Suriye’de yaşanan son gelişmeleri değerlendiren CHP lideri Özel, “Orta Doğu’da o günün şartlarında sınırlar çizildi, bir kardeş orada kaldı, bir kardeş burada kaldı. Kendimi Suriye’deki Türkmenlerin de Kürtlerin de akrabası olarak görüyorum” dedi. “Oradaki yerel yönetimler üzerinden demokrasi arayışı ve genel Suriye yapısı içinde temsil edilme, eşit vatandaş olma talebini niye çok görelim?” diye soran Özel, “Komşuda felaket olursa sana da felaket gelir” ifadelerini kullandı.
HABER MERKEZİ – CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Karar TV’de gazeteciler Taha Akyol, Akif Beki ve Elif Çakır’ın gündemdeki gelişmelere ilişkin sorularını yanıtladı.,
Suriye’deki gelişmelere değinen Özel, konunun Türkiye’de tartışılma biçimime tepki gösterdi. Özel, “Düne kadar sessiz sedasız takip edilen süreçte bir anda bir Kürt düşmanlığı oldu. Suriye’deki bütün Kürtleri ‘terörist’ olarak görenler var iktidarın bazı kalemlerinde. Bu o kadar incitici bir şey ki” dedi.
“BİR KARDEŞ BU TARAFTA KALDI, BİR KARDEŞ O TARAFTA KALDI”
“Bir kere benim temel itirazım şuna” diyen Özel, sözlerini şöyle sürdürdü:
×Suriye’de 2 milyonun üzerinde Kürt yaşıyor, işte DSG’nin içindeki rakamı 100 bin. Bunun yüzde 55-60’ı Arap aşiretleri. İşte 40 bin, 20 bin tane YPG’nin elemanı var. Bir kere yani Suriye’de sadece YPG’liler yaşıyor diye bir bakış açıları var. Ve Suriye’deki bütün Kürtleri de terörist olarak gören ve neredeyse ‘Atom bombası atalım, bunlardan kurtulalım’ bakış açısı var iktidarın bazı kalemlerinde ve o besleme sosyal medya trollerinde. Ya bir kere tarihsel olarak işte sınırlar nasıl oluşturuldu, Lozan Anlaşması nasıl şartlarda oldu, Sevr ne diyordu, Lozan ne diyordu.? Yani sonuçta Orta Doğu’da o günün şartlarında sınırlar çizildi ve bir kardeş bu tarafta kaldı, bir kardeş o tarafta kaldı. Bunu görmek lazım.
“KENDİMİ SURİYE’DEKİ TÜRKMENLERİN DE KÜRTLERİN DE AKRABASI GÖRÜYORUM”
“Cumhuriyet döneminde bir takım göçler oldu, yer değiştirmeler oldu. Gerçekten ben söylerken, oradakiler kardeşim, kendimi Türkiye’deki bir Türk olarak Suriye’deki Türkmenlerin de akrabası olarak görüyorum, Türkiye’deki Kürtlerin akrabasıyım, Türkiye’deki Kürtlerle akrabaysam Suriye’deki Kürtlerle de akrabayım. Çünkü tarih içinde sınırların nereden çizildiğinin, kardeşliğe engel olacak bir tarafı yok” diyen Özel devamında şunları ifade etti:
NEFRET SÖYLEMİ VE ÇİRKİN DİLE BÜRÜNDÜLER
דBayramlarda birbirine, normal zamanlarda gidip gelmelerden falan. Aslında bunu en çok söylemesi gerekenler, bir anda bir nefret söylemi, bir çirkin dile büründüler. Onu dedim. Herkes söylediği söze dikkat etsin. İkincisi, ya düne kadar hani biz Orta Doğu’yu doğru okuyorduk? Türklerle Kürtlerin birlikteliği çok önemliydi. Suriye’nin üniter devlet yapısını koruması, o yapının içinde Kürtlerin, Türkmenlerin, Araplar, Dürzilerin, Alevilerin anayasal haklarının olması. Anayasal güvence altında birlikte üniter bir devlet olarak bulunmaları. Bizim onlarla ilişki içerisinde olmamız ve bir anda Türkiye ve Suriye birlikte kazanacaktı. Ne oldu şimdi?”
“ORADAKİ YEREL YÖNETİMLER ÜZERİNDEN DEMOKRASİ ARAYIŞINI NİYE ÇOK GÖRELİM?”
