körlük: Savunma, Enerji ve Bağımlılık

Küresel düzenin bir diğer zayıf noktası, güvenlik ve enerji alanında ortaya çıktı. Özellikle Avrupa, savunma harcamalarını azaltırken enerji ihtiyacında jeopolitik rakiplerine bağımlı hâle geldi. Bu tercih, barışın kalıcı olduğu varsayımına dayanıyordu. Ancak Ukrayna savaşı, bu varsayımın ne kadar kırılgan olduğunu gösterdi. Enerji arzı, savunma kapasitesi ve sanayi altyapısı, piyasa mantığına bırakıldığında stratejik risk üretmektedir.

Bu duruma bir de küresel düzeninin garantörü olarak görülen ABD’nin Başkan Trump ile birlikte bir “kabadayı” gibi davranarak dünya barışını temin eden dengeleri bozmasını da ekleyebiliriz.

Benzer bir körlük, küresel tedarik zincirlerinde yaşandı. “Tam zamanında üretim” modeli, verimlilik sağlarken kriz anlarında sistemin kilitlenmesine yol açtı. Pandemi, bu kırılganlığı görünür kılan bir stres testi işlevi gördü.

Çin, Jeopolitik Rekabet ve Ekonominin Siyasallaşması

Küresel üretim modelinin merkezine yerleşen Çin, yalnızca ekonomik değil, jeopolitik bir aktör olarak da sistemin dengelerini zorladı. Teknoloji transferleri, fikrî mülkiyet ihlalleri ve ekonomik bağımlılığın siyasi baskı aracına dönüşmesi, serbest piyasa–güvenlik ayrımının sürdürülemezliğini ortaya koydu. Sonuç olarak devletler, ekonomik verimlilikten ziyade stratejik üstünlüğü ve bunun sürdürülebilirliğini önceleyen politikalara yönelmeye başladı.

Kültürel ve Siyasal Tepkiler: Popülizmin Zemini

Bu yapısal dönüşümün siyasal yansıması, popülist hareketlerin yükselişi oldu. Uzun süre görmezden gelinen ekonomik ve kültürel güvensizlikler, geleneksel siyasal elitlere karşı bir tepkiye dönüştü. Bu bağlamda Trump gibi figürler, çözüm üretmekten çok biriken hoşnutsuzluğun görünür kılan katalizörler olarak işlev gördü. Popülizm, sistemin hastalığı değil; semptomudur.

Çöküş Değil, Zorunlu Düzeltme veya Düzenleme

Bugün yaşananlar, küreselleşmenin sona ermesi değil; daha gerçekçi, daha sınırlı ve daha kalıcı bir forma evrilmesidir. Bu “Büyük Yeniden Dengeleme”, daha yavaş büyüme, daha yüksek maliyetler ve daha zor siyasal tercihler anlamına gelmektedir. Ancak aynı zamanda daha gerçekçi, daha sürdürülebilir ve toplumsal meşruiyeti daha güçlü bir düzenin de önünü açabilir.

Artık şaşırmamayı öğrendik! Yeni ve nasıl karşılayacağımızı bilmediğimiz bir çağın şafağındayız.

Benzer Haberler

Reşit Kibar davası l

'Adalet aramaya devam edeceğiz'

Aziz İhsan Aktaş davasında 4’üncü gün l 

'Sözleşmedeki imza tarihi düzeltilirse iddialar çöker'

GABB Eşbaşkanı Şedal’dan “Mürşitpınar” çağrısı:

Yardım TIR’ları bekliyor, sınır kapısının açılması gerekir

Gözaltında işkenceye maruz kalmıştı |

Diyar Koç hastaneden cezaevine götürüldü

Erdoğan mevkidaşı Pezeşkiyan’la telefonda görüştü |

İran Dışişleri Bakanı Erakçi, Fidan'la bir araya geldi

Erdoğan’dan “nihai rapor” açıklaması |

Sürecin yol kazası yaşamaması için üzerimize düşeni yapacağız

Hatimoğulları’ndan iktidarın tutumuna tepki |

Rojava'da Kürt katledilirken, iç barışı nasıl konuşacağız?