Halep’teki Kürt mahallerinde dönük saldırılara tepki gösteren Bakırhan, “Son 10 gündür hepimizin gözü kulağı Şey Maksud ve Eşrefiye mahallelerindeydi. Halep’te sessiz bir soykırım provası yapıldı” dedi. MHP lideri Bahçeli’nin Halep üzerinden DEM Parti’yi hedef alan açıklamalarına da yanıt veren Bakırhan, “1 Nisan Anlaşmasıyla SDG Halep’teki ağır silahlarını çekmedi mi? Buna rağmen oraya saldırılıyorsa 10 Mart mutabakatına uymayan Şam yönetiminin kendisi ve onu destekleyenlerdir. Sayın Bahçeli size düşen oradaki Kürtlerin hakkını, hukukunu savunmaktır. Türk-Kürt kardeşliği diyorsunuz alın size fırsatı” ifadelerini kullandı.
HABER MERKEZİ – Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin Meclis Grup Toplantısı’nda konuştu.
Tuncer Bakırhan,sözlerine İran’dan devam eden rejim karşıtı protestolara değinerek başladı. Rejimin protestolara saldırılarına tepki gösteren Bakırhan, şunları belirtti:
“Tam da yeni düzenleri ve kişiselleşmiş rejimleri konuştuğumuz bir zamanda İran’daki gelişmeleri de takip ediyoruz. İran’da sokak, çarşı, pazar ayakta. Esnaf, işçi, kadınlar, gençler, ‘artık yeter’ diyor. Özellikle Kürt kentlerinde yoğunlaşan baskı, ayrımcılık ve rejimin tek tipçi ve merkeziyetçi karakterini bütün açıklığıyla ortaya koyuyor. Ezilen halklar ve inançlar barışçıl biçimde itiraz ediyor. Bu itiraz İran’daki hakların, inançların ve ezilenlerin en temel ve meşru hakkıdır. Rejim ise bu itirazlara yine dünyanın her yerinde olduğu gibi bildik araçlarla müdahale ediyor. Jopla, topla, gözaltı ile, cezaevi ile idam tehdidi ile müdahale ediyor.
“Hiçbir iktidar ama hiçbir iktidar kendi yurttaşlarının iradesine rağmen asla kalıcı olamaz. Ülkenin internetini, iletişimini komple keserek toplumu sessizlik karantinasına almakla sorunla çözülmez. Demokrasi İran için bir beka tehdidi değil bir çıkış yoludur. İran’ın geleceği Kürdün, Farsın, Azerinin, Belucun kadınların ve gençlerin demokratik bir zeminde kurulabilir” dedi.
Bakırhan’ın grup konuşmasının büyük bölümünde Halep’teki Kürt mahallerinde dönük Şam yönetimine bağlı güçlerin saldırıları vardı. Saldırıların bir katliam ve insanlık suçu olduğunu belirten Bakırhan şunları söyledi:
SOYKIRIM PROVASI YAPILDI
“Son 10 gündür hepimizin gözü kulağı Şey Maksud ve Eşrefiye mahallelerindeydi. Dünya Venezuela ve Karayiplerdeki haydutlukları konuşurken yanı başımızda Halep’te sessiz bir soykırım provası yapıldı.
ASLA SESİZ KALMAYACAĞIZ
Şam rejimi ve Türkiye’nin güdümündeki çeteler IŞİD’in yarım bıraktığı işi tamamlamak üzere harekete geçtiler. Şey Maksud ve Eşrefiye’nin yüzyıllık sakinlerine ‘terörist’ diyorlar. Bunu diyenler algı oluşturuyor, yalan söylüyor. Oysa canlı yayınlarda IŞİD’in mahallelere akın ettiğini gördük televizyonlarda. Terörist arıyorsanız, IŞİD amblemiyle oradaki sivillere saldıran, katleden IŞİD’lilere, beslediğiniz o paramiliter güçlere bakın.
Ve bize ‘sessiz kalın’ diyorlar. Asla sesiz kalmayacağız. Asla bu katliamı, zulmü onaylamayacağız.
BU ZİHNİYETİ ENFAL’DEN TANIYORUZ
Biz bu zihniyeti tanıyoruz. Enfal’de bu zihniyeti gördük. Şengal’de kadınları köle pazarında satan, Kobani’de vahşeti dayatan o zifiri karanlığı çok iyi tanıyoruz. Biz bunları esir aldıkları bir kadın savaşçıyı binadan aşşağı attıkları alçaklıklarından tanıyoruz. Halep’te bir binadan aşağı atılan kadın savaşçıya sessiz kalan da bu vahşeti yapanlar da inşallah gün yüzü görmez. Onları unutmayacağız.
