BIG_TP
Bluesky Social Icon
Gerçeğe yeni ses
Nûmedya24

Okyanusu kendilerinden nasıl kurtaracaklar? I

 Açık Denizler Anlaşması yürürlüğe girdi

Okyanusu kendilerinden nasıl kurtaracaklar? I

Yaklaşık 20 yıl süren müzakerelerin ve 60’tan fazla ülkenin bu tarihi anlaşmayı onaylamasının ardından, Açık Denizler Anlaşması 17 Ocak 2026 tarihinde resmen yürürlüğe girdi.  Peki bu anlaşma okyanusları kurtarmaya yetecek mi? İmzayı atanlar aynı zamanda açık denizleri tehdit edenler.

HABER MERKEZİ- Uzun müzakerelerin ardından yürürlüğe giren Açık Denizler Anlaşması, uluslararası sularda koruma için bir ilki temsil ediyor.  Bu gelişme, ulusal yetki alanlarının ötesindeki denizlerde biyoçeşitliliği korumaya yönelik bugüne kadar oluşturulmuş en kapsamlı ve en güçlü küresel hukuki çerçeveyi temsil ediyor. Ancak çevre örgütleri ve bilim insanları, balıkçılıktan madenciliğe uzanan yapısal tehditler karşısında bu metnin tek başına yeterli olmayacağı uyarısında bulunuyor.

Gezegenin yarısına yakınını kaplayan, ulusal sınırların ötesindeki açık denizler için yıllardır beklenen hukuki çerçeve yürürlüğe girdi. Bugün resmen uygulanmaya başlayan Açık Denizler Anlaşması, okyanus yönetişiminde “tarihi bir dönüm noktası” olarak sunuluyor. Ancak sahadaki gerçeklik, metnin vaatleri ile denizlerin maruz kaldığı tahribat arasındaki mesafenin hala büyük olduğunu gösteriyor.

Açık denizler, okyanusların üçte ikisinden fazlasını oluşturuyor. Deniz tabanı ve su sütununu kapsayan bu alanlar, iklimin düzenlenmesinde kilit rol oynuyor; karbon ve su döngülerinin görünmez omurgasını oluşturuyor. Bir zamanlar “boş” sanılan bu alanlar bugün, dünyanın en büyük biyolojik çeşitlilik rezervlerinden biri olarak kabul ediliyor. Buna rağmen, bugüne kadar bu müşterek alanları korumaya yönelik bağlayıcı bir uluslararası hukuk mekanizması bulunmuyordu.

Mart 2023’te üzerinde uzlaşılan ve 60 ülkenin onayıyla yürürlüğe giren anlaşma, bu boşluğu doldurmayı hedefliyor. Metin, açık denizlerde deniz koruma alanları ağı kurulmasının önünü açıyor; çevresel etki değerlendirmelerini zorunlu kılıyor ve gelişmekte olan ülkelere teknik destek vaat ediyor. Kağıt üzerinde bakıldığında, bu yeni rejim okyanusların geleceği için umut verici.

Ancak çevre savunucuları daha temkinli. Onlara göre sorun, yalnızca kuralların varlığı değil, bu kuralların hangi ekonomik ve politik çıkarlar karşısında uygulanabileceği.

AÇIK DENİZLERİ TEHDİT EDENLER KİMLER?

Foto:Greenpeace

Bugün açık denizler çoklu bir baskı altında. Endüstriyel balıkçılık, özellikle dip trolü gibi yöntemlerle deniz tabanını adeta tarıyor. Yasa dışı ve denetimsiz avcılık, türleri çöküşün eşiğine sürüklüyor. Plastik ve kimyasal kirlilik, okyanus akıntılarıyla en uzak noktalara kadar taşınıyor. İklim krizinin yol açtığı ısınma ve asitleşme, deniz ekosistemlerini sessizce zayıflatıyor.

Bunlara bir de henüz tam olarak başlamamış ama etkileri şimdiden tartışılan bir faaliyet ekleniyor: derin deniz madenciliği. Nikel, kobalt ve manganez gibi “kritik mineraller” için okyanus tabanının kazılması, geri dönüşü olmayan ekolojik yıkım riski taşıyor. Yapılan testler, bu faaliyetlerin deniz tabanı canlılarının önemli bir bölümünü etkilediğini ortaya koyuyor.

Dahası anlaşmayı onaylayan bazı ülkeler, aynı zamanda deniz tabanı madenciliği yarışında yer alıyor. Bu çelişki, metnin uygulanmasında karşılaşılacak siyasi gerilimlerin habercisi.

KORUMA KAĞIT ÜZERİNDE KALIR MI?
Anlaşma, çevresel etki değerlendirmeleri ve koruma alanlarıyla yeni bir çerçeve sunsa da, uygulamanın ulusal iradelere ve uluslararası kurumların etkinliğine bağlı olduğu açık. Uzmanlar, yalnızca açık denizlerin değil, kıyı ve ulusal suların da güçlü biçimde korunması gerektiğini vurguluyor. Zira aşırı avcılık ve kirliliğin en yoğun olduğu alanlar çoğu zaman bu bölgeler.

Açık Denizler Anlaşması, kuşkusuz önemli bir başlangıç. Ancak okyanusların kaderi, bu hukuki metnin ötesinde, devletlerin ekonomik çıkarları mı yoksa gezegenin sınırlarını mı esas alacağı sorusunda düğümleniyor. Açık denizler için asıl sınav şimdi başlıyor.

Erzurum’da atölyede patlama |

Yangında 2 işçi hayatını kaybetti

DEM Parti duyurdu |

İmralı Heyeti Öcalan ile görüşmeye gitti

“Ölürsem gözüm açık kalacak“ |

Seyid Rıza’nın torunu Zeliha Polat yaşamını yitirdi

İşkenceyle öldürüldü, itiraf edildi, failler korundu |

Cumartesi Anneleri Abdullah Canan için adalet istedi

“İmralı ziyareti gerçekleşecek” |

Temel, Öcalan’ın DSG için mesajını anlattı