PKK silah bıraktı ama soru ortada duruyor: Türkiye barışı yönetebilecek mi? Barış, yalnızca silahların bırakılmasıyla değil, adaletin tesisiyle mümkündür. Pekiyi, devlet bunu sağlayacak mı? Dünyadaki benzer silahsızlanma süreçlerinde neler yaşandı?
HABER MERKEZİ- Türkiye’de tarihî bir dönemeç yaşanıyor. PKK, silahlarını yaktı ve silahlı mücadeleye son verdiğini ilan etti. Bu adım, onlarca yıllık çatışmalı sürecin ardından hem bölgesel hem de küresel siyasette yeni bir kapı aralıyor. Ancak silahların susması, barışın kendiliğinden geleceği anlamına gelmiyor. Aksine, şimdi hem devleti hem de Kürt hareketini bekleyen asıl sınav başlıyor.
Bu tarihsel eşik aynı zamanda bir turnusol işlevi de görüyor: Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Kürt sorununu silahsız yöntemlerle çözme iradesine ve kabiliyetine sahip mi?
Şimdi asıl soru bu.
27 ŞUBAT’TAN 11 TEMMUZ’A: ZAMAN ÇOK HIZLI İLERLİYOR
27 Şubat’ta Abdullah Öcalan tarafından yapılan Barış ve Demokratik Çözüm çağrısı, 1 Mart’ta PKK’nin ateşkesi ardından 5-7 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirilen 12. Kongre ile PKK’nin fesih ve silahların devre dışı bırakılması kararı yeni döneme girişin tarihi adımları olarak kayıtlara geçti.
PKK, 12 Mayıs’ta “pratikleşme süreci Abdullah Öcalan tarafından yönetilmek ve yürütülmek üzere” örgütsel yapısını feshettiğini, silahlı mücadele yöntemini ve PKK adıyla yürütülen çalışmaları sonlandırma kararının alındığını duyurdu.
Öcalan’ın 9 Temmuz 2025’te yaptığı görüntülü açıklamanın ardından, 11 Temmuz’da Barış ve Demokratik Toplum Grubu olarak 30 gerillanın silahlarını törenle yakması sürece yeni bir ivme kazandırdı. Silahların bırakılması sürecinin nasıl işleyeceği, dünyadaki deneyimlerden hangisi/hangilerinin model alınacağı bilinmiyor. Bu hafta Meclis’in gündeminde “Barış ve Demokratik Çözüm Süreci”ni dengeli kotarabilecek bir komisyonun kurulması görevi var.
Komisyonun oluşmasıyla birlikte “müzakere” faaliyetleri hız kazanacak.
Sürecin şu ana kadar ilerleyişini sağduyuyla takip eden her kesim silahsızlanmanın bir “son” değil, karmaşık bir “başlangıç” olduğunu düşünüyor. Barışın kurumsallaşması, Öcalan’ın yaşam ve çalışma koşullarının düzeltilmesi, demokratik hakların tanınması, geri dönüşlerin planlanması, cezaevlerinin boşaltılması, kültürel hakların anayasal güvenceye alınması ve yerel demokrasi gibi başlıklar yeni dönemin ana eksenlerini oluşturuyor.
“HER ÇATIŞMA KENDİNE ÖZGÜDÜR, ÖNEMLİ OLAN MÜZAKERELERİN SÜREKLİLİĞİ”
Peki dünyanın diğer ülkelerinde bu tip müzakereler nasıl yönetildi?
Kuzey İrlanda’da 30 yıl süren çatışmalı sürecin barışa evrilmesi de 13 yıl sürdü. Ve bu süreçte önemli rol oynayan ABD’li senatör George Mitchell, “her çatışma kendine özgüdür. hepsinin koşulları farklıdır. Hepsine uyan tek bir formül yoktur. Hepsi kendi tarihi bağlamında kendi özgünlükleri üzerinden değerlendirilmelidir” diyordu, BBC’ye verdiği demeçte. Mitchell’a göre süreçte müzakerelerin sürekliliği önemliydi…
DÜNYA DENEYİMLERİ NE ANLATIYOR?