HALEPÇE DENEMESİ YAPILDI
Sözü eğip bükmeden net olarak ifade edeyim. Halep’te yeni bir Halepçe denemesi yapıldı. Buradan kim olursa olsun o karanlık hesapları yapanlara sesleniyoruz: Kürtleri soykırım kıskacında tutarak çürümüş rejimlerinizi asla ayakta tutamayacaksınız.
Suriye’nin sorunu topraklarını savunan Kürtler değil. Suriye’nin sorunu inançlarını koruyan Aleviler, Dürziler hiç değildir. Suriye’nin sorunu selefi, tekçi, ırkçı yönetim anlayışıdır.”
İKTİDARA TEPKİ
Saldırılar sürerken iktidar cephesinden gelen açıklamalara da sert tepki gösteren Bakırhan, şöyle devam etti:
PARMAK SALLAMANIZ GEREKEN YERLER VAR AMA GÜCÜNÜZ YETMİYOR
Kürde parmak salladığınız gibi sallamanız gereken yerler var. Ama ona gücünüz yetmiyor.
Kardeşlik edebiyatı yapanlara da sesleniyorum: Kıbrıs Türkü’nün hakkını savunduğun kadar Halep’teki Kürt’ün hakkını savunsaydın acaba bu katliam, bu vahşet görüntüleri ortaya çıkar mıydı? Niye mesele Kürt olunca celalleniyorsunuz, tansiyonunuz çıkıyor, parmaklarınız havada. Ayıptır.”
HANİ KÜRTLER İSRAİL İLE İLİŞKİ İÇİNDEYDİ?
İsrail ile Şam yönetimi arasında Paris’te imzalanan mutabakata değinen ve buna ses çıkartmayanların Kürtleri hedef almasını eleştiren Bakırhan’ın bu konudaki değerlendirmeleri şöyle:
Şam’ın 50 km ötesinde, Golan’da başka ülkelerin bayrakları dalgalanırken, İsrail Şam’ın göbeğinde başkanlık binanızı bombalarken görünmez olan o egemenliğiniz neden söz konusu Kürtler olunca bir anda görünür oluyor? İsrail’in Gazze’de uyguladıkları Şeyh Maksud ve Eşrefiye’de uygulandı. Gazze için gözyaşı döküp, ertesi gün Halep’i Gazzeleştirmeye çalışanların iki yüzlüğünü hepimiz görüyoruz. Gazze’ye ağlayıp, Halep’e alkış çalan her kimse iflah olmaz bir Kürt düşmanıdır.
Hani Kürtler İsrail’le ilişki içindeymiş, onları destekliyormuş. Utanın ya Paris’te İsrail’de mutabakat yapan Kürtler midir? Yalancı algıcılar. Bunların derdi ne İsrail’in genişlemesidir, ne İran’ın güçlenmesidir ne de IŞİD’in canlanmasıdır. Bunların tek derdi Kürt düşmanlığı.”
10 MART MUTABAKATINA UYMAYAN REJİMDİR
Tuncer Bakırhan, MHP lideri Bahçeli’nin Halep gündemi üzerinden DEM Parti hakkında kullandığı ifadelere de cevap verdi.
Bakırhan, şunları dile getirdi:
Sayın Bahçeli size düşen oradaki Kürtlerin hakkını, hukukunu savunmaktır. Türk-Kürt kardeşliği diyorsunuz alın size fırsatı. Bahçeli, ‘Kürtler ve Türkler kaderde ve kederde birliktedir’ diyor. Kürtler de soruyor neden keder kısmı hep bize düşer diyor. Hani ikisinde de ortaktık. Halep’tekinin kederi biraz da sizi ilgilendirsin.
Sayın Bahçeli, Öcalan’ın rolünü vurguladı. Biz de soruyoruz. 40 günü aşkındır sayın Öcalan ile bir görüşme yok. Bir yıldır rolünü oynayacağı koşulların oluşması için çağrı yapıyoruz ama ortada henüz bizim bildiğimiz bir şey yok. Sayın Öcalan’ın özgür yaşam ve çalışma koşullarının sağlanması gerekmiyor mu?”



