BIG_TP
Bluesky Social Icon
Gerçeğe yeni ses
Nûmedya24

Gazeteci Alican Uludağ cezaevi sürecini anlattı l

'9 Nolu Türkiye'nin güncel siyasi tarihi gibi'

Gazeteci Alican Uludağ cezaevi sürecini anlattı l

Gazeteci Alican Uludağ, gözaltına alındığı akşamdan Silivri Cezaevi’ne sevk edilene kadar geçen günlerde yaşadıklarını anlattı. Tutuklanma sürecindeki hızlı işleyişe dikkat çeken Uludağ, Bir yargı muhabiri olarak yargının bu kadar hızlı işlediğine hiç tanık olmadım” dedi. Çocuklarını ilk kez 6 gün sonra görüntülü arama ile görebildiğini aktaran Uludağ, sevk edildiği Silivri 9 Nolu Cezaevi için ise “9 Nolu Türkiye’nin güncel siyasi tarihi gibi” dedi.

HABER MERKEZİ – ‘Cumhurbaşkanına hakaret’ suçlamasıyla tutuklanarak Silivri 9 Nolu Cezaevi’ne konulan DW Türkçe muhabiri Alican Uludağ, gözaltına alındığı ilk andan tutuklanmasına kadar geçen süreci anlattı.

Avukatları aracılığı ile DW Türkçe’nin sorularını yanıtlayan Uludağ, hem Ankara hem de İstanbul’daki işlemleri sırasında yaşananları, savcılık ve hâkimlik aşamalarındaki detayları ve cezaevindeki ilk günlerini aktardı.

Kendini 22 saat içinde cezaevinde ifade eden Uludağ bu süreçte karşılaştığı kişilere ve cezaevi koşullarına da gözlemleri ile birlikte yer verdi.

Hakkındaki suçlamaların somutlaştırılması ve kendini savunmak için iddianame hazırlanmasını bekleyen Alican Uludağ’ın DW Türkçe’nin sorularına verdiği yanıtlardan bazıları şöyle:

‘TUTUKLANACAĞIMI BİLİYORDUM’

Uludağ, Ankara’daki evinde gözaltına alınmasından Silivri 9 No’lu Cezaevi’ne kadar geçen süreci anlattı;

“Aslında gözaltına alınmam geç kalınmış bir olaydı. Çünkü uzun süredir bunu bekliyordum. Türkiye’de -özellikle İstanbul özelinde- yaşanan yargı pratiklerine eleştirel yaklaşan bir yargı muhabirinin rahat bırakılması düşünülemezdi. Zaman zaman hakkımda açılan basit soruşturmalar bunun işaretiydi. Beni gözaltına almak için uzun süredir fırsat kolladıklarını, hata yapmamı beklediklerini arka kapılarda duyuyordum. Bu fırsatı vermediğim için 19 Şubat’ta resen açtıkları sosyal medya soruşturması ile zorlama bir şekilde hakkımda gözaltı kararı vermek zorunda kaldılar.

19 Şubat Perşembe günü polis kapımı çaldığında tutuklanacağımı biliyordum. Güvenlik şubeye bağlı beş polis kapıdaydı. Ellerindeki gözaltı kararını gösterdiklerinde saat 20.00’yi gösteriyordu. Hemen avukatım Tora Pekin’e haber verdim. Onun da önerisiyle küçük bir çantaya birkaç parça kıyafet koydum. Bu arada üzerimi değiştirmek istedim. İçeride pantolonumu ütülemeye çalışırken kapıdaki polis amiri sürekli acele etmem gerektiğini söylüyordu. Pantolonumu giydim ama gömleğimi ancak kapı önünde ilikleyebildim. Bu sırada 10 yaşındaki kızım arkamda ağlıyordu ki o da uzunca bir süredir babasının başına böyle bir şey geleceğinin endişesi taşıyordu. Kapıda polisleri görünce ne olduğunu anladı.

Beş yaşındaki oğlum da kapıda endişeli bekliyordu. Eşim onu odasına götürdü. Polisler o kadar aceleciydi ki çıkarken çocuklarıma sarılamadım. Asansörle zemin kata indiğimizde polisler birden koluma girme gereği duydu. Apartmandan çıkarken kapıda polis kamerası çekim için hazırdı. Akşam karanlığı olduğu için bir polis de spot ışık açmayı ihmal etmemişti. İki kolumda iki polis binadan çıktık. Araca bindirildim ve önce hastaneye sağlık kontrolüne sonra da Ankara Emniyeti Güvenlik Şube’ye götürüldüm. Emniyet’e girerken yine kamera açıldı. Burada parmak izi, fotoğraf çekimi ve diğer işlemler yapıldı. Saat 23.00 sıralarında İstanbul’a gitmek üzere yola çıktık…”

Nakil sırasında polislerin aceleciliğine dikkat çeken Uludağ, “Ankara polisleri bir yemek siparişini soğutmadan teslim etmeye çalışan kargocu gibi; İstanbul ekibi ise iştahla yemeğini bekleyen müşteri gibiydi. Polisler beni yetiştirmek için Doblo aracın sınırlarını zorluyordu” dedi.

