DEM Parti Grup Başkanvekili Koçyiğit, İran’da devam eden protestolar ve rejimin sert müdahalesi hakkında konuştu: “DEM Parti olarak durduğumuz yer nettir; biz halkların onurlu yaşam talebinin yanındayız.”
HABER MERKEZİ – DEM Parti Meclis Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, İran’da devam eden protestolara ve bu protestolara yönelik rejimin saldırısı ile yaşanan can kayıpları ve gündemdeki konulara dair Meclis Genel Kurulu’nda konuştu.
Ortadoğu’nun geleceğini belirleyen tarihsel bir kavşakta olduğunu belirten Gülistan Kılıç Koçyiğit, “Bugün İran’da itiraz edenler sadece yoksullaşan kesimler değil yaşamının tamamında baskı altına alınmış olan toplumun bizzat kendisidir. Ekonomik kriz siyasal krizin, siyasal kriz ise toplumsal adaletsizliğin aynasına dönüşmüştür. Özellikle, etnik ve inançsal farklılıkların yoğun olduğu bölgelerde uygulanan güvenlikçi politikalar, rejimin sorunu çözmek değil aslında yönetmek, zamana yaymak ve bastırmak istediğini açık ve net göstermektedir” dedi.
“DURDUĞUMUZ YER NETTİR”
Gülistan Kılıç Koçyiğit, binlerce insanın katledildiğini, gerçeklerin duyurulmaması için internete erişimin kesildiğini ve rejim güçlerinin doğrudan halkı hedef aldığını belirterek, “Eşitliği tanınmayan hiçbir düzen istikrar üretemez ve ayakta duramaz“ dedi.
Çoğulculuğu kabul etmeyen yapıların geleceğinin olmadığını dile getiren Gülistan Kılıç Koçyiğit, şöyle konuştu:
Türkiye açısından da tüm bu yaşanan gelişmeler çok önemlidir. Komşu ülkelerde yaşanan her kriz bize demokrasinin ertelenemez bir ihtiyaç olduğunu bir kez daha göstermektedir. Demokratikleşme yalnızca iç mesele değil bölgesel barışın da anahtarıdır.
DEM Parti olarak durduğumuz yer nettir; biz halkların onurlu yaşam talebinin yanındayız, inkârı değil tanınmayı, bastırmayı değil diyaloğu, korkuyu değil özgürlüğü savunuyoruz. Çünkü biliyoruz ki halkların iradesini yok sayan hiçbir düzen kalıcı değildir. Gelecek, halkların söz sahibi olduğu demokratik bir zeminde kurulacaktır.
İran molla rejiminin halkları katleden, idam sehpalarıyla bütün itirazları yok etmeye çalışan anlayışını buradan bir kez daha kınıyoruz.”



