İran’da protestoculara yönelik saldırıların bilançosu ağırlaşıyor. İnsan hakları kuruluşları her gün artan sayıları paylaşırken, Iran International sadece 8-9 Ocak’ta en az 36 bin 500 kişinin öldürüldüğünü ileri sürdü. Öbür yandan ABD’nin Orta Doğu’ya askeri yığınağı sürüyor ve İran’a yönelik olası müdahale gündemin önemli başlıklardan biri.
HABER MERKEZİ – İran ve Rojhilat’ta (Doğu Kürdistan) 28 Aralık’ta başlayan rejim karşıtı protestolara yönelik rejim güçlerinin ölümcül müdahelesinin sonuçlarına dair yeni veriler ortaya çıkıyor, yaşanan can kayıplarına ilişkin bilanço ise her geçen gün ağırlaşıyor.
HRANA: ÖLÜ SAYISI 5 BİN 848’E, SORUŞTURULAN ÖLÜ SAYISI 17 BİN 91’E ÇIKTI
İran resmi verilerine göre, 21 Ocak itibarıyla yaşamını yitirenlerin sayısı 3 bin 117 ve İran İslam Cumhuriyeti daha sonra herhangi bir veri paylaşmadı.
ABD merkezli İran İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (HRANA), protestoların 29’uncu günü dolayısıyla yeni veriler paylaştı.
×Buna göre, teyit edilen toplam ölüm sayısı 5 bin 848’e ulaştı. Bunlardan 5 bin 520’si protestocu, 77’si 18 yaş altı çocuk, 209’u hükümete bağlı güvenlik mensubu ve 42’si protestocu olmayan veya sivil.
HRANA, soruşturma altında olan ölü sayısının ise 17 bin 091 olarak duyurdu.
Toplam tutuklama sayısı 41 bin 283’e ve ağır yaralananların sayısı 7 bin 804’e çıktı.
Bu arada 31 ildeki 197 şehirde toplam 645 protestoyla ilgili olay kaydedildiği belirtildi.
IRAN INTERNATIONAL’A GÖRE, 8-9 OCAK’TA 36 BİN 500’DEN FAZLA KİŞİ ÖLDÜRÜLDÜ
Bu arada Farsça yayın yapan dijital medya platformu İran Uluslararası’nın (Iran International) Yayın Kurulu, çarpıcı bir iddiada bulundu. Kurul tarafından incelendiği kaydedilen belgelere göre, 8-9 Ocak tarihlerinde ülke genelindeki protestoların bastırılması sırasında güvenlik güçleri tarafından 36 bin 500’den fazla İranlı öldürüldü ve bu, tarihteki en ölümcül iki günlük protesto katliamı oldu.
İran Uluslararası Yayın Kurulu’nun internet sitesinde yer alan açıklamada şöyle denildi:
“İran International, Tahran ve diğer şehirlerde bir dizi tutuklunun yargısız infaz edildiğine dair raporlar ve kanıtlar aldı. Morglardan yayınlanan görüntüler, bazı yaralı vatandaşların hastanede tedavi görürken başlarından vurulduğuna dair şüphe bırakmıyor.
Görüntülerde ayrıca bazı vakalarda tıbbi tüplerin ve hasta izleme ekipmanlarının cesetlere bağlı kaldığı görülüyor. Diğer vakalarda ise göğüste kalp izleme elektrotları görülebiliyor; bu da bu kişilerin başlarından vurulmadan önce tıbbi bakım altında olduklarını düşündürüyor. Birçok doktor ve hemşire de İran International’a yaralı hastalara “son vuruş” yapıldığını söyledi.
İran International’ın Yayın Kurulu, 13 Ocak’taki önceki açıklamasında, baskı nedeniyle en az 12 bin kişinin öldüğünü bildirmişti.”
×SATO: PROTESTOLARDA CAN KAYBI 20 BİNİN ÜZERİNDE OLABİLİR
İran resmi makamlarınca açıklanan verilerin aksine, insan hakları kuruluşlarının internet yasağının bulunduğu İran’da son derece kısıtlı imkanlarla elde edebildiği veriler çok farklı sonuçlar ortaya koyuyor.
İran Güvenlik Konseyi, 21 Ocak’ta yaptığı açıklamada, ABD ve İsrail’i sorumlu tuttuğu protestolarda resmi olarak ölüm sayısını 3 bin 117 olarak duyurmuştu.
Ancak bu resmi açıklamanın aksine, 19 Ocak’ta Reuters haber ajansına konuşan ve adının açıklanmasını istemeyen bir İranlı yetkili, İran ve Rojhilat’taki protestolarda en az 5 bin kişinin öldüğünü doğrulamıştı.
İnsan hakları örgütleri de resmi verilerin gerçeği yansıtmadığını savunuyor. Bloomberg’in aktardığına göre, Birleşmiş Milletler’in İran’daki insan hakları özel raportörü Mai Sato, ülkedeki doktorlardan gelen bilgilere dayanarak, protestoların bastırılması sırasında ölen sivillerin sayısının 20 binin üzerinde olabileceğini ifade etti.
Yüzlerce kişinin fotoğrafları BBC’ye ulaştırıldı | İran’da öldürülenler tanınmaz halde
Ölüm vakalarının açıklananlardan çok daha yüksek olabileceğine ilişkin iddialar daha önce de gündeme gelmişti. İngiltere merkezli The Sunday Times gazetesi, sağlık çalışanlarının verilerinden hareketle, “protestolarda ölenlerin sayısının 16 bin ila 18 bin arasında olabileceğini” yazdı.
Farsça yayın yapan dijital medya platformu İran International de daha önce, “İran’ın yakın tarihinin en büyük katliamı” yaşandığını ve sadece 8 ve 9 Ocak’ta en az 12 bin kişi öldürüldüğünü gündeme getirmişti.
