Fehim Taştekin
Zor zamanlarda kitabın ortasından girmek evladır. İran’a karşı saldırının hiçbir meşru gerekçesi yok! Küresel haydutluk kendi ezberinden ilerliyor. İran’da rejimin karakterini ya da kendi halkına karşı günahlarını bombaların gölgesinde konuşmak, saldırganın meşruiyet safsatasına yarıyor. Bugün gündem, tam anlamıyla pedofili bataklığındaki Epstein rejimi ile Filistin topraklarındaki işgalci terör rejiminin İran’a dayattığı bir savaştır. Kaba yalanlara sarmalanmış sahte gerçekliklere dayalı bir savaş. Amerikan hegemonyasını reddeden herkese dokunan bir savaş!
Filistin’e desteğin İsrail’e desteği ilk kez geçtiği ve Yahudi devletinin Amerikalıların sırtında yüke dönüştüğünü düşünenlerin arttığı bir kamuoyu eğilimi karşısında, ABD Başkanı Donald Trump’ı İran’a saldırmak için son şans olarak gören İsrail, Yahudi lobisi ve Hıristiyan siyonist cephe sonunda dediklerini yaptırdı. Senatör Lindsey Graham, ABD nasıl ki Japonya’yı atom bombasıyla yola getirdiyse, Filistin’in de İran’ın da başına gelmesi gereken şeyin ‘Dümdüz olmak’ olduğunu pervasızca savundu ve sonunda muradına erdi.
Saldırı 12 günlük savaşta olduğu gibi nükleer dosya üzerine yürütülen müzakerelerin tam ortasında geldi. Uluslararası Atom Enerjisi Kurumunun (UAEK) teknik rehberliğinde yol alan Cenevre’deki son görüşmeye düşülen not, ‘Olumlu gidiyor, pazartesi teknik görüşmeler olacak, hemen ardından heyetler tekrar buluşacak’ yönündeydi.