IRA (Irish Republican Army/İrlanda Cumhuriyet Ordusu)
1960’lardan 1998’e kadar süren çatışmalarda 3.500’den fazla insan hayatını kaybetti. 1994’te ilk ateşkes ilan eden IRA, 1998’de Good Friday (Hayırlı Cuma) Anlaşması’na imza attı. Anlaşmanın ardından kurulan Bağımsız Uluslararası Silahsızlanma Komisyonu, IRA’nın silahlarını teslim sürecini yönetti. Süreç şeffaf ilerlemek zorundaydı; kamuoyunun silahların imha edildiğine ikna edilmesi için bağımsız gözlemciler sürece dahil oldu. Silahsızlanma 2005’te tamamlandı. Ancak bu adım, İngiltere’nin Sinn Féin ile kurduğu uzun soluklu müzakere mekanizmasının ardından geldi.
Devlet, silahsızlanma sonrası güven tesis edici reformlar yaptı. Süreç halk oylamasıyla meşrulaştırıldı.
İngiliz Hükümeti ile IRA arasında varılan anlaşma ile IRA’nın siyasi kolu olan Sinn Fein, Kuzey İrlanda Parlamentosu’nda ve Britanya Parlamentosu’nda temsil hakkı elde etti. Sinn Fein Lideri Gerry Adams, İngiliz Parlamentosu’na seçildi.
Kuzey İrlanda Meclisi kuruldu. İrlanda’da özerk hükümet kuruldu. Kuzey İrlanda’da görev yapan İngiliz polis teşkilatı lağvedilip, İrlanda Polis Servisi kuruldu. Genel af çıkarıldı. Cezaevindeki IRA ve diğer örgüt üyeleri tahliye edildi.
FARC (Kolombiya Devrimci Silahlı Güçleri)
1964’de kurulan FARC ile Kolombiya hükümeti 2016 yılında Havana’da anlaşmaya vardı. Bu anlaşmanın ardından BM denetiminde silahlar toplandı ve imha edildi. Anlaşma ile 13 bini aşkın gerilla silah bıraktı, bunlardan 7 bini aşkın gerilla topluma entegre oldu. Genel af uygulandı ve toprak reformu yapıldı. Hakikat komisyonu kurularak kayıpların bulunmasına yönelik adımlar atıldı. Silah bırakan gerillalar için özel kurulan mahkemelerde cezalandırma yapılmadı ancak tazminat önceliklendirildi. FARC siyasi bir partiye dönüştü.
Süreç, tüm zorluklarına rağmen geniş kapsamlı bir planla yürütüldü.
ETA (Euskadi Ta Askatasuna- Bask Yurdu ve Özgürlüğü) – İspanya
1959 yılında BASK bölgesinin bağımsızlığını esas alarak kurulan ETA, 2011’de silahlı faaliyetlerini bırakma kararı aldı. 2017’de silahlar teslim edildi. 2018’de de ETA kendini feshetti. İspanyol devleti ETA’’nın özür dilemesini ve adli sorumluluğu kabul etmesini istedi. Sivil toplum örgütleri öncülüğünde silahların imhası; Bask bölgesinde siyasi temsilin devamı ve yerinden yönetim mekanizmaları oluşturuldu.
Silahların imhasından sonra geçen süre içinde BASK bölgesinde bölge parlamentosu kuruldu. Bask bölgesinin kendi polis gücü vardı ve kendi dilinde eğitim, sağlık, güvenlik ve vergi toplama yetkilerine sahip oldu.
Genel af çıkarılmadı ama başka bölgelerdeki ETA mahkûmları BASK bölgesindeki cezaevlerine nakledildiler. Oradan da tahliye oldular.
ETA ile İspanya hükümetlerinin yaptığı görüşmelere; İngiltere eski Başbakanı Tony Blair’ın, IRA’nın siyasi kanadı olarak görülen Sinn Fein partisi lideri Gerry Adams’ın, Norveç ve İsviçre hükümetleri ile İsviçre’de konuşlu Henri Dunant adlı enstitünün arabuluculuk yaptı.