İran’da protestolar 20’nci gününde | Can kayıpları karartmanın gölgesinde artıyor
“ÜÇ KURŞUNUN PARASINI ÖDEDİK, O ZAMAN CENAZEYİ VERDİLER”
Fransa’nın Liberation gazetesi de yayımladığı “İran’da protestoların üçüncü haftası: ‘Üç kurşunun parasını ödedik, ancak o zaman cenazeyi verdiler’” başlıklı haberinde, İran’da yaşananlarla ilgili çarpıcı tanıklıklara yer verdi.
İran’da kitlesel protestoların başlamasından üç hafta sonra, internetin neredeyse tamamen kesildiği ülkede baskının boyutları tanıklıklarla ortaya çıkıyor. Güvenlik güçlerinin öldürülen protestocuların cenazelerini ailelere para karşılığı teslim ettiği iddiaları, toplumda öfke ve çaresizliği derinleştiriyor.
35 yaşındaki Mehdi, en yakın arkadaşı Hessam’ın cenazesinin ardından yaşadıklarını anlatırken bitkin ve uykusuz. “Yirmi yıllık arkadaşımı toprağa verdik. Ama cesedini alabilmek için beş gün bekledik” diyor. Mehdi’ye göre, Hessam protestolar sırasında güvenlik güçleri tarafından öldürüldü. Arkadaşlarıyla birlikte cesedi almak için hastaneye gittiklerinde Basij güçlerinin saldırısına uğradılar.
“Bizi hemen teşhis ettiler. Hiç soru sormadan dövdüler, hakaret ettiler” diyen Mehdi, yetkililerin kendilerinden önce televizyona çıkıp Hessam’ın protestocular tarafından öldürülmüş bir Basij üyesi olduğunu söylemelerini istediklerini aktarıyor. Bu teklifi reddetmeleri üzerine, cenazeyi teslim etmek için para talep edildiğini söylüyor:
“İstedikleri para, hepimizin bir yıllık maaşına yakındı. Bunun bir kısmının cenaze masrafı, bir kısmının da arkadaşımı öldürmek için kullanılan mermilerin bedeli olduğunu söylediler. Buna ‘cephane bedeli’ diyorlardı. Üç kurşunun parasını ödedikten sonra cesedi teslim ettiler.”
“SALONLAR CESETLERLE DOLU”
37 yaşındaki restoran müdürü Abbas da, eşinin kuzeninden dört gün boyunca haber alamadıklarını ve onu Tahran’daki adli tıp merkezinde bulduklarını anlatıyor. “Üç saat boyunca ekranda ölü yüzlerine baktım” diyen Abbas, salonların cesetlerle dolu olduğunu söylüyor.
Yetkililerin devlet medyası aracılığıyla “normalleşme” mesajları vermesine karşın, başkentte hayat büyük ölçüde durmuş durumda. Birçok dükkân kapalı ya da boş, bazı kent sakinleri şehri terk etmiş, kalanlar ise baskı korkusuyla evlerine çekilmiş durumda. Gösterilerin merkezi olan meydanlar Basij milisleri, çevik kuvvet ve zırhlı araçlarla kontrol altında tutuluyor.
“HANGARLARDA ÜST ÜSTE YIĞILMIŞ CESETLER VARDI”
Ölümlere dair tanıklıklar ise her geçen gün artıyor. 24 yaşındaki öğrenci Shayan, Beheşt-i Zehra Mezarlığı’nda gördüklerini şöyle anlatıyor: “Hangarlarda üst üste yığılmış cesetler vardı. Çocuk cesetleri de vardı. Kamyonlar geliyor, cesetler indiriliyor ve üst üste atılıyordu.”
İRAN’DAN ABD’YE MESAJ: SALDIRILARA DAHA GENİŞ KAPSAMLI KARŞILIK VERECEĞİZ
Bu arada ABD’nin Orta Doğu’ya yönelik askeri yığınağı sürüyor. Birkaç gün içinde uçak gemisi dahil olası bir savaşa yetecek düzeyde araç ve mühimattın sevkiyatının tamamlanacağı bildirilirken, bu gelişmeler ABD’nin İran’a olası müdahalesi çerçevesinde değerlendiriliyor.
Tasnim haber ajansının bildirdiğine göre, İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, ABD’nin ülkesine askeri saldırıya hazırlandığı yönündeki iddialara ilişkin, her türlü saldırıya “geniş kapsamlı” karşılık verileceğini söyledi. Bekayi, “İran, hem kapasite ve kabiliyetlerine hem de haziran ayı (savaşı) dahil geçmiş tecrübelerine güvenmektedir. Daha güçlü durumdayız. İran, her türlü saldırıya daha geniş kapsamlı ve pişman edici bir karşılık verecektir” diye konuştu.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi ile ABD’nin Özel Temsilcisi Steve Witkoff’un mesaj alışverişinde bulundukları iddialarını da yalanlayan Bekayi, ayrıca Irak ile Suriye’den “teröristlerin girişine ilişkin güvenlik temaslarının sürdüğünü” ve Tahran-Bağdat yakınlaşmasının ABD’de endişe yarattığını söyledi. Bununla birlikte Irak’ın, kendi politikasını ve çıkarlarını belirlemede tek yetkili olduğunu vurguladı.
Bekayi, Avrupa Parlamentosu’nun Devrim Muhafızlarını terör listesine alma kararını ise “saçma” olarak nitelendirerek, bunun “birçok sonucu” olacağını ve Tahran’ın buna yanıt vereceğini belirtti.
Suriye, IŞİD tehlikesi ve İran | Maliki geliyor, Rubio ‘İran etkisi’ için uyardı



