CHP Genel Başkanı Özel, Bakan Tunç’a yanıtlaması talebiyle verdiği soru önergesinde CHP’li belediyelere yönelik soruşturmaları eleştirerek “Türkiye’de ikili hukuk sistemi mi işletilmektedir?” diye sordu.
HABER MERKEZİ – CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un yanıtlaması istemiyle Meclis’e yazılı soru önergesi verdi.
Soru önergesinde Bakan Tunç’a 7 soru yönelten Özel, sorularına 15 günlük yasal süreç içinde yanıt istedi.
CHP’li belediyelere dönük soruşturmalara değinen Özel, bu soruşturmaların demokrasiye, adalete ve ekonomiye ağır zararlar verdiğini vurguladı.
Soruşturmalarda hala iddianamelerin hazırlanmamış olmasına da tepki gösteren Özel’in, Bakan Tunç’a yönelttiği sorulardan bazıları şöyle:
×*1136 Sayılı Kanunun 58’inci maddesi gereğince, avukatlar hakkında görevleri nedeniyle soruşturma açılması Adalet Bakanlığı’nın iznine tabidir. Buna rağmen, İBB soruşturmaları kapsamında 6 avukat, avukatlık fiilleriyle suçlanmış, Adalet Bakanlığı izni olmadan haklarında soruşturma açılmış, gözaltı işlemleri yapılmış, Avukat Mehmet Pehlivan ise tutuklanmıştır. Ancak bir tutukluya gidip hazırladığı ifade metnini imzalamaya zorladığı ve 2 milyon dolar talep ettiği şikayete konu olan, eski Adalet ve Kalkınma Partisi MKYK üyesi Avukat Mücahit Birinci hakkında soruşturma açılmadan önce Bakanlıktan izin istenmiştir. Mücahit Birinci 13 gün sonra ifadeye çağrılmış, bir gün gözaltında tutulmamış, aynı gün serbest bırakılmıştır. Bu iki durum arasındaki farkın sebebi nedir? Türkiye’de iktidara yakın olanlara farklı, diğer vatandaşlara farklı uygulanan, ikili hukuk sistemi mi işletilmektedir?
*Adalet Bakanı olarak, aynı zamanda Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) Başkanısınız. Pek çok açıklamanızda, yargının bağımsız ve tarafsız olduğunu ileri sürüyorsunuz. Cumhuriyet Halk Partisi olarak, bazı savcıların hukuk dışı uygulamalarına ilişkin HSK’ya resmi şikayette bulunduk. Bir savcının faili meçhul cinayetlerin simgesi olan Beyaz Toros fotoğrafı paylaşmasından, tutukluların aileleriyle tehdit edilerek ‘itirafçı’ olmaya zorlanmasına, savcılarla irtibatlı olduğunu söyleyen avukatların tahliye vadettiği tutuklulardan rüşvet istemesinden, ‘itirafçı’ olmayı reddeden tutukluların en uzak cezaevlerine sürülmesine kadar tüm iddiaları belgeleriyle HSK’ya sunduk. Bu şikayetlerin görüşülmesi için 6087 Sayılı Kanunun 29’uncu maddesine göre yetkili olmanıza rağmen HSK’yı neden toplantıya çağırmıyorsunuz? Açıklamalarınızda şikayet dosyası ile ilgili değerlendirmeler yapıp, iddiaları inkar edip, hüküm cümleleri kuruyorsunuz. Türkiye bir hukuk devleti ise HSK iddiaları araştırmadan bu hüküm cümlelerini nasıl dile getiriyorsunuz?
*Adalet ve Kalkınma Partili belediye başkanlarına yönelik olarak, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nce 37, Ankara Büyükşehir Belediyesi’nce 97 yolsuzluk dosyası hazırlanmış, tamamı savcılıklara teslim edilmiştir. Ancak İçişleri Bakanlığı bu dosyalara el koymuş, hiçbir soruşturma yürütülmemiştir. Ülke genelinde Adalet ve Kalkınma Partili belediyeler hakkında savcılıklara intikal eden ve kamuoyuna açıklanan yüzlerce yolsuzluk dosyası bulunmaktadır. Ancak bunlarla ilgili de yargı süreçleri işletilmemektedir. Yargı bağımsız ve tarafsız ise Cumhuriyet Halk Partili belediyeler hakkında bir şikayet beyanı, bir gizli tanık ifadesi gözaltı ve tutuklama gerekçesi sayılırken, Adalet ve Kalkınma Partili belediyeler hakkındaki iddialara ilişkin neden işlem yapılmamaktadır? Türkiye’de iktidara yakın olanlara farklı, diğer vatandaşlara farklı uygulanan ikili hukuk sistemi mi işletilmektedir?
*Tüm bu somut vakalar ortadayken, Türkiye’de yargıya güven pek çok araştırmada yüzde 20’nin altına gerilemişken, Adalet Bakanı olarak millete karşı sorumluluk hissediyor musunuz, yaşananlardan rahatsızlık duyuyor musunuz?”