BIG_TP
Bluesky Social Icon
Gerçeğe yeni ses
Nûmedya24

Meydanlarda 8 Mart coşkusu |

Kadınlar eşitlik, özgürlük ve barış için alanlarda

Meydanlarda 8 Mart coşkusu |

Diyarbakır, İstanbul, Van, Dersim, Ankara, İzmir ve Batman’da düzenlenen 8 Mart mitinglerinde bir araya gelen binlerce kadın, meydanlardan eşitlik, özgürlük ve barış çağrısı yaptı. Diyarbakır’da gerçekleştirilen mitinge mesaj gönderen Abdullah Öcalan, kadın özgürlük sorununun günümüzün en can alıcı merkezi sorunu olduğuna dikkat çekerek, “Demokratik topluma ulaşmanın, sosyalist olmanın temel koşulu kadın ile kurulan demokratik, eşit ve özgür ilişkidir” ifadelerini kullandı.

HABER MERKEZİ – 8 Mart Dünya Kadınlar Günü, Türkiye ve Kürt  kentlerinde kadınların eşitlik, özgürlük ve barış taleplerini yüksek sesle dile getirdiği mitinglerle kutlanıyor. Diyarbakır, İstanbul, Dersim, Ankara, İzmir ve Urfa’da binlerce kadın meydanlarda buluşurken, siyasi partiler, kadın örgütleri ve bölgesel liderler de yayımladıkları mesajlarla kadınların 8 Mart’ını kutladı; hakları, öncü rolleri ve toplumsal mücadelelerine vurgu yaptı.

DİYARBAKIR

Tevgera Jinen Azad (TJA) ve Dicle Amed Kadın Platformu (DAKP), 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla, “Direnişle özgürleşiyor, demokratik toplumu örüyoruz” şiarıyla Diyarbakır’da düzenlediği miting kadınların coşkulu katılımıyla başladı. İstasyon Meydan’ında gerçekleştirilen mitinge, çok sayıda kadın ulusal kıyafetleriyle katıldı. Miting öncesinde Ofis AZC Plaza önünde bir araya gelen kadınlar, zılgıtlar, erbane ve alkışlar ile ulusal kıyafetleriyle yürüyüş gerçekleştirdi. Miting alanına ise, “Jin Rojava heta Rojhilat kêziyê azadiyê tê honandın. Komünalist yoldaşlıkla özgür yaşama”, “Her komunek parastına jinê ye”, “Jineolojiyle bilinçlenecek komünle özgürleşeceğiz” ve “Dem dema jınê ye, dem dema azadiya rêberti ye” pankartları asıldı. Mitingde, TJA aktivisti Sebahat Tuncel ile Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar birer konuşma yaptı. Ardından Abdullah Öcalan’ın “Özgür Kadın Bildirisi” okundu.

Abdullah Öcalan, “21. Yüzyılı, kadın yüzyılı yapma mücadelenizi selamlıyorum!” başlıklı mesajında kadınlara şu mesajı iletti:

ד27 Şubat 2025 Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı ve akabinde geliştirilen Barış ve Demokratik Toplum Manifestosu, kadın özgürlüğünü sosyalizmin temel konusu olarak işlediği gibi, güncel çözümünü de bütün toplumsal sorunların çözümünün zemini haline getirmiştir. Kadın devrimi meselesi bütün meselelerin ötesindedir. Birinci sıraya kadın özgürlüğünü alıyorum.

Kadın özgürlük sorunu, günümüzün en can alıcı merkezi sorunudur. Demokratik topluma ulaşmanın, sosyalist olmanın temel koşulu kadın ile kurulan demokratik, eşit ve özgür ilişkidir. Gerek demokratik modernite paradigması ve gerekse de jineolojî ile geliştirdiğimiz kavramsal ve kuramsal çerçeve temelinde bu konuda önemli bir başlangıç yapılmıştır. Ancak bunun pratik politikası, yani inşası temel sorumluluk ve görev olarak önümüzde durmaktadır.

