BIG_TP
Bluesky Social Icon
Gerçeğe yeni ses
Nûmedya24

Milli Parklar Kanunu’na tepkiler büyüyor l

Doğal yaşam alanları, koruma bölgeleri 'talana' açılıyor

Milli Parklar Kanunu’na tepkiler büyüyor l

Milli Parklar Kanunu’nda değişiklik öngören teklifin görüşmeleri TBMM Genel Kurulu’nda devam edecek. AKP’nin “denetim ve cezalar aratacak” diyerek savunduğu teklife muhalefet partileri ve çevre örgütleri ise tepkili. Doğal yaşam ve koruma alanlarının yapılaşmaya, ranta açılacağına dikkat çekiliyor.

HABER MERKEZİ – Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu’nda 15 Ekim 2025’te kabul edilen Milli Parklar Kanunu ve Bazı Kanunlar ile 375 Sayılı KHK’de Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin görüşmeleri TBMM Genel Kurulu’nda devam ediyor. Geçtiğimiz hafta başlayan görüşmelerde teklifin ilk beş maddesi kabul edildi. Yasa teklifi görüşmeleri bu hafta da Genel Kurul’da devam edecek.

Milli Parklar Kanunu’nda değişiklik öngören teklif, iktidar tarafından “koruma, denetim ve sürdürülebilirlik” vurgusuyla savunulurken; çevre örgütleri ve muhalefet partileri tarafından korunan alanların ekonomik faaliyetlere açılması olarak değerlendirilerek tepkiye neden oluyor.

Teklifte milli parklar ve diğer korunan alanlar için planlama ve denetim yetkilerinin Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü çatısı altında toplanması, turistik tesisler, altyapı projeleri ve özel işletmelere uzun süreli kullanım hakları tanınması, düzenlemeye yönelik eleştirilerin temelini oluşturuyor.

Özellikle 49 yıla kadar verilen, “başarılı işletmeler” için 99 yıla uzatılabilen ‘intifa hakkı’, çevre hukukunda ‘geçici kullanım’ ilkesini fiilen ortadan kaldıran bir adım olarak değerlendiriliyor. Bu süreler, siyasi iktidarların görev süresini aşan, geri dönülmesi güç sonuçlar doğurabilecek nitelikte olarak değerlendirilerek tepkilere neden oluyor.

Teklif ayrıca, enerji iletim hatları, petrol ve doğal gaz boru hatları gibi projelerin kamu yararı gerekçesiyle milli parklar ve tabiat parkları içinden geçirilmesine imkan tanıyor. Eleştiriler, ‘kamu yararı’ tanımının sınırlarının belirsizliği nedeniyle bu düzenlemenin madencilik ve enerji yatırımları için geniş bir hareket alanı yaratacağı yönünde yoğunlaşıyor.

İktidar ise, düzenlemenin uluslararası sözleşmelerle uyumlu olduğunu, denetim ve cezaların artırıldığını savunuyor. Çevre örgütleri, yaşam savunucuları ve muhalefet partileri düzenlemenin ‘doğa talanı’ anlamına geldiğine dikkat çekerek uyarılar yapıyor.

TBMM’de yeni haftada gündem yoğun l ‘Doğa talanı’ yasası görüşülecek

KORUNAN ALANLARDA PLANLAMA YETKİSİ GENİŞLETİLİYOR

Geçtiğimiz hafta TBMM’de kabul edilen maddelere göre, Milli Park dışındaki korunan alanlar için de Milli Parklarda geçerli olan plan hazırlama süreci uygulanacak. Planlar, ilgili bakanlıkların görüşleri alınarak Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanacak veya hazırlattırılacak.

Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgeleri ile Turizm Merkezlerinde, turizm yatırımlarına ilişkin plan kararlarında da Genel Müdürlüğün olumlu görüşü aranacak.

TURİSTİK İŞLETMELERE 49 YIL, ‘BAŞARILI’ İŞLETMELERE 99 YIL İZİN

Teklife göre, Milli Parklar ve tabiat parklarında, kamu yararı ve planlara uygun olmak kaydıyla turistik amaçlı bina ve tesisler için gerçek ve özel hukuk tüzel kişilerine izin verilebilecek.

Bu kapsamda:

  • İntifa hakkı süresi 49 yılı geçemeyecek,
  • ‘Başarılı’ işletmeler için bu süre 99 yıla kadar uzatılabilecek,
  • Süre sonunda tesisler Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’ne devredilecek,
  • Ayrıca ulaşım, enerji iletim ve nakil hatları, petrol ve doğal gaz boru hatları, su ve altyapı tesisleri için de bedeli karşılığında özel kişilere izin verilebilecek.

