Meclis’te çalışan çocuklara yönelik cinsel taciz davasının ilk duruşması görüldü. Davayı izlemek isteyen kadınlar ve gazeteciler, polis barikatıyla engellenerek mahkeme salonuna alınmadı. Sanıklardan biri “Mesajı attım, boşluğuma geldi. Çok pişmanım” derken diğer sanıklar ise taciz suçlamalarını kabul etmedi. Mahkeme, tutuklu dört sanığın tutukluluk halinin devamına karar vererek duruşmayı 9 Şubat’a erteledi.
HABER MERKEZİ – Mesleki Eğitim Merkezi (MESEM) kapsamında Meclis lokantasında çalıştırılan stajyer öğrencilerin Meclis personeli tarafından sistematik tacize maruz bırakılmasına ilişkin açılan davanın ilk duruşması Ankara Adliyesi 57’nci Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Mahkeme, tutuklu dört sanığın tutukluluk halinin devamına karar vererek duruşmayı 9 Şubat’a erteledi.
Duruşma öncesi çok sayıda kadın örgütü, çocuk dernekleri, DEM Parti ve CHP’li kadınlar adliye önünde bir araya gelerek, basın açıklaması yaptı. Duruşma öncesinde adliye koridoruna yoğun polis konuşlandırılırken, duruşmayı izlemek isteyenlerin büyük bölümü salona alınmadı.
GAZETECİLER VE KADINLAR DAVAYA ALINMADI
Kadınlar, duruşmayı izlemek için adliyeye girmek istedi. Ancak polis kapı önünde kalkanlar ile barikat kurdu. Kadınlar, engellemeye rağmen bina girdi. Kadınlar “Koruma aklama yargıla” sloganları ile duruşma salonu önüne geldi. Duruşma salonu önünde de kurulan polis barikatı ile kadınların salona girişi bir kez daha engellenmeye çalışıldı. Kadınların tepkisi sonucu buradaki barikatlar kaldırıldı. Duruşmaya yalnızca milletvekili ve avukatların katılmasına izin verilirken, kadınlar ve gazeteciler ise salona alınmadı.
‘MESAJ ATTIM PİŞMANIM’
BirGün’den Mustafa Bildircin’in aktardığına göre, sanıklardan İbrahim Beşlioğlu, stajyer öğrenciye gönderdiği mesajları kabul ederek, “Mesajı stajı bittikten sonra attım, boşluğuma geldi. Çok pişmanım” dedi.
Beşlioğlu savunmasında, 14 yıldır Meclis’te çalıştığını belirterek şunları söyledi:
“Bir akşam moralim bozuktu, WhatsApp’tan mesaj attım. Sadece S’ye yazdım. Kesinlikle fiziksel temasım olmadı. ‘Karımla mutlu değilim’ dediğim doğrudur. Çok pişmanım, özür diliyorum.”
Hakimin, “Stajyerlerin kendi aralarında paylaşıldığı doğru mu?” sorusuna ise Beşlioğlu, “Görevlendirme anlamında söyleniyor, cinsel bir maksat yok” yanıtını verdi.
‘UYARMAK İÇİN KOLUNDAN TUTTUM’
Sanıklardan Durmuş Uğurlu, stajyere “iş yapmadığı için” dokunduğunu öne sürerek, “Kolundan tutarak yanıma çektim, cinsel bir niyetim yoktu” dedi.
Uğurlu, kendisine atfedilen sözleri reddederek, “Ben kimseye ‘Su gibi içerim seni’ demedim” ifadelerini kullandı.
Sanık Ramazan Çetin ise “bir stajyerin staj sonrası kendisini aradığını, ailesiyle tartıştığını söyleyerek para istediğini, bu nedenle para gönderdiğini ve eşinin de durumdan haberdar olduğunu” savundu.
‘SABAH SAATLERİNDE CİNSEL TACİZ OLMAZ’ SAVUNMASI
Sanık avukatı Halil Kaplan, savunmasında, “Sabah saatlerinde cinsel taciz olmaz. Sanık trafikten gelmişti, cinsel haz amacı yoktu” ifadelerini kullandı.
38 yıldır Meclis’te çalıştığını söyleyen sanık Recep Seven de suçlamaları reddederek, “Stajyerlere evladım gibi baktım. Bu iddiaları kabul etmiyorum” dedi.
Halil İlker Güner ise stajyere attığı mesajları kabul etti ancak taciz iddiasını reddederek “Bu ifadeleri arkadaşlar arasında da kullanırım. Fiziksel temasım olmadı” dedi.
KURUMLARDAN DAVAYA KATILIM TALEBİ
Sanık ifadelerinin ardından; Ankara Barosu Kadın Hakları Merkezi, Ankara Barosu Çocuk Hakları Merkezi, TBMM Hukuk İşleri Başkanı İsmail Aydos, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Özgürlük İçin Hukukçular Derneği davaya katılma talebinde bulundu.
TBMM Hukuk İşleri Başkanı Aydos, üç sanığın Meclis’ten ihraç edildiğini belirterek, “Gazi Meclis bu suçtan zarar görmüştür” dedi.
