La France insoumise (LFI)’den milletvekili Thomas Poetes X hesabı üzerinden; “21 Şubat Cumartesi günü Lyon’da yapılacak yürüyüş aslında neo-Naziler tarafından organize edilen bir operasyon” olarak ifade ederken, yürüyüşe gelen tepkilerden hareketle İçişleri Bakanı Laurent Nunez ise, kamu düzeninin bozulması riski yüksek olduğu, bunların tamamını kontrol altına alamadığı için yarın olacak anmayı iptal edebileceğini ifade etti. Fransa’nın basın, medya ve sosyal medyası üzerinden yoğun tartışmalar eşliğinde son 24 saate girerken gelişmeler kaygı ile izlenmeye devam ediyor.
Ercan Jan Aktaş
Lyon’daki neo-faşist ve antisemit gruplarla bağlantılı olduğu ifade edilen bir militanın ölümü, aşırı sağın saldırı dalgasını tetikledi. Bu dalga devletin en üst makamlarında da yankı buldu. 14 Şubat tarihinde, Lyon Savcılığı 23 yaşındaki aşırı sağcı militan Quentin’in ölümünü duyurdu ve başlangıçta “kasten yaralama” kapsamında açılan soruşturmanın, daha sonra “ağırlaştırılmış ölümle sonuçlanan darp” suçlamasını da kapsayacak şekilde genişletildi.
21 Şubat Cumartesi/Bugün Lyon’da yapılacak cenaze töreni büyük tartışmalarla ülkenin en temel gündemlerinden birisi olmaya devam ediyor. Ölümü gerekçe göstererek bütün Avrupa’da gelecek neo-Naziler ile gövde gösterisi yapan aşırı sağ, buna destek veren meclisteki sağ ve aşırı sağ partiler, Macron hükümeti bir tarafta, ölüm gerekçe gösterilerek şeytanlaştırılmak istenen muhalif/sol grup ise karşı tarafta günlerdir büyük bir tartışma içindeler.
Quentin’in 12 Şubat Perşembe günü Lyon Siyasal Bilgiler Enstitüsü (IEP)’nde aşırı sağcı Némésis hareketine mensup kadın militanların, Rima Hassan’ın bir konferans düzenlemesine karşı gerçekleştirdikleri ırkçı eylemde yer aldığı ifade ediliyor. Söz konusu eylemde “İslamo-solcular fakültelerimizden defolun” yazılı bir pankart açılmıştı.
Rima Hassan, Filistin kökenli Fransız siyasetçi ve insan hakları aktivistidir. 1992 yılında Suriye’de bir Filistinli mülteci kampında doğan Hassan, daha sonra Fransa’da siyasal ve toplumsal alanda aktif bir figür haline gelir. Mülteci hakları, Filistin dayanışması, ırkçılık ve İslamofobi karşıtlığı konularında yürüttüğü çalışmalarla tanınmaya başlar.
2024 Avrupa Parlamentosu seçimlerinde Fransa’daki sol ittifak listelerinden seçilerek Avrupa Parlamentosu’na girdi. İsrail’in Filistin politikalarına yönelik sert eleştirileri nedeniyle Fransa’da hem güçlü bir destek hem de özellikle aşırı sağ çevrelerden yoğun tepki almaktadır.
Mediapart’ın aktardığına göre Rima Hassan’ın konferansından sonra bir kavga çıkmış, bu kavgada neo-faşist militan Quentin beyin sarsıntısı geçirmiş ve günün ilerleyen saatlerinde müdahale edilerek ambülans ile hastahaneye götürülmüş. Hastahanede yoğun bakıma alınan Quentin Deranque’ın ölümünden sonra başta Fransa’daki aşırı sağ, neo-faşist yapılar olmak üzere Avrupa’daki neo-faşist yapı ve gruplarda intikam açıklamları devam ediyor.
Fransa meclisindeki aşırı sağcı parti Rassemblement National/Ulusal Birlik partisinin bir önceki genel başkanı Marine Le Pen, “aşırı sol milislerden” söz ederek bunların “terör örgütü olarak değerlendirilmesi” çağrısında bulundu. Meclisteki diğer aşırı sağ partisi Les Républicains/Cumhuriyetçiler’den Bruno Retailleau ise “LFI etrafında dönen uydu yapılarda hüküm süren aşırı şiddet”ten bahsetti. Macron çevresinde de benzer bir ton hâkimdi; Gabriel Attal, “aşırı solun şiddetinin kontrolden çıktığını” söyledi.
Mevcut durum sol parti ve yapılar tarafından, aşırı sağa karşı mücadeleyi ve antifaşizmi kriminalize etmek; ayrıca başta La France insoumise olmak üzere radikal sol siyasal örgütleri hedef haline getirmek olarak okunmaktadır. Quentin Deranque’ın ölümünden sonra aşırı sağın yıllardır Fransa’daki yabancılara, sola, LGBTİ+ bireylere ve gençliğe karşı sergilediği şiddet eylemleri unutturularak sol ve muhalif yapılar kriminalize edilmek istendiğine dikkatleri çekiyorlar. Nitekim daha bir ay önce Lyon’da 20 yaşındaki Ismael Aali’nin bir gölet yakınında ölü bulunmasıyla sonuçlanan ırkçı cinayetin siyasal sınıfın neredeyse tam bir kayıtsızlığı eşliğinde yaşandığını dikkatleri çekerek duyarlılık çağrısında bulunuyorlar.
La France insoumise (LFI)’den milletvekili Thomas Poetes X hesabı üzerinden; “21 Şubat Cumartesi günü Lyon’da yapılacak yürüyüş aslında neo-Naziler tarafından organize edilen bir operasyon” olarak ifade ederken, yürüyüşe gelen tepkilerden hareketle İçişleri Bakanı Laurent Nunez ise, kamu düzeninin bozulması riski yüksek olduğu, bunların tamamını kontrol altına alamadığı için yarın olacak anmayı iptal edebileceğini ifade etti. Fransa’nın basın, medya ve sosyal medyası üzerinden yoğun tartışmalar eşliğinde son 24 saate girerken gelişmeler kaygı ile izlenmeye devam ediyor.
Bugün Fransa’da Quentin Deranque’ın ölümü üzerinden Neo-faşist şiddetin tarihsel ve güncel gerçekliği görünmez kılınırken, antifaşizmin ve radikal solun “aşırı” kategorisine itilmesi, demokratik muhalefetin kriminalize edilmesinin önünü açan tehlikeli bir eşik anlamına gelmektedir. Bugün yaşananları, aşırı sağın yükselişi kadar, merkez ve sağ siyaset tarafından bu yükselişle kurulan paralel söyleminde payını görmek gerekiyor. Eğer bu süreç sorgulanmaz ve teşhir edilmezse, hedef yalnızca belirli örgütler değil; toplanma, ifade ve siyasal örgütlenme özgürlüğünün kendisi olacaktır. Fransa’da neo-faşist bir militanın ölümü etrafında örülen bu söylem, aslında solun şeytanlaştırılması ve muhalefetin daraltılması sürecinin yeni bir perdesi olarak okunacaktır.
Gün nasıl bitecek, yarın bu tartışmalar nereye evrilecek? Soruları ile gelişmeler kaygı ile izlenmeye devam ediliyor.



