Tuğçe Tatari
Geçen hafta Devlet Bahçeli’nin Meclis’teki çıkışı çok tartışıldı. Hatırlarsınız; “PKK’nın kurucu önderliğinin statü sorunu nasıl ele alınacaktır? Eğer böyle bir sorun varsa, ki bize göre vardır, bunun çözümü nasıl olacaktır? Terörsüz Türkiye’ye hizmet eden İmralı’nın statü açığı nasıl kapanacaktır” demişti. Buradaki statü meselesi günlerce konuşuldu. Öcalan’a “baş müzakereci” mi “kurucu önder” mi “Kürt halk önderi” mi denecekti?
‘Statü’den kasıt neydi ve İmralı’nın statü açığı ne anlama gelmekteydi?
Bir süredir bu soruların cevabını arayanlardanım. Ulaştığım kulis bilgiler de hayli çarpıcı doğrusu. Lafı hiç uzatmayayım; İmralı yerleşkesinde cezaevinden bağımsız ve tam teşekküllü bir ev, yani Abdullah Öcalan’ın taşınacağı ev tamamen yaşamaya hazır hâle gelmiş. Bu haber daha önce de bazı yayın kuruluşlarında yer aldı ve kimisi Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nce resmen kesin bir dille yalanlandı da.