Kadın açısından tarih, şimdi ve gelecek ilişkiselliğinin doğru kurulması önemlidir. İnsanlık tarihinde ana-kadının inşa gücüyle toplumsal yaşam mümkün olmuştur. Kadının inşa gücü insanın toplumsallaşmasına yol açmıştır. Bu noktada en önemli husus insanlık inşasının kadın tarafından ve komünal temelde gerçekleşmesidir. Bu husus oldukça önemlidir ve dolaysız olarak günümüz ve geleceğimiz kadın özgürlüğüyle bağlantılıdır. Hem kadının köleleştirilmesinin bilince çıkarılması şimdi ve gelecekte özgür kadının inşası açısından önemlidir. Bununla birlikte, toplumsal sorunun nasıl başladığı da iyi anlaşılmalıdır.

Kadının anacıl toplumu komünal temelde nasıl inşa ettiği; ardından kastik katil olan avcı erkeğin anacıl toplumu nasıl yardığı ve böylece hem kadının hem de toplumun kölelik tarihinin nasıl başladığı bilince çıkarılmadan özgür kadın yaratılamaz, demokratik toplum inşa edilemez. Anacıl toplum kadın toplumudur. Kastik katil tarafından anacıl toplumun yarılması ve adına devletli uygarlık dediğimiz kentli, sınıflı ve devletli sürecin başlaması kadının köleleşmesinin ifadesidir. Buna karşın demokratik komünalist uygarlık ve demokratik modernite anlayışıyla, anacıl toplumda kaybedilen tüm değerleri yeni toplumun, uygarlığın ve modernitenin temeli haline getirmek esas çıkış noktamızdır.

Bundan hareketle doğru bir sosyalizm tartışması -buna sosyalizmin güncellenmesi de diyebiliriz- reel sosyalizmin aşılmasının da doğru yoludur. Reel sosyalist teoride toplumsal sorunların doğru konulmayışı, anacıl toplumun doğru formüle edilememesi, buna dayalı olarak gelişen devletçi uygarlığın da doğru çözümlenememesine neden olmuştur. Dolayısıyla Manifesto’daki eleştiri ve ona geliştirilen çözüm oldukça değerlidir. Geliştirdiğimiz demokratik modernitenin üçlü sacayağı olan kadın özgürlüğü, ekolojik ve anti-kapitalist demokratik sosyalist toplum inşa edildiği oranda doğru sosyalist çıkıştan bahsedilebilir. Dünya sosyalist hareketi ve anti-kapitalist hareketler için de ancak bu temelde yeni bir Manifesto geliştirilebilir; yeni bir demokratik toplum sosyalizmini ve bunun doğru örgüt ve mücadele anlayışını oluşturabilirler.

Marx’ın ve Marksistlerin kapitalizmi artı-değer, meta ve metalaşma üzerinden çözümlemeleri, son iki yüz yıllık deneyimde sınırlı bir kapitalizm tahliline kapı aralamış, ancak uzun vadede sosyalizmin pratikteki başarısızlığına neden olmuştur. Sistemin kadını kullanma şekline ‘metaların kraliçesi’ tanımını geliştirdik. Kapitalist sistemde kadın gerçek anlamda metaların kraliçesi haline getirilerek, sistemin üretici unsuru kılınmıştır. Dolayısıyla meta yerine, metaların kraliçesi haline getirilen kadının konumunun çözümlenmesi, kapitalizmin anlaşılması için en doğrusu olacaktır. Sosyalizm teorisi de ancak bundan sonra gerçekçi bir biçimde yapılabilir.

KADIN METALAŞMASINI AYDINLATMAK GEREKLİDİR

Herhangi bir metayı değil, kraliçe meta olarak kadını çözümlemek gerekir. Kadın üzerinden kurulan sistemi tanımlamak için kadının metalaşmasını aydınlatmak gereklidir. Çünkü kadının metalaştırılması ve giderek metaların kraliçesi haline getirilmesi, toplumsal sorunun başlangıcıdır. Barış ve Demokratik Toplum Manifestosu, metaların kraliçesi olarak kadın sorunsallığını esas almaktadır. Bunu dile getirirken sadece işin edebi ya da siyasi boyutlarını ifade etmiyoruz; kadının gerçek anlamda bir meta haline dönüştürülmesinin anlaşılmasını istiyoruz. Devletli sistemde kadın bir maldır, hem de malların kraliçesidir. Çünkü vücudunun her bir parçası ayrı ayrı metalaştırılmış bir metadır; sömürü, yabancılaşma ve düşürülme mekanizmasının başlangıç noktasıdır.

