Yücel Özdemir
Dünya adeta bir savaştan diğerine sürükleniyor. Bugün 14. gününe giren ve artık “İran savaşı” olarak adlandırılan ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı saldırı, hiç olmadığı kadar bölgesel bir savaşa dönüşme potansiyelini içinde barındırıyor. Hürmüz Boğazı üzerinde süren belirsizliğin uzaması durumunda savaş kaçınılmaz görünüyor.
Hafta başında Stockholm Barış Araştırmaları Enstitüsünün (SIPRI) dörder yıllık dilimler halindeki kıyaslamalar üzerinden yayımladığı “Uluslararası silah transferlerindeki eğilimler” başlıklı rapor, en fazla silah satanların, savaş koşullarını olgunlaştıranlar olduğunu çarpıcı şekilde ortaya koyuyor.
Genel olarak ihraç edilen büyük silahların hacmi 2021-25 döneminde 2016-20 dönemine göre yüzde 9.2 artmış durumda.
Kendi kurallarına itiraz eden ülkelere karşı hemen askeri yola başvurarak savaş istediğini gizlemeyen ülke olarak ABD, silah ihracında diğer ülkelerle aradaki mesafeyi, her savaştan sonra biraz daha açıyor. Örneğin Suriye savaşının devam ettiği 2011-15 yılları arasında ABD dünya silah ihracatının yüzde 32’sini gerçekleştirirken bu oran 2016-20 arasında yüzde 36’ya, 2021-25 arasında ise yüzde 42’ye yükseldi. Böylece son 10 yıl içinde dünya silah ihracat pastasında ABD’nin payı yüzde 31 artmış oldu. Yani yaklaşık üçte bir…



