BIG_TP
Bluesky Social Icon
Gerçeğe yeni ses
Nûmedya24

Rojava aynasından ABD-Türkiye ilişkileri

Yusuf Karadaş

ABD emperyalizminin Rojava Kürtleri ile SDG (Suriye Demokratik Güçleri) üzerinden 11 yıl sürdürdüğü iş birliğini hızlıca sonlandırıp Suriye’deki geçici HTŞ (Heyet Tahrir eş Şam) yönetimi ve Türkiye’nin saldırılarına alan açmasının nedenleri üzerine tartışmalar devam ediyor. Bilindiği gibi ABD’nin SDG ile ilişkileri uzunca bir dönem Türkiye-ABD ilişkilerindeki en önemli anlaşmazlık konularından biri olagelmişti. Dolayısıyla bugün ABD emperyalizminin Rojava’ya yönelik saldırı ve kuşatmanın önünü açan tutumunun Gazze’den İran’a ve hatta Orta Asya’ya kadar bölgedeki güç dengelerini yeniden şekillendirmeye yönelik politikası; bu politikada Türkiye’ye biçtiği rolden ve bu bağlamda Suriye’deki geçici HTŞ yönetiminin aldığı pozisyondan bağımsız anlaşılması olanaklı değildir. Halep’ten başlayarak Suriye Kürtleri ve SDG’ye yönelik saldırıların ABD’nin ara buluculuğu ve Türkiye’nin HTŞ’yi teşviki ile 5 Ocak’ta İsrail ve geçici HTŞ yönetimi arasında imzalanan anlaşmadan sonra başlaması da bu gerçeklik içinde anlam kazanmaktadır.

Bugün Saray rejiminin Kürt sorununda yürüttüğü sürecin anlaşılması bakımından da önemli olduğu için tartışmaya bir hatırlatma ile başlamak yerinde olacaktır: ABD emperyalizmi büyük/genişletilmiş Ortadoğu projesi kapsamında Irak müdahalesini gerçekleştirdikten sonra bu müdahalenin beklenen sonucu (Bu müdahale üzerinden İran’ın da hedef haline getirilmesi amaçlanıyordu) doğurmaması nedeniyle bundan sonra nasıl bir politika izlenmesi gerektiğinin belirlenmesi için bir rapor (2006 Baker-Hamilton raporu) hazırlatmıştı. Bu raporda Türkiye ve o dönem yeni resmileşen Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi arasında iş birliğinin teşvik edilerek bu iş birliğinin İsrail’i da kapsaması ve ayrıca Türkiye’nin PKK ile ilgili kaygılarının dikkate alınması gerektiği belirtiliyordu. Bu rapordan sonra 2007’de Erdoğan ve ABD’nin o dönemki Başkanı Bush arasında yapılan görüşmeyle ABD emperyalizminin Türkiye’ye “bölgesel liderlik” rolünü verdiği yeni bir sayfa açılmıştı. Türkiye’nin bu rolü oynayabilmesinin önündeki en önemli engel PKK’nin silahlı bir güç olarak bölgedeki varlığı ve bununla da bağlantılı olarak Kürt sorunuydu. İşte Erdoğan iktidarının 2009’daki ‘açılım süreci’nden bu yana Kürt sorununda yaptığı girişimler asıl olarak ABD emperyalizmiyle iş birliği halinde bölgede üstlenmek istediği ve yayılmacı emellerine de alan açan yeniden dizayn politikasıyla bağlantılı girişimler olarak anlam kazandı.

YAZININ TAMAMI İÇİN TIKLAYIN

Benzer Haberler

Alevi örgütlerinden açıklama |

"HTŞ, Alevilere, Dürzilere, Hristiyanlara, Kürtlere düşmanlık güdüyor"

Nusaybin’den Beyoğlu’na Rojava eylemleri |

"Kobanî ablukada olduğu sürece her yerde sokakta olacağız"

‘Cumhurbaşkanına hakaret’ten gözaltına alınmıştı |

Gazeteci Sedef Kabaş adli kontrol ile serbest bırakıldı

Tedavi edilmeden tutuklandı |

Durumu ciddiyetini koruyor: Koç Ankara’ya sevk edildi

Ana gündem Suriye olacak |

Yılın ilk MGK'si bugün toplanıyor

ABD, İngiltere, Almanya ve Fransa’dan ortak açıklama:

Tüm dış tarafları barış arayışımızda bize katılmaya çağırıyoruz

Suriye ve IŞİD konuşuldu |

Fransa Dışişleri Bakanı Barrot, Fidan'la görüştü

Erdoğan’dan Suriye açıklaması l

"Devlet içinde devlet, paralel ordu olmaz"