ERKEK EGEMENLİKLİ YAŞAM AŞILMALIDIR

Metaların kraliçesi, en değerli meta demektir. İhtiyaç duyulduğunda bir aşk, sevgi veya arzu nesnesi; ihtiyaç kalmadığında vahşice katledilen bir varlıktır. Katillerin çoğunlukla ‘kara sevdalı’ aşıkları, babaları, erkek kardeşleri olması da trajedinin bir başka boyutunu gösterir. Adına ‘kadın cinayetleri’ denilen bu cinayetler silsilesi, esasta bir kadın soykırımıdır. İlhamını kastık katilin tarihin başlangıcındaki uygulamalarından alır. Komünal topluluğu gasp eden kastik katil erkekleri öldürür, çocukları ve kadınları esir alır. Erkeğin bilinçaltı, kadının düşürülme durumunu meşrulaştırarak günümüze kadar yaşatmıştır. Kadını ezerken, öldürürken, bir nesne gibi kullanırken ne yaptığını sorgulamaz; yaptıklarını bir hak olarak görür. Kadına karşı korkunç bir saygısızlık var. Eskiden saygı vardı, kapitalizm geliştikçe o da kalmadı. Kastik katil zihniyeti budur. Kadınların bu zihniyeti iyi tanımaları, anlamaları ve buna göre bir yaşam gerçekliğine ulaşmaları, mevcut erkek egemenlikli yaşamı aşmaları gerekir.

Önceki savunmalarımla bağlantılı Manifesto’da bunun teorik çözümlemesi girişimimiz olmuştur. Esas olarak konuyu sosyal bilimin temel sorunu haline getirmek gerekir. Doğru bir sosyoloji, kadın sorunsalını esas almak durumundadır. Hatta doğru bir sosyalizm tamamıyla kadın sorunsallığından yola çıkmak zorundadır. Kadın sorunsallığından yola çıkmayan bir sosyalizm gerçek anlamda özgürlük, eşitlik ve demokrasiyi yaşanılır kılmaz. Eğer şimdiye kadar ki bütün özgürlük sorunları yarım kalmış, başarısızlığa uğramışsa; bireysel özgürlükten ulusal özgürlüğe kadar halen en temel sorunlar tartışma konularıysa; bunun temel nedeni kadına dayalı özgürlükçü çıkışların, özgürlüğün temel zemininin, dolayısıyla kadına dayalı toplumsal özgürlük zeminin esas alınmamasıdır.

Şimdiye kadar özellikle erkek egemen tarih, kadının varlığını, sorunsalını gözardı etmiş, bir varlık olarak dahi onu bütün tarihsel içeriğinden soyutlamıştır. Mitolojide, felsefede, dinlerde, bilimde ve toplumsal kurumlarda kadın görünmez kılınmıştır. Özgürlükler çağı olarak lanse edilen modernite dahil, bütün tarih boyunca kadın, adı var kendi yok konumunda bir dışlanmayla karşı karşıya tutulmuştur. Bu durumu ‘jineolojî’ ile aşmak istedik. Bir kadın kurtuluş ideolojisi olarak jineolojî akademik dünyada, dünya ilerici basınında yoğun olarak tartışıldı ve katkılarla zenginleştirildi. Bu konuda epey mesafe alındığından söz edilebilir. Kesinlikle doğru bir başlangıç yapılmıştır. Ancak bunu sadece doğru bir başlangıç olarak görmek gerekiyor. Başlangıçtaki doğru adımın somutlaşması ve derinleştirilmesi bundan sonraki pratik politikayla yapılabilecektir.

JİNEOLOJİ VE ONA DAYALI ÇÖZÜM SİSTEMİ VURGUSU

Şüphesiz sorunu teorik olarak ortaya koymak çok değerli ve gereklidir. Ancak teorik doğruların pratik çözümünün de doğru esaslarda gerçekleştirilmesi özgür ve onurlu yaşamın olmazsa olmazıdır. Teorinin pratikleşmesi de komünleşmedir. Özgür ve onurlu yaşam ancak yaşamın her alanında komünler inşa etmekten geçmektedir. Kadın ve dolayısıyla toplumun gerçek özgür yaşamı, kadının inşacılığına, öncülük ettiği komünleşmeye bağlıdır. Kadın komünlerinden tutalım toplumun ekonomi, sağlık, eğitim, dil, kültür, ekoloji vb. yaşamın tüm boyutlarında kadının inşacılığı olmazsa olmazdır. Kadın insanlığın ilk toplumsallaşma sürecinde anacıl komünal toplumu inşa ettiği gibi, bunun güncellenmesi olan yeni komünleşmeyi de günümüzde gerçekleştirebilir. Dolayısıyla komünal inşa esas olarak kadının sorumluluğu olmak durumundadır.