Teklifte yer alan diğer önerilerden bazıları ise şöyle:

  • Sulak alanlar ve biyolojik çeşitlilikle ilgili denetim yetkileri Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’ne verilecek,
  • Acil içme suyu projeleri için plan şartı aranmayabilecek,
  • Milli parklardaki ihlallere 1-3 yıl hapis ve adli para cezası öngörülüyor,
  • Ziyaretçi giriş ücretleri Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü tarafından belirlenecek, izinsiz girişlerde 14 kat ceza uygulanacak.

×

‘DOĞAL YAŞAM ALANLARI TEHLİKEDE’

Türkiye’de 50 milli park, 274 tabiat parkı, 111 tabiat anıtı, 32 tabiat koruma alanı, 136 sulak alan ve 85 yaban hayatını geliştirme sahası bulunuyor. Teklifin yasalaşması halinde bu alanlarda tanıtım, spor, eğlence ve dinlenme amaçlı tesislerin kurulmasının önü açılacak.

Çevre örgütleri, düzenleme ile doğal yaşam alanlarının ranta açılacağı, yaşam alanlarının tehlikeye gireceği uyarısında bulunuyor.

HALİME ŞAMAN: KORUNAN ALANLARIN ZIRHI KALDIRILIYOR

Nûmedya24’e konuşan Muğla Çevre Platformu üyesi (MUÇEP), ekoloji aktivisti Halime Şaman, düzenlemenin yaşam alanlarını rant alanına dönüştürdüğünü belirterek, “Bir koruma alanına insan yükü getirdiğiniz anda artık milli parktan söz edilemez” dedi. Şaman’ın değerlendirme ve uyarıları şöyle:

“Yasa değişikliği çalışmasını aslında özellikle artık gizlenemez hale gelen yaşam alanlarının metalaştırıldığı yani rant kapısına dönüştürdüğü bir anlayışı sonucu olarak görüyoruz. Özellikle enerji ve maden şirketlerinin uzun yıllardan beri yürüttüğü lobiclik faaliyeti, bu ülkenin söz kurabilen, özneleriyle geliştirdiği ilişkilerle zirve noktasına geldi ve bu zirve noktası da 7554 sayılı yasayla kendini ifade etti. Özellikle 7554 sayılı bizim adına ‘büyük işgal yasası’ dediğimiz yasa geçtiğinde biz korunan tüm alanların zırhının kaldırıldığı yani ve madencilik enerji sektörüne açık hale getirildiğini biliyoruz.

Zaten yasanın ardından da gerek yönetmelikler, gerek diğer uygulamalarla bunun sonucunu da görüyoruz. Doğal parklar yasası da bundan daha az değil. Özellikle bu alanların, çok yakın bir tarihte her türlü projenin nesnesi, haline getirildiğini görmek, anlamak mümkün.

KORUNAN ALANLARA İNŞAAT VE İNSAN YÜKÜ TEHDİDİ

Bir doğal yaşam alanına, koruma bölgesine, insanı soktuğunuz zaman doğal yaşam, bütünlük yarılmaya başlıyor. Böyle bir noktada da bir Milli Park’tan bahsedilemez. Dünyada doğal yaşam alanlarına, koruma alanlarına bir patika yol açılmasına bile ‘hayır’ denirken şu an turizm tesisleri ya da insan yükü getirecek yapılaşmadan bahsediliyor.

Mesele şu, Milli Parklar aynı zamanda çok önemli bir biyoçeşitlik alanlarıdır, hayatın devamlılığı için vazgeçilmeyecek alanlardır.

Siz bir yandanCOP31’e ev sahipliği yapıp ilkim krizinin yarattığı etkileri tartışacaksınız, bir yandan da koruma altındaki alanlarını tehdit eden projelere ‘evet’ diyeceksiniz. Bu iki yüzlülüktür.

‘GERİ DÖNÜLEMEZ SONUÇLAR ORTAYA ÇIKARIR’

Hele hele sınırlı süreli bir görevde bulunan siyasi partilerin, hükümetlerin 49 yıl, hatta 99 yıla varan uzun vadelerle böyle alanların adeta tapusunu vermesi geri dönülemez sonuçlar ortaya çıkarır.

