Hediye Levent
Suriye’de yönetim devrileli beri çatışmanın eksik olmadığı Halep’in SDG kontrolündeki mahallelerinde, normalde çatışma birkaç saat ya da birkaç gün sürerdi, uluslararası platformdan ABD başta olmak üzere taraflar devreye girerdi ve çatışmalar bir sonraki gerginliğe kadar yatışırdı. Ancak bu defa öyle olmadı. SDG’nin, kontrol ettiği Şeyh Maksut ve Eşrefiye Mahallelerinden çıkarılmasının yanı sıra on binlerce insan geri dönüp dönemeyeceklerini bilmeden evlerini terk etmek zorunda kaldı ve bir kere daha yollara düştü. Zaten Halep’in bu mahalleleri iç savaş döneminde defalarca göç etmek zorunda kalan insanların sığındığı yerlerden biriydi.
Çatışmalar SDG’nin Fırat Nehri’nin batısında mevcut olduğu son noktalar olan Deir Hafir ve Meskene hattına kaydı. Görünen o ki, SDG tamamen Fırat Nehri’nin doğusuna itilmeden bu süreç durmayacak. Peki bu süreci nasıl yorumlamak gerek, gidişata dair sahada konuşulan senaryolar neler?
Halep’teki çatışmalarda Türkiye’nin, desteklediği gruplar üzerinden etkili olduğu aşikar. Türkiye sadece Halep’te değil Suriye’nin tamamında bir SDG varlığının devam etmesine şiddetle karşı olduğunu her fırsatta gösteriyor. SDG’yi PKK’nın Suriye kolu olarak nitelendiren Ankara’ya göre Türkiye’deki çözüm sürecine SDG’nin de dahil olması ve Öcalan’ın silah bırakma çağrısına uyması gerekiyor.
Diğer taraftan Türkiye ve İsrail arasında Suriye sahasındaki nüfuz mücadelesinde, İsrail, ülkenin güneyinde istediğini almış ya da alacakmış gibi görünüyor. Tel Aviv ve Şam heyetleri ABD’nin ara buluculuğunda doğrudan temaslara da başladı. Henüz imzalanacağı kesinleşmeyen güvenlik anlaşmasının detayları belirsiz ancak İsrail son bir yıl içinde işgal ettiği Golan Tepeleri gibi askeri, su kaynakları ve güvenlik stratejileri açısından kritik noktalardan çıkmayacağını söylüyor. Zaten Şam’ın İsrail’i Suriye’den çıkarmak bir tarafa müzakerelerde pazarlık yapabilecek caydırıcı askeri ya da diplomatik kapasiteye sahip olmadığı da açık. Kısacası maddeleri belirsiz olsa da güvenlik anlaşması daha imzalanmadan İsrail’in Suriye’nin güneyinde istediğini aldığını söylemek yanlış olmaz. Buna karşılık Amerika’nın da Suriye’nin kuzeyinde Türkiye’nin hamlelerine göz yumduğu bir süreç başladı.