‘BİR YARGI MUHABİRİ OLARAK YARGININ BU KADAR HIZLI İŞLEDİĞİNE HİÇ TANIK OLMADIM’ 

İstanbul’da Emniyet’te ifade vermeme kararı üzerine nezarete konduğunu ve sabahın erken saatlerinde de ifade için Çağlayan Adliyesi’ne götürüldüğünü anlatan Uludağ, suçlamaya konu olan sosyal medya paylaşımları hakkında açıklama yaparken savcının kendisine bir paylaşımındaki ‘devlet içindeki derebeylikleri’ ifadesini sorduğunu belirtti. Savcılık sorgusu hakkında Uludağ, “Bunu soruşturma için değil bu sözlerden dolayı beni suçlamak için sordu. Aslında neden gözaltına alındığımı, meselenin tweetler olmadığını dosyayı okuyan herkes anlar. Ancak yine de karşımda hukuka bağlı bir cumhuriyet savcısı varmış gibi 22 tweeti genel itibarıyla açıklayarak bu paylaşımların neden Cumhurbaşkanına hakaret olmadığını, eleştiri olduğunu anlatmaya çalıştım. Bu sırada bir ara savcının telefonuna baktığını, gelen mesaja güldüğünü gördüm. İfademi bitirirken neden kaçma şüphem olmadığını da somut olarak belirttim.”

Ardından sevk edildiği sulh ceza hakimliğinde de sürecin hızlı ilerlediğini ve hakimin tutuklama kararı verdiğini anlatan Uludağ, “Bir yargı muhabiri olarak yargının bu kadar hızlı işlediğine hiç tanık olmadım” dedi.

Uludağ, Ankara’daki evinden gözaltına alınıp İstanbul’a getirilmesi ve tutuklanarak Metris Cezaevi’ne gönderilmesi arasındaki sürenin 22 saat sürdüğünü belirterek “Gözaltına alınmadan önce son yemeğimi 19 Şubat akşamı evde yemiştim. 20 Şubat saat 18.00 gibi Metris Cezaevi’ndeki tek kişilik odada önüme ilk kez yemek kondu” dedi.

CEZAEVİ KOŞULLARI: TAHTAKURULARI İLE 2 GÜN

Metris Cezaevinde ve oradan naklediği Silivri Cezaevi’nde hijyen koşullarını anlatan Uludağ, Metris’te kaldığı tek kişilik hücrenin küçük, kirli, yatağın sarsmış, yemeklerin de kötü olduğunu dile getirirken 2 gün kaldığı Silivri 1 Nolu L Tipi Cezaevi’nde 10 kişilik koğuşta 24 kişi yerde yattığını, koğuşta temizlik malzemesi olmadığını, sigara içildiği için havasız olduğunu ve tahta kuruları olduğunu anlattı.

CHP lideri Özgür Özel’in ziyaretinden sonra 25 Şubat akşamı geçici koğuştan C-5 koğuşuna sevk edildiğini aktaran Uludağ, 6 gün sonra ilk kez gazete ve televizyona ulaşabildiğini, telefon hakkını kullanabildiğini ve çocuklarıyla görüntülü konuşabildiğini aktardı.

‘9 NOLU TÜRKİYE GÜNCEL SİYASİ TARİHİ GİBİ’

Sevkedildiği Silivri 9 Nolu cezaevinde avukat görüşünde Ekrem İmamoğlu, Tayfun Kahraman, Can Atalay, Selçuk Kozağaçlı, İnan Güney, Buğra Gökçe, Resul Emrah Şahan, Aykut Erdoğdu ve Enver Aysever gibi isimleri gördüğünü kendisine geçmiş olsun dileklerini ilettiklerini belirten Uludağ, şunları ifade etti: “Düne kadar bu isimlerin dosyalarını yazarken bugün onlarla birlikte içerideyim. 9 Nolu Türkiye’nin güncel siyasi tarihi gibi. L1’de haftada 60 dakika görüntülü görüşme hakkı varken 9 Nolu’da haftada 10 dakika telefon hakkı var, o da görüntülü değil. Ayrıca bu hakkı tek seferde kullanmak zorundayım. Açık görüş şartları ise aynı, ayda bir kez. 3 Mart’ta ilk kez ailemle açık görüş yapabildim. Çocuklarıma 12 gün sonra ilk kez sarılabildim. Beş yaşındaki oğlum sarılırken kimse duymasın diye başını boynuma soktu, sessizce ‘Baba birlikte eve gidelim, sen de gel’ dedi.”

Benzer Haberler

ABD’den Türkiye için uyarı |

MSB: İran'dan ateşlenen balistik mühimmat etkisiz hale getirildi

Toplu mezarlar, faili meçhul cinayetler… |

Newala Qesaba'nın imar izni iptal edildi

“Yarın bir grup esirin bırakılması gerekiyor” |

İlham Ahmed: Yakın süreçte Afrin’i ziyaret edeceğim

Hangi ülkeye ait olduğu araştırılıyor l

Sakarya'da parçalanmış insansız hava aracı bulundu

Erdoğan’dan “İran füzesi” açıklaması:

Uyarılarımıza rağmen provokatif adımlar atılıyor

İBB davasında ilk gün l

Reddi hakim talebi reddedildi, Özel'e soruşturma açıldı -CANLI BLOG

Ömer Çelik’ten İran açıklaması l

"Masa İstanbul’da kurulsaydı ağırlığı farklı olurdu"

Temelli’den İBB Davası yorumu:

"Siyasetçilerin yargılandığı değil, siyasetin konuştuğu bir Türkiye istiyoruz"