97 yaşında hayatını kaybeden sanatçı Haldun Dormen uzun yıllar emek verdiği Muhsin Ertuğrul Sahnesi’ne bu kez veda için çıktı. Vasiyeti üzerine Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde düzenlenen törenin ardından Dormane’in cenazesi Edirnekapı mezarlığına defnedildi.
HABER MERKEZİ – 97 yaşında hayatını kaybeden sanatçı Haldun Dormen için bugün, kendi vasiyeti doğrultusunda, uzun yıllar sahneye emek verdiği Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde anma töreni düzenlendi.

YOLLARA FOTOĞRAFLARI YERLEŞTİRİLDİ
Dormen için Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde düzenlenecek anma töreni öncesinde yollara Dormen’in gençlik fotoğrafları yerleştirildi.
‘TEK BİR ÖMRE SIĞMIŞ ONLARCA ÖMÜR’
Çok sayıda sanatçı dostunun da katıldığı anma töreninin sunumunu oyuncu Halit Ergenç üstlendi. Gözyaşlarını tutmakta zorlanan Ergenç, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
“Biliyorum, o hepinizin Haldun Dormen’iydi. Hepinizin onunla ilgili çok özel anıları var. Nihayetinde tek bir ömre onlarca ömür sığdırmış bir insandan bahsediyoruz. Ne desek eksik kalır.”
Konuşmanın ardından Haldun Dormen için hazırlanan video, salonda bulunanlar tarafından dakikalarca ayakta alkışlandı.
Törende konuşan Göksel Kortay, “Tiyatromuzun ışığı söndü” dedi ve Dormen’i “Haldun Dormen üretken bir ağaçtı” sözleriyle andı.
Nevra Serezli “Ben hocamı kaybettim, geçmişimi kaybettim. Uzunca yıllar acı çekti, şimdi hepimiz acı çekiyoruz” dedi.
Oğlu Ömer Dormen ise “Yüzeysel değil, hayata cidden inanarak tutunurdu. Bu hayat ve insanla kurduğu derin bir ilişkiydi” diye konuştu.
Mustafa Alabora, “Ben dostumu, İstanbul da beyefendisini kaybetti. Burada olamayan, oğlum Mehmet Ali Alabora için ona son kez dokunacağım” dedi sahnedeki konuşmasında.
Gülben Ergen, “Türk sinema ve tiyatrosunun çok önemli bir ismini kaybettik. Birlikte uzun yıllar çalıştık. Benim yaşamımdaki eksikliği çok büyük olacak” derken Selçuk Yöntem ise Dormen için, “Türk tiyatrosunun mihenk taşlarından biriydi. Yeri doldurulamayacak bir insan” ifadelerini kullandı.
HALDUN DORMEN DEFNEDİLDİ
6 Ocak’ta hastanede tedavi altına alınan Dormen’in entübe edildiği, oğlu Ömer Dormen tarafından 12 Ocak’ta kamuoyuyla paylaşılmıştı. Dormen, 21 Ocak’ta tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi.
Haldun Dormen için düzenlenen anma töreninin ardından, Dormen’in cenazesi Teşvikiye Camii’ne götürüldü. Dormen için öğle namazını müteakiben cenaze namazı kılındı.

Cenazeye İstanbul Valisi Davut Gül, Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Tamer Karadağlı, Gürkan Uygun, Erdal Özyağcılar, Erol Evgin, Demet Akbağ gibi sanat ve siyaset camiasından çok sayıda isim, yakınları ve sevenleri katıldı.
Kılınan cenaze namazının ardından Dormen’in tabutu cenaze aracına yüklenerek defnedilmek üzere Edirnekapı mezarlığına defnedildi.
SANATÇI İZZET GÜNAY FENALAŞTI
Eski dostu Haldun Dormen’e veda etmek için cenazeye gelen sanatçı İzzet Günay de cenaze töreni sırasında bir anda yere yığıldı. Günay, ailesi tarafından ambulansla hastaneye götürüldü. İzzet Günay’ın ambulansa bindikten sonra sağlık görevlilerine ve yanında toplanan sanatçı dostlarıyla sevenlerine gülümsediği görüldü.