Türkiye, bulunduğu eylem ve boylamlar itibarıyla, iklim krizini ilk fırsatta ve en ağır biçimde yaşayacak, hatta yaşamaya başlayan ülkeler arasındadır.

En önemli sorunlardan biri de bugün yaşamaya başladığımız su yoksulluğudur. Dünya bu noktaya giderken Milli Parklar’ı gözümüz gibi korumamız gerekirken bu alanları yıkıcı, dağıtıcı kararların gündeme gelmesi kabul edilebilir değil.

Bu yasa teklifinin kabul edilmesi durumunda aslında siz iklim krizinin öznesi olan insanı alıp doğal yaşamın içine iyice yerleştirmiş olacaksınız. Bu durumda doğal yaşamdan nasıl bahsedebiliriz?

Bu yasa korunan yerlerin inşaata açılmasına, doğal yaşamın yok olmasına zemin hazırlıyor.

‘YAŞAM ALANLARIMIZA SAHİP ÇIKMALIYIZ’

Yangınlar sonrası ‘ağaç tarlaları’ dikenler ormanın ne olduğunu bilmiyorlar. Yaşam alanlarımıza, doğamıza sıkı sıkıya sahip çıkmalıyız. Çünkü bu ülkede artık, 7554 sayılı yasadan sonra, hiçbiriniz güvencede değiliz. Bir sabah uyandığınızda, oturduğunuz evin altında kıymetli bir maden varsa; apartmanınız, dükkanınız, tarlanız, bağınız, bahçeniz, savaş dönemlerinde kullanılan bir kararla acele kamulaştırma sonucu elinizden alınabilir.”

‘KORUMA DEĞİL, METALAŞTIRMA’

İstanbul Barosu Çevre, Kent ve İmar Hukuku Komisyonu raporunda da teklifin, doğayı korumaktan çok turizm ve ekonomik getiriye açmayı hedeflediği ifade edildi. Raporda ayrıca, denetim mekanizmalarının zayıflayacağı ve yaban hayatının korunmasının gerileyeceği uyarısı yapıldı.

MUHALEFETTEN TEPKİLER

Muhalefet partileri de teklifin özel şirketlere alan açtığına dikkat çekerek yasa teklifine tepki gösterdi.

DEM Parti Milletvekili Perihan Koca: İktidar koruma alanlarını kâr güden bir anlayışla yeniden dizayn etmeyi hedefliyor. Teklifte yer alan ceza hükümleri kamuoyunu yanıltmaya yönelik. En büyük tahribat bu yasa değişikliğiyle yapılacak. ‘Kamu yararı’ denilerek şirketlerin çıkarları korunuyor.

CHP Milletvekili İlhami Özcan Aygun: Hazinede para bitmiş, para bulmak için milli parkları özelleştiriyorsunuz. Ayıptır, günahtır, yazıktır. Milli Parklar turizme açılacak. Kaçak avcılık belgeleri iptal edilmeyecek, kaçak avcılığa fırsat tanınacak. Milli kaynakları korumayı değil, rant elde etmeyi, turizme açarak doğal hayatı yok etmeyi amaçlamaktadır.

İYİ Parti Milletvekili Yavuz Aydın: Bu teklif milli parkları korumuyor, soyguna kapı aralıyor, iktidar doğayı da teslim alıp, talanı başlatacak.

BAKANLIK: ULUSLARARASI SÖZLEŞMELERLE UYUMLU

Tarım ve Orman Bakanlığı ise eleştirilere karşı, düzenlemenin uluslararası sözleşmelerle uyumlu olduğunu ve milli parkların otel ve betonlaşmaya açılacağı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını savunuyor.

Benzer Haberler

Yeni Yaşam soruları yayımladı |

Gazeteciler Öcalan’a hangi soruları yöneltmek istiyor?

5 Kürt partiden ortak karar |

“İran Kürdistanı Siyasi Güçler İttifakı” ilan edildi

Gazeteciye hakaret etmişti |

DEM Parti’den Belediye Eş Başkanı hakkında soruşturma

KHK ile ihraç edilmişti l

Doç. Dr. Gül Köksal görevine iade edildi

Yeni bakanlar ilk kez katılacak |

Üç haftalık aranın ardından kabine toplanıyor

“Rapor bir başlangıç” |

Bakırhan’dan Meclis’e “cesaret” çağrısı

KCK’den “ortak rapor” açıklaması:

Kürt sorununun adı yok, çok temel eksiklikler var