Manifestonun temel felsefesi böylesi bir yaklaşımı esas almaktadır. Demokratik Uygarlık Paradigması’nda jineolojî ve ona dayalı çözüm yolları doğru şekilde ortaya konulmuştur. Dolayısıyla önümüzdeki dönemde yeni sosyalist çıkış olan demokratik toplum sosyalizminin ve yeni enternasyonalin oluşumunda kadının sorunsallığını ve özgürlüğünü esas almak başarı için gereklidir. Her ülkenin somutuna göre program ve örgüt inşasının çıkış noktası olması hayatidir.

Kendi koşullarımızda halkımız için sürdürdüğümüz varlık ve özgürlük mücadelesinde, diğer bir deyişle demokratik modernite anlayışımızda bunu temel bir köşe taşı, üçlü bir sacayağı olarak güncelleştirmiş bulunuyoruz. Bu konuda verilen büyük mücadele ve ortaya çıkan pratik oldukça değerli ve tarihseldir. Kesinlikle devrimsel çalışmamızın, çabalarımızın en önemli özgürlük değeri özgür kadındır. Muazzam bir kadın kitlesi oluşmuştur. Bu diğer klasik yaşamın tersine bir durumdur. Kadınlar, eski komünal toplumun özünü yenilemeliler. Ana-tanrıça kültürünü geliştirmeliler. Kadınlar, öz iradeleriyle kendilerini geliştirmeliler.

BARIŞIN İNŞACILARI KADINLARDIR

Genç kadınlarla çalışma yürüttüm. Benim için her zaman cesaret sebebidir. Kadın temel yaşam kaynağıdır. ‘Jin, jiyan, azadî’ diyoruz. Barışın gerçek inşacıları kadınlardır. Barış ve demokrasiyi kadınlar getirebilirler. Yeni yaşamı kadınlar komünleşmeyle kurabilir. Kadın artık metaların kraliçesi değil, özgürlüğün tanrıçası olarak, güncellenmiş ve gerçekleşmeye doğru yüz tutan özgürlüksel yaşamla karşı karşıyadır. Metaların kraliçesi olarak harcanan binlerce yıllardan sonra, özgür yaşamın tanrıçası olarak gelişmek çok soylu, değerli bir gerçekleşmedir.

Önümüzdeki dönemde bu tarihi soylu gerçekleşme her şeyin temeli olarak inşa edilmek durumundadır. Tam da burada ‘jin, jiyan, azadî’ felsefesini anmak gerekmektedir. Bu felsefenin temelinde yer alan çıkışımızı daha da somutlaştırmak, yaşanılır kılmak tüm kutsiyetlerin, özgürlüksel siyasi çıkışların, hatta tüm güncel sorunların çözümünün temelini oluşturmaktadır. Bu konuda alınan mesafeye oldukça değer vermek gerekir. Önümüzdeki yüzyılın kadın için bir özgürleşme yüzyılı olması yolunda elimizden gelen tüm çabayı sergilememiz gerektiği açıktır. Hiçbir zorluk onbinlerce yıl öncesine dayanan tecavüz kültürüne karşı mücadele etmek kadar değerli olamaz.

Kadın sorunsallığı etrafında bir sosyalizmi geliştirmek gerekir. Ve bu sosyoloji, kadın etrafındaki toplumsallığı incelemekle başlamalıdır. Demokratik Toplum Sosyalizmini, buna dayalı yaşamın güncel hali olarak özgür tanrıça mücadelesini selamlıyorum. Bu kutsal yürüyüşün her geçen gün daha da başarıyla gelişme sağlayacağına inanıyorum.

Bu düşüncelerle 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününü kutluyor, Özgür Kadın Mücadelesini selamlıyor ve bu mücadelede yer alan tüm kadınlara başarılar diliyorum.

8 Mart 2026

Abdullah Öcalan”

İSTANBUL

8 Mart Kadın Platformu, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla Kadıköy Boğa Heykeli önünde toplandı. Binlerce kadın, Boğa Heykeli’nden mitingin olduğu İskele Meydanı’na doğru kortejler halinde yürüyüş gerçekleştirdi.  Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları da kortejde yer aldı.

