Hakan Öztürk
Kürt halkı, Şam Hükümeti’nin güçleri kabul edilen mezhepçi-ganimetçi çetelerle karşı karşıya.
Saldırıyorlar ve sözüm ona bu savaştan çok karlı çıkacaklar. Oysa ki Kürt halkı bulunduğu her coğrafyada demokrasiyi, eşit yurttaşlığı, kadın özgürlüğünü ve laikliği inşa etmeye çalışıyor. Bu nitelikleriyle koskoca Ortadoğu alanında örgütlü bir güç olarak yapayalnız sayılırlar. Eğer Suriye’de bir medeniyet kurulabilecekse, bunun kök hücreleri Kürt halkında.
Kendisiyle yapılan röportajda şöyle anlatıyor durumu Salih Müslim:
“Şam’daki toplantıda tam olarak neler konuşulduğunu da bilmiyorum. Mazlum Ebdi ile görüşemedim, tam anlamıyla o bilir. Ancak şöyle bir detay var bende. Tom Barrack, ‘Haşdi Şabi’ye yönelik saldırılara destek verirseniz, size yönelik saldırıları durdurabilirim’ diyor. Bizimkiler de bunu kabul etmiyor. Bizimkiler, ‘biz özgürlük için savaşan insanlarız, hiçbir zaman kimsenin çetesi olmadık. Kimsenin paralı askeri olmadık. Suriye’de ve dışında bize saldırmayan bir güç ile savaşmayız. Saldırıları durdurmazsanız da biz kendimizi savunuruz’ diyor. Bu yanıt sonrası saldırılar daha da kızıştı.”
Gerçek apaçık ortada. Kürt tarafı diyor ki “biz özgürlük savaşçısıyız, bize saldırmayan güçle savaşmayız”. Bu kadar ilkesizliğin barındığı koşullarda, ne kadar önemli bir ilke savunması. İşte bu yaklaşım üzerine Şam’a bağlı güçler, Kürtlere saldırmak üzere serbest hale geliyor.



