Gerçeğe yeni ses
Nûmedya24

Herkesin önüne baktığı bir mesele I

Barış niye bu kadar zor bir kelime?

Herkesin önüne baktığı bir mesele I

Belki de bir yere özellikle bakmak istemiyor bu insanlar: “Barış”a. Çünkü barış, cümle içindeki anlamını kanırta kanırta dışarı çıkaralı onlarca yıl olmuş. 10 Ekim Gar Katliamı olmuş, Suruç Katliamı olmuş, Sivas daha hesapsız orta yerde duruyor, Türk bayraklı evler çoğalmış,  devlet ve millet olma halinin et-kemik hikayesi de yine o bayraklı evlerin çokluğuna göre yeniden yazılmış. “Allahın lütfu”ndan öğrendiklerine bakınca Anadolu’da herkesin “barış”ı nev-i şahsına münhasır bir kelime olarak duruyor. 

Güler YILDIZ

Meclis’te 51 ismin yer aldığı Milli Dayanışma Ve Kardeşlik Komisyonu toplantılarını sürdürürken, DEM Parti ve HDK uzun zamandır sokakta, halk toplantıları ile sürecin toplum nezdinde daha anlaşılır hale gelmesinin kodlarını çözüyor.

Jinnews ve Mezopotamya Haber Ajansı’nın takip ettiği vekiller özellikle Kürdistan’da yaylalara kadar çıkarak, yeni yaşamın kuruluş kodlarını anlatıyorlar: Doğadan, emekten, kadının temel kurucu gücünden söz ediyorlar; aslında bilinen ama dile getirilmesinden pek de hoşlanılmayan kadının yaşamsal rolüne, özüne dönüşün gerçekleştirilebilirliğinden söz ediyorlar.

Bu tarafıyla Abdullah Öcalan’ın perspektif olarak sunduğu yeni toplum inşasının ön hazırlıkları.

Diğer tarafıyla DEM Partili vekiller ve HDK’liler de şu an komisyon görüşmeleri aşamasında olan yeni demokratik sürecin sahadaki okumasını ve dokumasını yapıyorlar. Bu tek başına bir tarafın üstlenmesi gereken bir “görev” değil. Halkın sürece olan inancını sağlamak ve pekiştirmek için yukarıdaki komisyonun bir yol haritası çizmesi de bekleniyor. İlerleyen zamanlarda tam da bu yol haritasına bakıyor olacağız belki de.

“BENDE BİR RESMİN VAR AMA YÜZÜME BAKMIYOR”

HDK Eş Sözcüsü Ali Kenanoğlu da bir süredir yollarda olan bir isim. Temmuz ayında onu Ege’deki Alevi köylerinde gördük, ardından Karadeniz’e geçti; Ordu, Samsun, derken Çorum ve Tokat…

Kendi X profilinde de bu köy buluşmalarının fotoğrafları yer alıyor. Tokat Durudere’deki bir buluşmanın fotosu dikkat çekici. Herkesin her yere baktığı ama konuşmacıya bakmadığı bir foto! Belki yer düzeni, oturma biçimleri, belki Kenanoğlu’nun durduğu yer, çoğu yaşlı bu insanların göz teması kurarak, bedenlerini konuşmacıya dönerek dinlemesine engel.

Onların deyimiyle “Kürt partisinden bir vekil” köy kahvesinde ya da cemevinde mikrofonu eline alıyor, “Süreç bu, çözüm bu” diyor. Ama gözler toprağa, ayaklara, taşlara, uzaklara en çok da birbirine takılı. Geçmiş travmaların ve temkinliliğin işaret diliyle konuşuyorlar.

Belki de bir yere özellikle bakmak istemiyor bu insanlar: “Barış”a. Çünkü barış, cümle içindeki anlamını kanırta kanırta dışarı çıkaralı onlarca yıl olmuş. 10 Ekim Gar Katliamı olmuş, Suruç Katliamı olmuş, Sivas daha hesapsız orta yerde duruyor, Türk bayraklı evler çoğalmış,  devlet ve millet olma halinin et-kemik hikayesi de yine o bayraklı evlerin çokluğuna göre yeniden yazılmış. “Allahın lütfu”ndan öğrendiklerine bakınca Anadolu’da herkesin “barış”ı nev-i şahsına münhasır bir kelime olarak duruyor.

Fotoğrafı Ali Kenanoğlu’na soruyoruz:

דEvet fotoğrafların bir kısmında insanlar sadece dinliyor. Onların onaylamadığı bizim çabamız değil, devletin rolü. Güvenmiyorlar devlete, inanmıyorlar. “Bu iş iyiye gitmeyecek” diye düşünüyorlar.” Türklük propagandasının olduğu yerler. Benim bu yöreden olduğumu biliyorlar ve bana bu anlamda duydukları güvenle toplantılara geliyorlar. Bizden beklentileri yüksek ama iktidarın bugüne kadar ki pratiğinden kaynaklı “yine kötü şeyler olacak,” kaygısı var. Biz de onu gidermeye çalışıyoruz.”

İktidarın “terörsüz Türkiye propagandası” Anadolu’daki Alevi köylerinde “heyecan” yaratan bir başlık değil. Devletin bu sözüne tutunabilmeleri için neredeyse tüm Alevi köylerini kuşatan saldırgan madencilik projelerinin de son bulması; kutsallarının rahat bırakılması, yerlerinde yurtlarında yadigar topraklarda kaygısız yaşayabilme inancını daha çok önemsiyorlar. Alevilerin bir de Alevi olmaktan gelen kaygıları var ki bu yüzlerce yıllık bir dert: Deyişlerin içine sine sine bugünlere kadar taşınmış bir değişmezlik. Şimdi de “bir sünni-Arap kemeri” mi inşa edilecek, biz ne olacağız, derdindeler.

BİZ SİZE BARIŞI ANLATMAYA GELDİK

Kenanoğlu Tokat kent merkezinde yaptıkları bir toplantıya, sürece karşı olan kimi milliyetçi partilerin temsilcilerinin de genel merkezlerinden bağımsız olarak katıldığını, dikkatle konuşmaları dinlediklerini aktarıyor.  Onlar da bu konuşmalardan öğrendiklerini gidip kendi kitlelerine anlatmazlar mı acaba?

18 bini aşkın köyü var ülkenin. 6 bini Kürdistan’da. Geri kalan 12 bin köyün belki sadece 2 bini Alevi köy.

10 bin köy barış okuluna kayıt yaptırmak zorunda… Ön yargılarından arınmak, bir arada yaşamın zenginliğinden faydalanmak, çok kültürlülüğü kuşaktan kuşağa aktaracak kadar bir hikaye anlatmak zorunda.

Ve devlet dersinde değil, demokrasi dersinde tahtaya kalkmak, barışı gözlerini kaçırmadan dinlemek zorunda.

Benzer Haberler