STAJYER ÖĞRENCİ: BİZE ‘BAŞINIZ YANAR’ DENİLDİ
Mağdur stajyer, SEGBİS üzerinden psikolog eşliğinde verdiği ifadede, Durmuş Uğurlu’nun kendisine laubali davrandığını söyledi.
Annesinin durumu Staj Bürosu’na bildirdiğini belirten öğrenci, “Bize ‘Sizin başınız yanar’ denildi” ifadelerini kullandı. Ayrıca TBMM Destek Hizmetleri yöneticisi Umut Can Bulut’un sanığı savunduğunu aktardı.
Mahkeme, tutuklu dört sanığın tutukluluk halinin devamına karar vererek duruşmayı 9 Şubat’a erteledi.
ANKARA KADIN PLATFORMU: TACİZ MÜNFERİT DEĞİL
Duruşma öncesi Adliye önünde açıklama yapan Ankara Kadın Platformu, tacizin münferit değil, yıllara yayılan ve sistematik olduğuna dikkat çekti.
Eylül Soyluoğlu, “Ülkenin en ‘güvenli’ olması beklenen, halkın iradesinin temsil edildiği söylenen Meclis’te bile çocukların istismara maruz bırakılması, ülkedeki çocuk politikasına dair durumun vahametini net olarak gösteriyor. Çünkü çocukları değil failleri koruyan, çocuk düşmanı, kadın düşmanı cinsiyetçi politikalar da bu Meclis’ten çıkıyor” dedi.
“MESEM’LERDE ÇOCUKLAR CİNSEL İSTİSMARA MARUZ BIRAKILIYOR”
Çocuğa yönelik taciz vakalarının son 20 yılda yüzde 10 oranında arttığını söyleyen Eylül Soyluoğlu, “Çocuklar MESEM’lerde çıraklık eğitimi adı altında işçileştiriliyor, bedenlerinin kaldıramayacağı işlerde ve sürelerde çalıştırılarak yaşam hakları ellerinden alınıyor. MESEM’lerde çalıştırılan kız çocukları cinsel istismara maruz bırakılıyor. Her üç çocuktan biri derin yoksulluk koşullarında hayatta kalmaya çalışıyor, çocuklar okula beslenme çantaları boş gidiyor. Kışkırtılmak istenen toplumsal kutuplaşma, öfke ve şiddet çocuklara da yansıyor” diye belirtti.
Eylül Soyluoğlu, bu politikalara karşı çocuklar için koruyucu ve önleyici politikalar geliştirilmediğine dikkat çekerek, son yıllarda meclisten geçirilen yasaların kadın ve çocukları nasıl etkilediğine dair verilere yer verildi.
“ÇOCUKLAR İÇİN ADALET İSTİYORUZ” DEDİ, TALEPLERİ AÇIKLADI
“Çocukları korumayan bu düzene de, çocuk istismarını meşrulaştırmak isteyen bu zihniyete de geçit vermeyeceğiz. Çocuklar için adalet istiyoruz” diyen Soyluoğlu, taciz davasına dair taleplerini şu başlıklar altında sıraladı:
×
- Denetim yükümlülüğünü yerine getirmeyen Meclis yönetimi tüm yaşananlardan sorumludur. Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş görevinden derhal istifa etmelidir.
- Meclis’te yaşanan istismarın tüm failleriyle birlikte sorumluları da yargılanmalıdır.
- Üstünü örten, geciktiren, gizleyen herkes hesap vermelidir.
- Tacize, çocuk istismarına sıfır tolerans ilkesi ile asla ama asla çocuk istismarı failleri hiçbir infaz düzenlemesine dâhil edilmemelidir.
- Çocuk istismarı davalarında etkin soruşturma ve cezai yaptırım süreci hızlı bir biçimde işletilmeli ve kısa sürede sonuçlandırılmalıdır. Faillerin, kurumların “itibarı” değil, ‘ama’sız ‘fakat’sız çocuğun üstün yararı gözetilmelidir.
- Devlet, yükümlülüğünü yerine getirerek; çocuğa karşı istismar suçu işleyen her türlü kişi, kurum ve yapılarla ilgili cezasızlık politikasına derhal son vermeli ve çocuğun cinsel istismarının yolunu açan, failleri güçlendirerek çocukları savunmasız bırakan hiçbir yasal dayanağa yer verilmemelidir.
- Devlete kadınları ve çocukları koruma, şiddeti önleme, failleri cezalandırma ve bütüncül politikalar geliştirme yükümlülüğü veren İstanbul Sözleşmesi’ne derhal geri dönülmelidir!
NE OLMUŞTU?
TBMM lokantasında staj yapan çocukların Meclis çalışanları tarafından cinsel istismara maruz bırakıldığı ortaya çıkmış, olayların yıllardır sürdüğü iddia edilmişti.
Skandalın ardından 1 kişi devlet memurluğundan çıkarılmış, 2 kişinin iş akdi feshedilmişti.
Savcılık tarafından hazırlanan iddianamede 5 sanık hakkında, “Çocuğa karşı cinsel taciz” ve “Sarkıntılık yapmak suretiyle çocuğun cinsel istismarı” suçlarından 16 yıl 6 aya kadar hapis cezası istendi.



