Cengiz Holding’in İkizdere’deki Eskencidere Vadisi’nde işlettiği taş ocağı için verilen “ÇED gerekli değildir” kararı mahkeme tarafından iptal edildi. Ancak 5 yıl sonra gelen karar vadiyi kurtaramadı. Geciken mahkeme kararı nedeniyle taş ocağı 5 yıl boyunca işletildi, vadi adeta yok oldu. Avukat Okumuşoğlu, “Haklılığımız ortaya çıktı ama 5 yılda şahane bir coğrafya yok edildi” dedi.
HABER MERKEZİ – Rize’nin İkizdere ilçesi Eskencidere Vadisi’nde, İyidere Lojistik Limanı inşaatına dolgu malzemesi sağlamak amacıyla Cengiz Holding tarafından açılan taş ocağı projesi için Rize Valiliği tarafından verilen “ÇED gerekli değildir” kararının iptali istemiyle bazı bölge sahipleri ile çeşitli sivil toplum ve meslek örgütlerinin açtığı dava Rize İdare Mahkemesi tarafından karara bağlandı.
Mahkeme, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Cengiz İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş. ile Yapı ve Yapı İnşaat Taahhüt Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin “davalı Rize Valiliği yanında müdahil” olduğu davada “ÇED gerekli değildir” kararına ilişkin işlemin iptaline hükmetti.
‘GEREKLİ ÖNLEMLERİ İÇERMİYOR’
Mahkemenin kararında, “ÇED gerekli değildir” kararına dayanak Proje Tanıtım Dosyası’nın (PTD) eksikleri bulunduğu ifade edildi.
Proje sahasının hassasiyet düzeyinin hidrolojik ve hidrojeoloik açıdan yüksek olduğu, detaylı hidrojeolojik modelleme yapılmadığı, içme suyu kaynaklarının doğrudan etkilenme riskinin devam ettiği, atık yönetimi açısından proje sahasının yüksek risk taşıdığı, buna rağmen PTD’de atık yönetiminin genel ifadelerle ele alındığı anlatılan kararda, atık depolama sahalarının yeri, kapasite hesaplamaları ve acil durum planlarının yeterince detaylandırılmadığı kaydedildi. Arazi ıslah çalışmalarına ilişkin planlamanın yeterli özellikleri taşımadığı ve proje sahası civarındaki çay tarımı yapılan alanların proje kapsamında oluşacak toz emisyonları nedeniyle olumsuz etkileneceği ifade edilen kararda, sahanın rehabilitasyonu ve doğaya yeniden kazandırılması ile ilgili detaylı planlamanın da yapılmadığı belirtildi.
‘DANIŞTAY YOLU HALA AÇIK’
ANKA’ya konuşan davacıların avukatı Yakup Şekip Okumuşoğlu, yaptığı açıklamada, verilen iptal kararının hukuki açıdan önemli olduğunu ancak geri dönülmez çevresel tahribatın önüne geçemediğini vurguladı. Kararın benzer projeler açısından emsal niteliği taşıyabileceğini belirten Okumuşoğlu şunları söyledi:
“Ne yazık ki 2021’den bu yana süren bir davaydı ve ivedi yargılama usulüne tabi bir davada bir türlü sonuca varamadık. Halen sonuca varmış değiliz aslında. Ama olan şey şu aslında; beş yıl boyunca çalışmalar devam etti, bizim korumaya çalıştığımız şahane bir coğrafya ve bir vadi maalesef baştan sona yok edilmiş oldu.
‘KAZANDIK AMA ÜZGÜNÜZ’
Bu hâliyle adalete ulaşamadık. Keşke çok daha önce bir karar çıkabilmiş olsaydı. Bu saatten sonra gelen kararın çok fazla bir anlamı müvekkillerimiz açısından yok. Umarız ki idari yargıda daha hızlı bir yargılama gerçekleşir ve umarız ki iş işten geçtikten sonra değil, çevre ve doğanın yok edilmesinden önce bu kararlar verilir ve çevre ve doğayı koruyabiliriz. Çevrenin ve doğanın korunması kamu yararının gereğidir. Üstün kamu yararıdır. Dolayısıyla bu davaların karşılığının da bu şekilde görülmesi lazım ve çok hızlı bir şekilde kararların verilmesi gerekmekte. Aksi takdirde aslında davayı kazansanız bile pratikte bir anlamı kalmıyor. Üzgünüz, davayı kazandık ama üzgünüz.”