Yürüyüşte, “Yoksulluğa, şiddete, sömürüye ve savaşa karşı kadınlar isyandayız. Jin jiyan azadî”, “Saç örgülerimden bayrak yapın”, “Seslerimiz birleştiğinde mücadele başlar” ve “Özgür eşit yaşamı örüyoruz” pankartları taşıdı. Kutlamada, 9 Ocak 2013’te Fransa’nın Paris kentinde katledilen Sakine Cansız, Leyla Şaylemez ve Fidan Doğan’ın da fotoğrafları taşındı.

Yürüyüş boyunca “Jin, jiyan, azadî”, “Yaşasın 8 Mart, yaşasın örgütlü mücadelemiz”, “Aile değil kadınız, kadınlar isyandayız”, “Yaşasın kadın dayanışması” ve “Asgari değil, insanca yaşam” sloganları atıldı. Miting alanı dolmaya başladı. Coşkunun katlandığı alanda kadınlar halaya durdu.
VAN

TJA, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla Van merkezinde bulunan Villa Park Düğün Salonunda şöleni gerçekleştirdi.  Hava koşulları nedeniyle kapalı salonda yapılan mitinge çok sayıda kadın ulusal kıyafetleriyle katıldı.  Şölende “Şoreşa jinê şoreşa civakê ye”, “Dîroka jinê, diroka berxwedanê ye”, “jin, jiyan, azadî ile komünal yaşama”, “TJA ile demokratik topluma doğru” dövizleri taşınırken, salona gelen kadınlar sık sık “Jin, jiyan, azadî”, “Bijî Serok Apo”, “Rojin Kabaiş isyanımızdır” sloganları attı.

Rosa Kadın Derneği Başkanı Zeynep Sipçik’in konuşmasının ardından Rojin Kabaiş için Adalet İnisiyatifi’nin mesajı okudu. Mesajda, “ATK’ye sesleniyoruz; failleri aklamayın, gizlilik kararını kaldırın, adaleti sağlayın. Tüm bunlar oluncaya kadar biz direnmeye devam edeceğiz” denildi. Kadınlar mesajın ardından “Rojin Kabaiş isyanımızdır” sloganları attı.  Ardından sahneye çıkan İmralı Heyeti Üyesi ve Meclis Başkanvekili Pervin Buldan, “Kadınların özgürlük, eşitlik talebi devam ediyor. Direnmeye devam edeceğiz ta ki kadınlar kendi kimlikleri ile özgür yaşayana kadar. Bu süreç var ve hepimizin dört elle bu sürece sarılması gerekiyor. Bu hepimizin görevidir. Yeni bir aşamaya geçildi. Demokratik Entegrasyon sürecini kadınlarla sürece omuz vereceğiz ve bunun üstesinden geleceğiz. Kadının olmadığı bir yerde barıştan, demokrasiden, hak, hukuktan söz edilemez. Hep birlikte barışı bu topraklara direnişimizle getirelim” dedi.

Kayyum atamalarına değinen Pervin Buldan sözlerini şöyle sürdürdü:

×

Kadınların eşitliği, özgürlüğü hep bedel ödenerek bugünlere gelindi. Yerel seçimlerde kadın-erkek eşitliğine Van halkı onay verdi ve belediye eş başkanlarımızı göreve getirdi. Ama bir kayyum atandı ve eşbaşkanlar görevden alındı. Van halkı o tek kişiye değil, DEM Parti eş başkanlarına oy verdi. Tam da bu sürecin gereği olarak, eğer bu sürece destek vermek istiyorsanız o zaman kayyımları alacaksınız ve eşbaşkanları o göreve göndereceksiniz. Kayyumlar kabul edilemez. Kayyumların geri alınması barışa katkı sunacaktır.
İran’da yaşanan savaş kabul edilebilir değil. Biz savaşı değil barışı savunuyoruz. Savaş hiçbir şeye ilaç değil. İran’da yıllarca bu zorba rejim Kürtlere baskı yaptı ama bunun göndermenin çaresi asla savaş olmamalıdır. Her sorun masa başında ve diyalogla çözülebilir. Bir an önce İran’a yönelik savaş durmalı ve orada Kürt halkı başta olmak üzere tüm halklar eşit yurttaş olarak yaşamalıdır. Kürtler kendi dilleri, kültürleri, diğer hakların sahip olduğu tüm haklara sahip olmak istiyor. Kürt halkını yaşatılan hukuksuzluk artık bitmelidir. Dünyanın yapay zeka ile yönetildiği bir dönemde artık halkların kırımına izin vermeyeceğiz. Barış tüm Ortadoğu’ya, Kürtlere ve tüm halklara ama en başta kadınlara gelsin
Mesajdan sonra Koma Sorjiyan sahne aldı.
DERSİM

