Fikret İlkiz
Neden hukuk?
Neden vicdan?
Hukuk ve vicdan… Biri olmazsa, biri olur mu? Birbirlerinin mayası mıdırlar?
Kim ne zaman hukuk ve vicdandan söz ederse, artık hukuk ve vicdan beklenendir.
Vicdanımız olan biteni yargılar. Aslında çok iyi bir yargıçtır, genellikle yanılmaz.
Hukuk ve vicdan sahibi olmak iyi bir şeydir.
Bu söz ve sözün yerine getirilmesi hukuktur, haktır…
Ama beklenin tersi olursa; vicdan ve hukuk ölür.
Vicdan yarasıdır artık. İçinizde yaşar gider…
Ve bir gün hukuk duvarına çarpar, tuz buz olur. İşte o zaman vicdan ölmüştür.
Bir yargıç davada “hukuk ve vicdanla karar verilecektir” derse, dediğini yapması beklenir!
Bir savcı söylerse; sözlerinde hukuk ve vicdanın anlamı yoktur. Onun işi cezalandırmaktır.
Bir avukat söylerse; savunmadır. Talep ettiği hukuk ve vicdandır, beklenendir.
İnsanların hukuku ve vicdanı yaşanılan toprakların hukuku ve vicdanını yaratır.
Hukuk vardır, vicdan vardır. Ama hukuk yoktur ve vicdansızlar sarmıştır toprakları!
Her hukuk devleti, hukuku yaratır ve uygular. Ama hukuk sahibi olan her devlet hukuk devleti değildir.
Acaba hukuk devletinde aranan nedir?
Anayasa Mahkemesi 1988/45 ve 1999/15 sayılı kararlarında “hukuk devletinin taşıması gereken özellikleri göstermiştir:



