Yüksel Genç
Ahmet El Şara (Colani) pek çok insanlık suçuna sahne olan Halep’te ki saldırıların sonuna doğru, önceki gün itibariyle bir kararname yayınladı.
Kararname, ancak anayasal hüküm içerdiğinde sonuç doğurucu olabilen hak ve özgürlükleri içeriyordu. “Şara” imzalı kararnameye göre; Kürtler Suriye ulusal birliğini parçası sayılıyor, ulusal “egemenlik çerçevesinde Kürt vatandaşların miraslarını ve sanatlarını canlandırma hakkı” tanıyor, Kürtçeyi ulusal bir dil olarak nitelerken seçmeli öğrenebileceğini salık veriyor. 1962 yılında uygulanmaya başlanan yasaların yürürlükten kaldırılması ile Kürtlerin vatandaş kabul edileceğini ilan ediyor.
Tıpkı 10 Mart mutabakatı gibi 8 madde biçiminde düzenlenen bu kararname adeta 10 Mart mutabakatının ilgasını yani ortadan kaldırılmasını öngörüyor. İlgili kararnamenin ilk ve en önemli niyetinin bu olduğunu baştan kabul etmek gerekiyor.
10 Mart mutabakatı idari, siyasi manada kolektif ortaklık ve kuruculuk teklif ederken, 16 Ocak kararnamesi bireysel dahiliyet odaklı dil ve kültür haklarına odaklanıyor. Böylece 10 Mart mutabakatının öngördüğü pozitif entegrasyon biçiminden, Türkiye’nin de öngördüğü negatif entegrasyon biçimine geçişin önü açılmış oluyor.
Kararname adeta Türkiye iktidarının aklının bir ürünü izlenimi yaratıyor. Kararname adeta AKP’nin Kürt açılımının Suriye versiyonunu sergiliyor. Seçmeli dersin yanına Kürtçe bir devlet televizyonu da eklenseymiş aslında olay tamam olurmuş.