HALDUN DORMEN KİMDİR?
Haldun Dormen 5 Nisan 1928 tarihinde Mersin’de dünyaya geldi. Babası, Kıbrıslı bir iş insanı olan Sait Ömer Bey, annesi İstanbullu bir paşa kızı olan Nimet Rüştü Hanım’dır. Ailenin soyadı Önder iken, babası iddialı bulduğu bu soy isim yerine ‘anlamı olmayan’ Dormen soyadını tercih etti, böylece soyadları Dormen oldu.
Bir yaşına basmadan, ailesi İstanbul, Şişli’ye yerleşti. 20 yaşına kadar Atatürk Evi’nin karşısındaki Ömer Bey Apartmanı’nda yaşadı. Sekiz yaşında geçirdiği bir kaza sonucu sol ayağı sakatlandı.
Dormen, 1959’da halkla ilişkiler alanında dünyaca tanınan bir isim olan Betül Mardin ile evlendi. Sekiz yıl süren evliliğinden Ömer adlı bir oğlu dünyaya geldi.
ORTAOKULDA SAHNEYE ÇIKTI
Sahneye ilk defa Galatasaray Lisesi’nde ortaokul öğrencisi iken Demirbank adlı oyununda yirmi beş kuruş rolüyle çıktı. Lise öğrenimini Robert Kolej’de tamamladı.
Tiyatro eğitimini ABD’de Yale Üniversitesi’nde aldı. Yüksek lisans derecesiyle mezun oldu. İki yıl süreyle Amerika Birleşik Devletleri’nde çeşitli tiyatrolarda oyunculuk ve yönetmenlik yaptı.
Hollywood’da Pasadena Playhouse’da 4 oyunda oynadı. İstanbul’a döndüğünde önce Muhsin Ertuğrul yönetimindeki Küçük Sahne’ye girdi ve ‘Cinayet Var’ başlıklı oyundaki dedektif rolüyle ilk kez Türkiye’de seyirci karşısına çıktı.
O sıralarda Beyoğlu Parmakkapı Sokak’ta genç amatörlerle birlikte 60 kişilik bir cep tiyatrosu kurdu.
22 Ağustos 1955 gecesi Süreyya Sineması’nda Dormen Tiyatrosu’nun ilk oyununu sergiledi. 1957 Eylül’de Küçük Sahne’nin kendisine teklif edilmesiyle oyunlarını sergilemeye orada devam etti.
DORMEN TİYATROSUNU KURDU
1957’de Papaz Kaçtı komedisi ile Dormen Tiyatrosu’nu kurdu. Erol Günaydın, Altan Erbulak, Metin Serezli, Nisa Serezli, Erol Keskin, İzzet Günay, Yılmaz Köksal, Ayfer Feray gibi onlarca sanatçı yetiştirdi. Topluluk en parlak dönemini 1957-1972 yılları arasında yaşadı. 1961’de Türkiye’deki batılı tarzda ilk müzikal olan Sokak Kızı Irma’yı sahneledi. Gülriz Sururi, buradaki Sokak kızı İrma rolüyle Türkiye’ye adını duyurdu.
Dormen Tiyatrosu 1962’de Beyoğlu’ndaki tarihî Ses Tiyatrosu’na geçti, 10 yıl süreyle faaliyetini orada sürdürdü. Oynadığı oyunların başlıcaları; Bit Yeniği, Şahane Züğürtler, Erol Günaydın ile Cemal Reşit Rey’in yazdığı Yaygara 70’tir.