Demokratik Suriye Güçleri’nin durumuna dikkat çeken Özgür Özel, “Ben Demokratik Suriye Güçleri içinde Kürtlerin 30-35 bin olduğunu biliyorum, bunlar 100 bin sanıyormuş. 35 bin olduğunu duyunca birden sevinip ‘O zaman tepeleyelim bunları.’ Son bir Kürt’ü de tepelemeyelim. Ve oradaki demokrasi arayışı, yerel yönetimleri üzerinden demokrasi arayışı ve genel Suriye yapısı içinde temsil edilme, eşit vatandaş olma talebini niye çok görelim?” diye sordu.
Suriye’de 2 milyon Kürt’ün yaşadığını anımsatan Özel, şunları dile getirdi:
×Benim temel yaklaşımım bu. Ben bu açılım, çözüm meselesinde gerçekten terörün bitmesi, Türkiye’ye de Suriye’ye de demokrasinin gelmesi ve bunun bir de devamında da Suriye’nin de Türkiye’nin kalkınması. Sömürülen, birileri için savaş yaptırılan, bazı uyanıkların iki tarafa da silah sattığı bir süreçten birlikte kalkınan iki ülke olması umuduyla.
KOMŞUDA FELAKET OLURSA SANA DA FELAKET GELİR
Yani sonuçta Şam’ın, Halep’in, Suriye’deki o kadim kentlerin yakılmasının, yıkılmasının bana ne faydası var, sana ne faydası var? Orada bir medeniyet yeniden kalkınma noktasında ayağa kalkarsa, bunun hem insanlığa faydası var hem de en çok akrabasına. Yani ‘Komşuda pişer bize de düşer’ diye atasözümüz var. Bu iki taraf için de geçerli. Komşuda felaket olursa sana da felaket gelir. Komşuda güzel bir yemek pişerse Halep’te, neden bu yemek yenmesin Türkiye’de afiyetle. Benim meseleye baktığım bu. Ben Suriye’de de terör olsun istemiyorum, Türkiye’de de terör olsun istemiyorum. Suriye’de de Türkiye’de de terör bahanesiyle toplumların üzerinde baskı olsun istemiyorum. Her iki tarafta da demokrasi olsun istiyorum, kardeşlik olsun istiyorum. Bu ezbere laflara ve sürekli şiddet çağıran dile de itiraz ediyorum.
“RAPORUN İÇ İÇELİK İLKESİYLE YAZILMASINI SAVUNDUK”
Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun ortak raporuna değinen Özel, “Arkadaşlarımız rapor yazma aşamasında. Şimdi bir rapor yazılacak. Şu ana kadar bütün partilerde bir uzlaşıyla rapor çıkarma olayı var. Raporun iç içelik ilkesiyle yazılmasını savunduk. Raporun birlikte sahiplenilmesi önemli. Büyük bir sorunu ortadan kaldırmak büyük bir cesaret işi” diye konuştu.
SİHİRLİ KELİME: DEMOKRASİ
Siyasetin “bir uzlaşma ile ilgili” olduğunu kaydeden Özel, “Arkadaşlar rapor aşamasında bunu sağlayabileceklerini düşünüyorlar. Adil yargılanma hakkı sadece PKK’lileri kapsamaması lazım. Bir darbe girişimi olmuş, ‘bu kişilerin dışarı çıkmasını istemiyoruz’ yaklaşımını ben paylaşıyorum. Ama 15 Temmuz’dan sonra dünya kadar yargılama yapıldı ya da yapılmadı. Mesela KHK mağduriyeti. Burada bir demokratikleşme adımı atılacaksa, bu özel yasadan PKK örgütü yararlanmasın. Masum insanlar da mağduriyet yaşıyor. O noktada eşitlik ilkesine uygun şekilde adım atılmasını konuşuyoruz. Sihirli kelime; demokratikleşme. Tüm taraflar sözlerini tutarsa hep birlikte bu işlemi gerçekleştirmekte fayda görüyorum” dedi.
İNFAZ KANUNU
“Sil baştan bir infaz kanununun yapılması gerektiğine inanıyor musunuz?” sorusuna ise Özgür Özel şu cevabı verdi:
“Şüphesiz var. TCK’miz aslında önemli düzenlemeleri olduğu bir infaz kanunuydu. Ama ona emek verenlerin, ‘Bu bizim yaptığımız kanun değil’ dediği berbat bir süreç var. Şu anda hem TCK’nin hem de infaz kanununun baştan ele alınması lazım. Yamalardan oluşuyor.”