Dersim’de ise kadınlar 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla Seyit Rıza Meydanı’nda miting düzenliyor. Ulusal kıyafetler eşliğinde 8 Mart halayına duran kadınlar sık sık ,”Jin jiyan azadî” sloganları atıyor.

URFA

TJA 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla Urfa’nın Suruç ilçesinde bulunan Cumhuriyet Meydanı’nda miting düzenliyor. “Direnişle özgürleşiyor demokratik toplumu örüyoruz” şiarıyla düzenlenen mitinge katılan kadınlar, Sarı, Kırmızı ve Yeşil renkleriyle alanı doldurdu. Mitingde konuşan DEM Parti Urfa Milletvekili Dilan Kunt Ayan, konuşmasında kadın mücadelesinin tarihsel rolüne dikkat çekti. Rojava’da direnişi büyüten kadınların Kürt halkının varlığını dünyaya gösterdiğini söyleyen Dilan Kunt Ayan, bugün dünyanın birçok yerinde yükselen “Jin, jiyan, azadî” sloganının Kürt kadınlarının mücadelesi sayesinde yaygınlaştığına vurgu yaptı.

Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat’ta yaptığı çağrıya değinen Dilan Kunt Ayan, “Sıra bizde, elimizi taşın altına koymamız gerekiyor. Biz kadınlar bu barış çağrısının bekleyeni değil, öznesi ve büyüteni olacağız. ‘Jin, jiyan, azadî’ felsefesini yaratan ve büyüten herkesi selamlıyorum” dedi.

ANKARA

Ankara Kadın Platformu, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında “Şiddette, savaşa, sömürüye karşı mücadelemiz sınırları aşıyor” çağrısıyla bir araya geldi. Yüksel Caddesi’nde toplanan kadınlar, sık sık “Jin, Jiyan, Azadî”, “Kadın, Yaşam, Özgürlük” sloganı atıyor.

İZMİR 

İzmir’de ise 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde İzmir Kadın Platformu öncülüğünde kadınlar bir araya gelerek, yürüyüş ve basın açıklaması gerçekleştiriyor.

DEM PARTİ’DEN 8 MART MESAJI

Öte yandan siyasi partiler ve kadın örgütlerinden de 8 Mart mesajları gelmeye devam ediyor.

DEM Parti, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla yazılı bir açıklama yaparak, kadınların 8 Mart’ını kutladı. Açıklamada 8 Mart’ın kadınların yaşam hakkı, eşitlik ve mücadele günü olduğuna vurgu yapılarak, “Emeğiyle dünyayı döndüren, jin, jiyan, azadî diyerek; erkek egemenliğine, şiddete, savaşa ve yoksulluğa karşı direnen, barışı ve demokrasiyi büyüten tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlu olsun. Kadınların eşit, özgür ve şiddetsiz bir yaşam hakkı için mücadele etmeye devam edeceğiz” denildi.

MKG TUTUKLU KADIN GAZETECİLERİ HATIRLATTI

Mezopotamya Kadın Gazeteciler Derneği (MKG) de, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle yazılı açıklama yaptı. Tutuklu kadın gazetecilere dikkat çekilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi: “Tutsak edilen kadın gazetecilerin mücadelesi, tüm kadınların özgürlük mücadelesinin ayrılmaz bir parçasıdır. Tutsak gazetecilerin sesi olmak, onların hakikat yürüyüşünü büyütmek hepimizin ortak sorumluluğudur. Bu vesileyle; emeği, direnişi ve dayanışmasıyla yaşamı büyüten tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü karşılıyoruz. Özgür, eşit ve demokratik bir yaşamı birlikte kurma mücadelesi büyüyerek sürecek.”