AÇE (Aceh – GAM) – Endonezya
1976’dan itibaren Endonezya’nın Açe bölgesinde bağımsızlık mücadelesi veren Özgür Açe Hareketi GAM, 2005’te Helsinki Anlaşması ile silah bıraktı. Barış görüşmelerinin hemen ardından Endonezya ordusu AÇE’den çekildi. AÇE’ye özerklik verildi, yerel partilerin kurulması engeli ortadan kalktı, ekonomik kaynaklar üzerinde yerel yetki tanındı. Bu yetkiyle petrol ve doğal kaynak gelirlerinin yüzde 70’e kadar olan kısmını almaya hak kazandı. Sürecin başarısı, devletin reformlara açık yaklaşımıyla mümkün oldu.
BARIŞ SÜREÇLERİNDE KOMİSYONLARI NELER BEKLİYOR?
Bu konudaki en özet çalışma 2012 yılında Norveç Barış İnşası Kaynakları Merkezi için Dr. Véronique Dudouet tarafından hazırlandı. “Barış süreçlerinde silahsızlanma ve terhis” konulu raporda çatışma çözümü, barış inşası ve arabuluculuk alanlarında politika önerileri yer alıyor.
Rapor, silahsızlanma ve terhis süreçlerinin zamanlaması, sıralaması, sahiplenilmesi ve yöntemleriyle ilgili son barış süreçlerinden çıkarılan derslere odaklanıyor.
GERİLLALARIN SİLAHLARA NİHAİ OLARAK VEDASI İÇİN GÜVENCE ŞARTI
Dudouet’nin raporu, silahlı hareketlerin genellikle ancak şu koşullar sağlandığında resmi olarak silah bırakmaya, birliklerini dağıtmaya ve komuta yapılarını feshetmeye razı olduklarını savunuyor:
×
- Savaşçılarının güvenliği ve refahının sağlanacağından emin olduklarında,
- Esas çatışma konularında kapsamlı anlaşmalara varıldığında,
- Siyasi hedeflerine ulaşacaklarına — ya da en azından bu hedefleri şiddet dışı yollarla etkili biçimde sürdürebileceklerine — inandıklarında.
SAVAŞÇILAR NASIL KORUNACAK?
Raporda, yürütülecek barış süreçlerinin, terhis edilen savaşçıların yaşamlarını ve özgürlüklerini güvence altına alacak özel tedbirleri de içermesi gerekliliğine vurgu yapılıyor: Şartlı af uygulamaları, terör listelerinden çıkarılma, hukuki statülerinin tanınması gibi yasal düzenlemeler ya da olası saldırılara karşı bireysel koruma planları.
Dudouet bu doğrultuda arabuluculara ve barışın inşası aktörlerine de şu pratik önerileri sunuyor:
×Silahsızlanma ve devlet reformlarının eşzamanlı uygulanmasına yönelik zaman çizelgeleri belirlenmeli.
Terhis sürecindeki savaşçıların güvenliğini sağlamak amacıyla, uygun bireysel ve kolektif koruma planları önerilmeli.
Barışın uygulanmasının ilk aşamalarında bütünlüğü ve disiplini korumak için, çatışma taraflarıyla birlikte bağlama özgü geçici mekanizmalar geliştirilmeli.
Silahların yönetimi ve terhis süreçlerinin sahiplenilmesi için savaşçılar sürece dâhil edilmeli, bu sahiplenme desteklenmeli.
Silahsızlanma (DDR), güvenlik sektörü reformu (SSR) ve demokratikleşme süreçlerini destekleyen farklı barış inşası aktörlerinin çalışmaları koordine edilmeli; bu süreçlerin tutarlı biçimde planlanması ve eşzamanlı uygulanması sağlanmalı.
Tarafların talep etmesi durumunda, güven artırıcı bir önlem olarak, mutabık kalınan taahhütlerin uygulanması izlenmeli ya da doğrulanmalı.