Rıza Türmen
ABD Başkanı Trump, büyük bir pervasızlıkla “uluslararası hukuka ihtiyacı olmadığını” söyledi. Uluslararası hukuk ihtiyacı olanlar için var olan, ihtiyacı olmayanlar için var olmayan, dükkânda satılan bir nesne değil. Uluslararası hukuk bütün devletler için eşit bir biçimde var olan ve devletlerin taraf oldukları anlaşmalar nedeniyle uymak zorunda oldukları yükümlülükler. Uluslararası düzenin temeli uluslararası hukuk. Uluslararası hukuk olmazsa, uluslararası ilişkilere kaos egemen olur. Sadece güce dayanan bir sistem ortaya çıkar.
Hobbes’un, Locke’un, Rousseau’nun sözleşme teorileri, büyük ölçüde uluslararası ilişkiler için de geçerli. Devletler, güçlünün güçsüzün kurdu olduğu kaos ortamına son vermek için, egemenliklerinden ödün vererek sözleşmeler yaparlar. Taraf oldukları sözleşmelere uymak zorundadırlar. Uluslararası ilişkiler anlaşmalardan doğan uluslararası hukukla düzenlenir.
Bu nedenle Trump’un uluslararası hukuku yok sayan sözlerine uluslararası toplumun şiddetli tepki göstermesi önem taşıyor. Bu yazının hareket noktası da uluslararası hukukun var olduğu ve geçerli olduğu.
ABD askerlerinin Venezuela Başkanı Maduro ve eşini evlerinden alarak ABD’ye götürmeleri ve ABD Başkanı Trump’ın, ABD’nin Venezuale’yı yöneteceğini açıklaması uluslararası hukuk açısından büyük sorunlar doğurmakta.
B.M. Şartı’nın 2/4 maddesi, taraf devletler arasındaki ilişkilerde, bir devletin başka bir toprak bütünlüğüne ya da bağımsızlığına karşı kuvvet kullanılmasını ya da kuvvet tehdidinde bulunulmasını yasaklar. Bunun iki istisnası meşru savunma ve Güvenlik Konseyi’nin kuvvet kullanmaya izin vermesi. Bu iki istisna da ABD için geçerli değil. ABD Dışişleri Bakanı Venezuela’ya karşı savaş ilan edilmediğini söylüyor. Ancak 2/4 maddesinde sözü edilen savaş değil, kuvvet kullanılmasıdır. Savaş durumu olmadan da kuvvet kullanılması olanağı var. Venezuela olayında olduğu gibi.
Maduro ve eşinin ABD’ye zorla götürülmeleri, tutuklanmaları ve cezaevine konularak özgürlüklerinden yoksun bırakılmaları hukuka uygun mu?