MSD: KADINLARIN ÖNCÜ ROLÜ TANINMALI

8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle bir açıklama yapan Suriye Demokratik Meclisi (MSD), ise, Suriyeli kadınların özgürlük, onur ve adalet için yürüttükleri mücadelenin, 14 yılı aşkın süredir devam ettiğine dikkat çekti. Suriye krizinin yaşandığı yıllarda kadınların ağır bedeller ödediğine vurgu yapılan açıklamada, “Binlerce ihlal yaşandı; kadınlar tutuklama, kaçırılma ve zorla kaybetme gibi uygulamalara maruz kaldı. Suriye’nin birçok bölgesinde kadınların onuruna ve temel haklarına yönelik çeşitli şiddet ve ihlaller yaşandı. Buna rağmen kadınlar direndi ve özgürlük, adalet ve eşitlik değerlerini savunma rollerini yerine getirdi” ifadeleri kullanıldı. Suriye’nin geleceğinin kadınlar olmadan inşa edilemeyeceğine vurgu yapılan açıklamada, kalıcı barış ve istikrarın sağlanabilmesi için kadınların öncü rolünün tam olarak tanınması ve devlet ile toplumun inşasında gerçek katılımlarının güvence altına alınması gerektiği belirtildi.

SİYASİ PARTİ LİDERLERİNDEN 8 MART MESAJLARI

Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani de, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle yayımladığı mesajda, Kürdistan, Irak ve dünya kadınlarını kutladı. Barzani, “Bu anlamlı günde vurgulamak isteriz ki; kadınların tüm hak ve özgürlükleri güvence altına alınmadan, karar alma süreçlerindeki konumları güçlendirilmeden huzurlu, istikrarlı ve gelişmiş bir toplum inşa etmek mümkün değildir” ifadelerini kullandı.

8 Mart dolayısıyla sosyal medya hesapları üzerinden açıklama yapan Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) Genel Başkanı Mesud Barzani, “Kürdistanlı kadınların halkımızın mücadelesinde ve azminde her zaman büyük rol oynadıklarını ve devrimin ve fedakarlığın yükünü omuzlarında taşıdıklarını takdir ediyorum” dedi

KADIN MÜCADELESİ REJİMİN TEMELLERİNİ SARSIYOR

İran Kürdistan Demokrat Partisi lideri Mustafa Hicri de İran’da kadın öncülüğündeki direnişe dikkat çekerek, “Bugün Kürdistan ve İran’da kadınların mücadelesi, İslam Cumhuriyeti’nin muhafazakâr rejiminin temellerini sarsan tarihi bir dönüm noktasının merkezinde yer almaktadır. Bu siyasi bilinç, büyük bir kazanım olarak, toplumu demokratik bir yöne doğru yönlendirmek için örgütlü bir güce ve temel bir değişimin temeline dönüştürülmelidir” dedi.

Öte yandan CHP Genel Başkanı Özgür Özel de sosyal medya hesabı X üzerinden yaptığı açıklamada kadınların 8 Mart’ını kutlayarak, “Bugün neye katlanmak zorunda kalıyorsanız; eşitsizliğe, adaletsizliğe, yoksulluğa ya da korkuya… Söz veriyorum, hiçbirine mecbur kalmayacağınız o Türkiye’yi sizinle birlikte kuracağız”dedi.

Benzer Haberler

ABD’den Türkiye için uyarı |

MSB: İran'dan ateşlenen balistik mühimmat etkisiz hale getirildi

Toplu mezarlar, faili meçhul cinayetler… |

Newala Qesaba'nın imar izni iptal edildi

“Yarın bir grup esirin bırakılması gerekiyor” |

İlham Ahmed: Yakın süreçte Afrin’i ziyaret edeceğim

Hangi ülkeye ait olduğu araştırılıyor l

Sakarya'da parçalanmış insansız hava aracı bulundu

Erdoğan’dan “İran füzesi” açıklaması:

Uyarılarımıza rağmen provokatif adımlar atılıyor

İBB davasında ilk gün l

Reddi hakim talebi reddedildi, Özel'e soruşturma açıldı -CANLI BLOG

Ömer Çelik’ten İran açıklaması l

"Masa İstanbul’da kurulsaydı ağırlığı farklı olurdu"

Temelli’den İBB Davası yorumu:

"Siyasetçilerin yargılandığı değil, siyasetin konuştuğu bir Türkiye istiyoruz"