Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), meraların gıda üretimi ve ekosistemler için hayati rolüne dikkat çekerek 2026’yı “Mera ve Çobanlar Yılı” ilan etti. Araştırmalar iklim krizi nedeniyle otlatma alanlarının yüzde 36 ila 50’sinin 2100’e kadar elverişsiz hâle gelebileceğini gösteriyor.
HABER MERKEZİ – Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), meraların ve çobanların sürdürülebilir gıda üretimi, ekosistemlerin korunması ve iklim krizine uyumda oynadığı hayati rol nedeniyle 2026’yı “Mera ve Çobanlar Yılı” ilan etti.
Meralar, çayır ve savanlardan çöller ve dağlık alanlara kadar uzanarak dünya kara yüzeyinin yaklaşık yarısını kaplıyor.
Bianet’in aktardığı habere göre bu alanlar karbon depolama, su düzenleme ve ekosistem ile kültürel mirasın korunması gibi önemli işlevler görüyor. Ancak kuraklık, sel, toprak bozulması, hayvan hastalıkları ve farklı arazi kullanımı gibi faktörler, çobanların hayvanlarını otlatmasını zorlaştırıyor ve yaşam biçimlerini tehdit ediyor.
İKLİM KRİZİ HAYVANCILIK FAALİYETLERİNİ TEHLİKEYE ATIYOR
Potsdam İklim Etkileri Araştırma Enstitüsü’nün çalışmasına göre iklim krizi, dünya genelinde mera alanlarını ciddi şekilde azaltarak hayvancılık faaliyetlerini tehlikeye atıyor. Araştırmaya göre, bazı bölgelerde mera alanları artsa da dünya genelinde otlatma için uygun alanların yüzde 36 ila 50’si 2100’e kadar elverişsiz hâle gelecek. Bu durum, büyükbaş ve küçükbaş hayvan sayısının 1,4 milyar ila 1,6 milyar azalmasına ve milyonlarca kişinin geçim kaynağını kaybetmesine neden olacak.
Avrupa, Okyanusya ve Afrika, söz konusu krizden en çok etkilenecek bölgeler arasında. Avrupa’da mera kaybı yüzde 87 ila 95 arasında öngörülüyor, Okyanusya’da yüzde 37-66, Afrika’da yüzde 16-65 ve Güney Amerika’da yüzde 34-50. Afrika’da Sahel ve Kongo Havzası gibi önemli otlatma alanları aşırı sıcaklar nedeniyle kullanılamayacak. Güney Amerika’da otlatma alanları güneye kayarken, Kuzey Amerika’da kayıp beklenmiyor. Asya’da otlatma alanları doğudan batıya ve yüksek dağlık bölgelere kayacak, Orta Asya bozkırları ve bazı Çin ovaları otlatma için uygun hâle gelecek. Araştırma, olumsuz etkilerin yüzde 85’inin orta ve düşük gelirli, yüzde 71’inin yüksek cinsiyet eşitsizliği olan, yüzde 87’sinin kırılgan ve riskli ülkelerde yaşayan insanlar üzerinde yoğunlaşacağını ortaya koyuyor.