Haldun Dormen’in yönettiği Bozuk Düzen filminden, Bedia Muvahhit, Bergin Doruk ve Ekrem Bora
Bozuk Düzen ve Güzel Bir Gün İçin başlıklı iki sinema filmi yönetti. Bu filmlerde Dormen kadrosunun yanı sıra Belgin Doruk, Ekrem Bora, Nurhan Nur, Müşfik Kenter, Nedret Güvenç gibi isimler de yer aldı. Bu iki film 1966 ve 1967 yıllarında Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde yedi ödül kazandı. Ama gişede beklenen ilgiyi göremedi.
ÜNİVERSİTE, TELEVİZYON, GAZETE…
1972’de borçları nedeniyle tiyatrosunu kapatmak zorunda kalıp televizyona, yazarlığa ve hocalığa yöneldi. İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Müzikal Bölümünde sahne dersleri verdi.
Aralarında Unutulanlar, Anılarla Söyleşi, Kamera Arkası, Popstar Türkiye gibi programların olduğu onlarca programla televizyonda devamlı yer aldı.
Aynı yıllarda Milliyet gazetesinde Çeşitlemeler başlıklı köşesiyle köşe yazarlığına başladı. Milliyet gazetesindeki yazılarını sekiz yıl sürdürdü.
1981’de Egemen Bostancı ile tanıştı. Hisseli Harikalar Kumpanyası, Şen Sazın Bülbülleri gibi müzikalleri yazıp yönetti. 1984’te Egemen Bostancı’nın ısrarıyla Feriköy’deki 637 koltuklu İdil Sineması’nı devralarak Komedi Tiyatrosu adıyla yeniden tiyatro kurdu.
17 yıl sürecek olan bu tiyatronun adı Komedi Tiyatrosu olsa da hep Dormen Tiyatrosu olarak anıldı.2002 yılında ekonomik nedenlerle tiyatrosunu kapatmış fakat çeşitli tiyatrolarda oyunculuğuna ve yönetmenliğine devam etmiştir.
Tiyatrosunu yeniden kurduğu 1981 yılında TRT adına Haftanın Sohbeti başlıklı bir televizyon programı yapmaya başladı.
LÜKÜS HAYAT YENİDEN SAHNEDE
1933 yılında sahnelendiğinde büyük ilgi görmüş Lüküs Hayat müzikalini 1985’te İstanbul Şehir Tiyatroları’nda Gencay Gürün’ün yapımcılığında yeniden sahneye koydu. Oyun çok büyük ilgi gördü ve 28 yıl aralıksız sahnelendi. Dormen, Lüküs Hayat’ı daha sonra İzmir ve Mersin operalarında ve Eskişehir Şehir Tiyatroları’nda sahneledi.
ABD’de yayımlanan Nanny adlı komedi dizisinin Türkiye versiyonu olan ve 2001-2002 yılları arasında yayımlanan Dadı dizisindeki Uşak Pertev rolü ile geniş kitlelerce tanındı.
Dormen, dördü otobiyografik olan Sürç-ü Lisan Ettikse, Antrakt, İkinci Perde, Nerede Kalmıştık başlıklarıyla beş kitap ve on iki oyun yazdı. Cumhuriyetin kuruluş yıllarında kadın sahne sanatçılarının yaşadıklarına ışık tutan Kantocu başlıklı eseri İstanbul, Eskişehir, Ankara’da sahnelendi.
Yaşamı boyunca iki yüz ellinin üstünde ödül kazanan sanatçı, İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nda ders verdi. Hacettepe Üniversitesi tarafından fahrî doktora ünvanı ile ödüllendirildi.
2009 yılında, Kedi Sahne Sanatları’nın sahnelediği Moliere’in Kibarlık Budalası adlı oyununda Mösyö Jordain rolü ile sekiz yıl aradan sonra yeniden oyunculuğa döndü. Oyun, on yılda 600 kez sahnelendi.
Dormen’in hayatı, yönetmenliğini Selçuk Metin’in üstlendiği, senaryosunu Zeynep Miraç’ın kaleme aldığı “Yaparsın Şekerim” (2022) adlı belgesele konu oldu.




