Yusuf Karadaş
İran’da riyalin yüzde 40’ı bulan değer kaybı ve yüzde 60-70’leri bulan enflasyon nedeniyle iş yapamaz hale gelen Tahran ‘Büyük Çarşı’ esnafının 28 Aralık’ta başlattığı eylemler, İran’ın farklı eyaletlerinde onlarca kente yayılarak devam ediyor. Ancak başta molla rejimindeki yolsuzluklara, gelir eşitsizliğine, işsizlik ve yüksek enflasyona karşı ekonomik talepler etrafında başlayan protestolar giderek rejimin kendisini hedef almaya başladı ve rejimin de buna müdahalesi giderek sertleşti. İlk başlarda her ne kadar Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan “Eylemcilerin sesini duyuyoruz” gibi tansiyonu düşürmeyi amaçlayan açıklamalar yapmış olsa da eylemlerin giderek yayılmasında ve gerilimin tırmanmasında halkın geçmiş deneyimlerden de yola çıkarak rejimin bu sorunları çözeceği konusunda umudunun tükenmiş olması yatıyor. İnternete erişimin büyük oranda kısıtlanması nedeniyle gelişmeler konusunda sağlıklı bilgi almak oldukça zor. Bazı kaynaklar, rejimin eylemleri şiddet yoluyla bastırmaya çalışması nedeniyle yüzlerce kişinin hayatını kaybettiği ve binlerce kişinin tutuklandığını bildiriyor. Öte yandan eylemlerde şaha destek sloganlarının atılması ve ABD ile İsrail’in müdahale tehdidi, İran’daki siyasi belirsizliği daha da büyütüyor.
İran’da son eylemler ve olası sonuçlarına geçmeden önce 2019’dan bu yana oldukça sıklaşan protesto dalgalarını ve bu eylemlerden neden sonuç alınamadığını anlamak bakımından birkaç noktaya işaret etmek gerekiyor:



